• BIST 109.062
  • Altın 144,715
  • Dolar 3,4964
  • Euro 4,1185
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 24 °C
  • İzmir 27 °C

ADINA BAKMADAN KIRDILAR ELLERİMİ

Müslüm Aslan

Bak yine kâğıda yağdım yüzüm siyah.

Bin yıl geçmiş sanki aradan, hıçkırık kokuyor kalemimin dili. utangaç bir süzülüş çiziyor, siniyor, yılışıyor beyazına sayfanın. Bin yılın borçlu kalacağı bir hasret gibi yığıldın kalbimin koyaklarına. Daralan nefesim, kızaran gözlerim, titrek ellerim ve mavi harflerimin yoksunluğuyla, ezikliğimle adına dokunma hissiyle geliyorum.

Yüzümün siyahı kirletiyor göğünü satırların.

Sana bilenmiş satırlar ufuğuna yetişmeden yoruluyor, eriyor sırrının denizinde.

Sen ki bir rüzgârsın artık delice boğuşan dalgalar ortasında ve katmerli sislere gömülmek istenen uzaklarda, bir rüzgâr…

Geceydim
Kirpiklerimde hıçkırığı anılarımın
Susuyorum
Susuyorum sessizliğime gömülsün zaman
Kederim işte... kendi kederime çömeldim
Al ellerimi
Takatimi
Toprağın tonundaki ahımı
Mektuplarına yaz bütün uzak menzillerin 

Delice sızıyor esrik yağmurum 
Dudaklarında kokusu toprağın
Düştüm
Düşümde izleri dalgınlığımın

Sen ki baharı cennetimin
Bir çift göz
İki sıcak el
Ve kendi dalında eriyen yürek
Öğünleri ömrüme ayarlı tutuk nefes

Üşüyor… 
Üşüyor işte eksik benin nehirleri
Sana konuşuyor bütün harflerim
De haydi gel
Topla beni
Bana bir şey kalmadan
Hiçbir artığımı unutmadan

Her akşamın tenhasında gece inerken kalbimin senden yeşeren ayetlerine ve bir şiir siler gözlerimi. Her akşamın isyan kızılı kederi dağlarken kimliğimi, adının mırıldandım kıvılcım alırken kirpiklerim. Ben bilirdim seni, tutsak bir sevgiydin adın bende bakir dize silsilesi ve boğazımda patlamaya ramak kalmış düğümler gibi dururdun. Ama… duyuramadım kendimi. Ve sonra saçları dağınık, yüreğinden hançerlenmiş bir sabahın hüznü dökülürdü avuçlarıma üşüyen adını örtmek için.

Yüzüm
Hasretim zemheride kalırdı çıplak takvimimle.
Vicdan dilenirdim merhametten.
Zihnim lal.

Elim topraktan kesildi ve bir çocuk hüznünün kırılganlığında kırdılar ellerimi.

Şimdi kurusa dudaklarımda sözcükler bir ihanet işgal eder ruhumu.
Kaç zaman oldu duyulmayalı sesin içimin baharında.
İşte bundandır bir ölüm kelepçeliyor bileklerimi.
Adımlarımın değdiği patikalar inleyişlerimi katlayıp tokuşturuyor zamanın cebine.

Ve dokunduğum bütün renkler buruşup soyunuyor halinden adının yoksunluğu dururken karşımda. Ah... Bu bir destandan karamsarlık peşrevi değildir ve hala kırılmadım çaresizlik talanında. Ellerimi kırdılar bir çocuk hüznün orta yerinde ellerimi kırdılar… Ellerim! Sen bunu sancı say, derinleşen özlemin hükmünde kulaç atan direniş say.

Ilık bir gözyaşı damlarken yanaklarından şiirlerin ve içi kan ağlayan bir melodi ıslatırken şarkıların çığlığını… Bütün dizeler sana söylenir sana seslenir şarkılar. Oysa sen bir hasretin sırtına tırmanmış uzaklığa kapatıyorsun mevsimlerini.

Yüzüm siyah...
Ellerim acıyor…
Ve ben yapraklarımı çiğneyerek yürüyorum. Senli ne gülerdi yüzüm ne renga renk yağardım.
Sen ki bir rüzgârsın artık delice boğuşan dalgalar ortasında ve katmerli sislere bulanan uzaklarda.
Adını andım, bir bilsen ne kadar özledim.

Bu yazı toplam 574 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim