• BIST 109.314
  • Altın 152,858
  • Dolar 3,8291
  • Euro 4,5018
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 16 °C
  • İzmir 18 °C

Adalet Bakanlığı'na sesleniyorum

Eyüphan Kaya

Adalet, adalet, adalet!

Eğer adaleti sağlayabilseydik ülkemizde bir çok sorun kendiliğinden çözülürdü.

Elalem bilsin ki şu anda 36 yıllık ceza alan mahkumların kahır ekseriyeti,  o sözün ona abdestli, namazlı paralel polislerinin işkencesi sonucu kabul ettirildiği ifadelerle cezaya çarptırılan kimselerdir.

Güya umutlanmıştık ki, çözüm süreciyle birlikte bu masum vatandaşlarımız da anne babalarına, çoluk çocuklarına ulaşacaklardı. Maalesef çözüm sürecinin bir tarafı sözünde durmadı ve umudumuz yeşermedi. Bu masum insanlar da hala cezaevlerinde sürünmeye devam ediyorlar.

Kanaatim o ki bir ülkede vatandaşın cezaevlerinde yatma oranı da adalet mekanizmasının bir göstergesidir. Sanırım 100 binden fazla vatandaşımız cezaevinde yatmakta olup, çoğunluğu da siyasidir. Unutmayalım! Siyasi cezalar görecelidir. Bazen öyle durumlar oluyor ki, ceza veren, ceza alandan daha çok suçlu bile olabilir.

Adalet Bakanlığı'nın siyasi genel af için kollarını sıvaması lazımdır diye düşünüyorum.

Ayrıca ceza tevkif ve infaz evlerimiz de hayata katkı verecek kapasitede ve fiziki yapıda değil bence.

Özellikle yönetimlerinde ciddi sıkıntılar var. Bu tür yerlere vatandaşımız girince orada ruhi ve mesleki açıdan eksiğini tamamlayarak gelmesi gerekirken, özgürlüğünü kısıtlamanın yanı sıra psikolojik sıkıntılarla da ekstradan tedip ediliyor maalesef.

Ben 1993-95 yılları arasında Emirdağ’da çalışıyordum. Cumhuriyet savcımız mahkumlarla selamlaşıyor, onlara zaman ayırıyor, öyle ki cezası biten mahkum keşke savcımızla az daha kalabilseydik diye söyleniyordu, o melaike gibi Savcıya birileri belden aşağı bir iftira attı ve tayınını oradan kaldırdılar.

Livata suçundan dolayı yakalan bir  mahkumu halk galeyana gelerek linç etmeye kalkıştı, belediye başkanı, kaymakam bir türlü halkı teskin edemezken o muhterem savcı mikrofonu alır almaz halkı teskin etmeyi başardı.

Artık eski tas eski hamam tarzı yönetimler para etmiyor. Hem vatandaşlarımızın suç oranını azaltmak için projeler üretmeliyiz, hem de ceza evine giren vatandaşımızın orada bir “kof” haline gelmemesi için gayret sarf etmeliyiz.

Bu konuda en büyük vazife Adalet Bakanlığı'na düşüyor.

İnfaz memurları alırken dikkatli olmaları lazım ve işinde başarılı olmayanlar varsa kurum değiştirmeleri için ikna olmaları gerekir diye düşünüyorum.

Hele hele görüş günlerinde ziyaretçilere karşı daha nazik olmaları gerektiği kanaatindeyim. Cezaevi çalışanlarının ne mahkuma ne de yakınına söz yada davranışıyla sıkıntı verme lüksüne sahip değildir. Bu böyle biline!

Ziyarete gelen zaten gönlü kırık geliyor,  bari gösterilen ilgiden bir az teselli bulsun değil mi?

Sakın ola siyasilerimiz oraya buraya ceza evi yapacağız demesinler, tam tersine “öyle bir adalet geliştireceğiz ki bu ceza evlerinizi boşaltacağız ve bu binalar kamu yararına değerlendireceğiz” desinler.

Malumunuzdur Ömer bin Abdulaziz zamanında kimi hakim devlete müracaatta bulunmuş “kimse mahkemeye gelmiyor, oturduğumuz yerde maaş alıyoruz bu da helal değildir” diyerek görevden ayrılmayı talep etmişler. Utanmadan, sıkılmadan böyle bir döneme “çağdışı” diyenler var. Vah, vah!

Yüce MevlamızKitabimübinde ne buyuruyor. “Adil olunuz, takvaya ulaşan en kısa yol adaletten geçer”, işte meydan işte Kur’an.

Bilmem bana katılır mısın?

 

İnternethaber.com’dan alıntıdır

Bu yazı toplam 1027 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim