• BIST 107.749
  • Altın 143,535
  • Dolar 3,5290
  • Euro 4,1420
  • Ankara 26 °C
  • İstanbul 25 °C
  • İzmir 28 °C

73,5 Milyar doları ABD bonolarına yatırmak zorunda mıyız?

Oğuz Güler

Geçen haftalarda Merkez Bankamızın elinde fiziki olarak 40 milyar dolar kadar parası olduğunu ve Allah göstermesin yeni bir kumpasla hükumeti Ekonomik olarak çökerterek seçim ateşine atma gayreti olur diye endişelendiğimi kısmen yazmıştım. Ne kadar içten bir şekilde hükümete inanıyor ve güveniyorsam da demokratik yollardan çökertemeyecekleri Ak partiyi ekonomik yönden zorladıkları için Merkez Bankamızın ABD tahvil rakamını artırmaya zorladığı yönünde içimde şüpheler artmakta. Türkiye uzun vade yani 10 yıllık dolar borçlanmalarını ortalama yüzde 6 faiz ödeyerek yapıyor. ABD aynı vadede yüzde 2,3 faiz oranıyla borçlanıyor. Ancak Türkiye, yüzde 6 faizle borçlandığı dolarları bu defa gidip % 2,3 faiz oranıyla ABD’ye tahvil alarak niye borç olarak veriyor, anlamakta güçlük çekiyorum. Ama kısmen zorla bunu yaptırıldığı için fiziki dövizimizin az olmasını istediği ortada. Hangi ülke ister pahalıya alıp ucuza vermeyi.
 
Merkez Bankası dün döviz rezervlerinin 134 milyar dolara civarında diye açıkladı. Buna göre rezervlerin, 21,5 milyar doları altın, 7,2 milyar doları bankaların munzam döviz varlıkları ve 7,2 milyar doları mevduat olarak biliniyor. Bu arada kalan 104 milyar dolar menkul kıymetlere yani tahvile falana yatırılmış.

ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre Türkiye Merkez Bankasının 73,4 milyar doları Amerikan Hazine bonolarında gözüküyor. ABD’ye borç verilen tutar Ağustos 2014’te birden yaklaşık 20 milyar dolar artarak 54,5 milyar dolardan 73,4 milyar dolar olmuş. Bu arada Çin Merkez Bankası ABD Hazine Bonosu tutarını 1 trilyon 305 milyar dolardan 1 trilyon 265 milyar dolara indirgemiş. Yani Çin’in sattığı bonoların yarısını biz almış veya bize zorla verilmiş gibi. Bizim MB'a sorduğumuz da, rezervleri değerlendirmek için garantili daha yüksek yol yok diyecekleri kesin. Bu parayı içeride %6 faizle zaten satar ve yatırım olur denmemesi çok garip.Oysa bizimkilere sorunca sizin aklınız ermez rezervleri Amerikan Hazine Bonosu’na yatırmak en iyisi cevabını alırsınız. Zaten Çin veya başka ülkeler de böyle yapıyormuş derlerse buna da inanmalısınız. Oysa Çin 1.3 trilyon doları yavaş yavaş azaltsa da stratejik olarak tuttuğundan onların hesabı başka ve ellerinde çok fazla kullanamadıkları döviz olunca ABD tahvili almaları normal. Yatırım boşluğu olsa parayı kesin raya kaydırırlar.
 
Oysa 18. eserim olan TUDEM yani yeni geliştirdiğim Turizme Dayalı Ekonomi Modeli ele alınabilse bu sıkıntılara gerek kalmaz. Bu modelle %3-4 arası para bulabilir ve bu parayı da geri ödemedeki "para kart" veya bu sisteme özel kredi kartları ile faiz absorbe edilerek sistemin oluşturduğu katma değerle gelen paranın faizleri 10 misli karşılar ama TUDEM'i küreseller engellediğinden bu sevda konusunu yeni kitabımla aşmaya çalışacağız desem de Konya ovasına 77,9 ve GAP'a 98,2 milyon lira ödenek ayrılması utanç verici. Hiç faiz alma o paranın onda birini bu projeye yatır. Kaldı ki bu ayrılan ödenekle 50 yılda bu yatırımlar belki tamamlanabilir. Zaten toplam bütçeden ayrılan paranın yarısı personel gideridir bu unutulmamalı. Bende 200 milyar para toplarız diyorum ama göründüğü gibi bu para ancak ve ancak bizim kısmi bağımsız olmamızı sağlamaktan öte gitmeyecek. Elimiz de fazla döviz olsa ABD bizim tahvillere paranızı yatıracaksınız diye bizi zorlayamaz. Zaten borç almadığımız için projeden gelen para faizli olsa da oluşturduğu katma değer ile belki 1 trilyon dolar kaynak oluşturacağından sömürge halimiz kısmen sonlanacak. Niye kısmi bağımsız dedim derseniz F-16'larınız havada imha edilebiliyorsa, Heronlarınız ulaştığı bilgileri PKK'ya da veriyorsa kısaca teknolojide ve bankacılıkta tam dışa bağlıysanız hala yarı sömürgeyiz diyebiliriz.

 


Geçen hafta TÜİK tarafından açıklanan Tarımsal üretim 2.tahminlerine göre; Buğday üretimi geçen yıla göre 2014’te yüzde 13,8 oranında azalarak 19 milyon tona, Arpa üretimi yüzde 20,3 oranında azalarak 6,3 milyon tona, çeltik üretimi 7,8 oranında azalarak 830 bin tona, baklagillerden nohut üretimi yüzde 11,1 oranında azalarak 450 bin tona, kırmızı mercimek yüzde 16,5 oranında azalarak 330 bin tona düşmüş. İşte bu GAP ve Konya ovası yatırımlarının ne denli önemli olduğunu ortaya koyuyor. Fazlaya al düşüğe parayı kullandır ama bu arada tarımsal yatırım ve sanayiye değil ABD kağıtlarına paranı yatır. demek ki hükumet rahat değil. Biz bu çıkmazı kendi geliştirdiğimiz formüllerle aşmalıyız. Kısaca TUDEM bu yönü ile çok önemli hale geliyor...
  
Anlaşılacağı üzere Türkiye’de tarımsal üretim veya diğer üretimler gerileyince Anadolu’da ticaret azalıyor. Tabii Anadolu’da hareket azalınca diğer sektörlere talep gelmiyor. Talep gelmeyince durgunluk büyük merkezlere yansımaya başlıyor memur şehri Ankara ile sanayi ve ekonominin başkenti İstanbul’da esnafın işleri de iyi gitmiyor. Bu durum her yöne kötü yansıyor. Esnaf, inanın önümüzü, yolumuzu kesip ekonomide durgunluk var yazsanıza diyor yazsan bir türlü yazmasan bir türlü. İşte Anadolu’dan gelen bu durgunluğun etkisiyle ekonominin başkenti İstanbul’da esnafın işlerinin zayıfladığını söylemek herhalde yanlış olmaz. Geçtiğimiz hafta 3 gün Kayseri'ye gittim. İnanın esnaf ve pazarcı dostlar aday olsan bile bu doğruları yaz. Çünkü burada seçmen kualisyon istemiyor ama ekonomik sıkıntı oy sıkıntısını oluşturmuş diye düşünüyorum. Bundan haberleri olsun ki bizi şu çapsız 2 muhalefete partisine muhtaç etmesinler diyenlerin bu sözünü doğru bulduğumdan gerçekleri yazmadan edemedim. Lehimize gelişmeler olursa gurup disiplinine uyar sıkıntıları sadece rapor ederek bildirmekten başka yapacak bir şeyler olmasa diye düşünürüm. Kaldı ki bu sıkıntıyı TUDEM ile aşabileceğimizi bir çok dost biliyor ama sıkıntı olmadan usulü dairesinde sıkıntıyı da hatırlatmak gerek.
 

Hadi benim TUDEM'i bir kenara bırakalım ABD'de bonolarında ki 73,5 milyar doları niye yatırımcımıza vermiyoruz bunu biri bana açıklasın. Rezervlerin büyük bir kısmını kendi ülkendeki güvenilir yatırımcılara kullandırmalıyız. Kendi bankalarımıza kredi verebiliriz. Böylece Türkiye’de ki yatırımlar artınca piyasa canlandırıp büyüme artışı ve yeni istihdam alanları oluşturabiliriz. Ayrıca bu yatırımlarla artan üretim piyasa da ucuzluk ve o da enflasyonun düşmesini sağlar. Nobel ödülü alan iktisatçı J. Stiglitz; hep döviz rezervlerinin hep yanlış kullanılması yüzünden dünya ekonomisinin durgunluğa girdiğini, aktarır. Gelişmekte olan ülkelerin yatırıma yöneltecekleri kaynakları, rezerv biriktirerek, ABD’ye borç olarak kullandırıp kendi büyüme hızlarını düşürdüklerini söylemesi çok doğru bir tez.

O hâlde bizim hükumetimiz ve Merkez Bankamız ABD tahvil politikasını gözden geçirmeli. Eğer bu arada bir politik baskı sonucu tam 20 milyar dolar tutarında para, ABD Hazine bonolarına yatırıldıysa bu çok kötü bir tehdit olsa gerek. Bu durumda derhal TUDEM masaya yatırılmalı. Demek ki Ali Babacan yeni bir yol bulamadığından son durağa gelmek üzereyiz. İşte ben uzun adama inandığım ve güvendiğim için ve bu ülke için kefenle gezdiği için onu kandırdıkları düşüncesi ile TUDEM'e sarılmalıyoz diye bu denli sert bir öz eleştiri yapıyorum. Bu ülke yüzde 6 faiz oranıyla döviz kredisi alıp, ardından yüzde 2,3 faizle birileri ucuza yaşasın diyerek borç verecek kadar aptalsak bu Ali Babacanın eseridir. Israrla yeni bir yol bulamadıkları için aynı sistemi devam ettirmesi adına Ali Babacanın 3. döneminden sonra dışarıdan bağımsız bakan olmasına da sıcak bakmak zorundayız. Çünkü benim TUDEM'i yapmasalarda yeni bir yol bulana kadar Babacan gerekli.
 
 
Sanırım bizim Cumhurbaşkanımızın dediği gibi ülkemiz Çin, Rusya, İran, Hindistan, Türki cumhuriyetler ile  okyanus doğusuna yani Malezya, Güney Kore, Endenozya vs. vs'e yaklaşmamız gerek ve bunun için biraz daha zamana ve TUDEM'e ihtiyacımız var. anlaşılan o ki, biz son 20 milyar doları mecburiyetten yatırdık ve ABD iktidarı döviz oyununa getirmek için bunu yaptı. Biz de ilişkiler düzelsin diye 20 milyar dolarlık fiziki parayı sokak kağıdı bonolarına yatırdık. Bu para ile 60 milyar dolar fiziki dövizimiz elde olsaydı küreseller ekonomik kriz olgularını düşünemezdi bile. Demek ki hala benim yeni ekonomi modelim TUDEM bu ülkeye acil lazım bay Ali Babacan... 18. kitabımı haftaya size ulaştıracağım okuyun ve mutlaka cevap bekliyorum... Cumhurbaşkanımız bile zatalinizin bizi hangi batağa götürdüğünüzü biliyor ama çıkış yolu bulsa siz yoksunuz bunu iyi biliniz...Çıkış yolu TUDEM'de biline....
Bu yazı toplam 1082 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim