• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 26 °C
  • İzmir 23 °C

Ali Babacan Ekonomide yok, bu çok isabetli…

Oğuz Güler

Anayurt Gazetesinde kesintisiz 7 yıldan fazla Ekonomi köşe yazarlığı yapmıştım. Bir değerlendirmenin tekzip konusu ve seçimler yüzünden bir yılı aşkın bir süre ara verdiğim yazılarıma yurt dışından dönünce tekrar ulusal gazetemiz olan Anayurt'ta haftaya devam edeceğim. Yedi yıllık o süreçte üç bakanı her seferinde tenkit etmiş, ciddi eleştirilerim olmuştu. Bunlardan tenkit ederken en üzüldüğüm ise mesleğimin icraatçısı Mehdi Eker’di. Bazı konularda başarılı olsa da onu yeterince başarılı yapamayan, çalışmaya mecbur kaldığı bürokratlarıydı… Bu eleştirilerimde sırayla ilki o aralar Kültür bakanı olan Ertuğrul Günay’dı… İkincisi uzun dönem Tarım bakanlığı yapan Mehdi Eker ve Üçüncü eleştirdiğim ise çok düzgün bir insan olmasının yanında ilkeli olma yüzünden halkına tepeden bakan bir asilzade görünse de akçeli işlerden hiç anılmadığı halde rekortmen bakan ALİ Babacan’dı.

Eleştirimde ki doza göre aynı sırada gittiler… Ha bu arada bu yazıyı niye geç yazdığıma gelince, genel başkan yardımcıları dağılımı ortaya çıkmıştı ama hükumet güvenoyu alsın ve komisyon başkanları belli olsun ki Babacan’ın İYOT gibi açıkta bırakıldığı netleşsin diye yazıyı bu haftaya bıraktım. Ertuğrul Günay Kültür bakanlığında devrim yapabilecek olmasına karşın, Avukat olarak özgürlükçü yapıda bir insan olmasına ve bana ikili konuşmalarımızda “Eski Eser” konusunda ki yasakları kaldırmaktan yana olduğunu söylediği halde bunu başaramaması. Bakanlığının kapısına takip edilsin diye resmimi astıran birini önce görevden alması sonra ise cemaatçiliği tescilli olan bu şahsı tekrar değerlendirmesi. Bunun yanında özel hayatı ile ilgili birini orada barındırdığı söylentisi ve ihale ile restorasyon konularında akçeli söylentiler onu yıpratarak kukla imajlı bir yaklaşım onu başarısız etti denilmekte. Mehdi Eker’e gelince her ne kadar Veteriner Hekim olsa da özellikle et konusunda hamle yapamayışı. Bitkisel üretim de ki kısır döngüyü düzeltemeyişi. Yakınlarına “hop dur çüş” diyemeyip onların adının hoş olmayan olgularla anılması. Bu başarısızlığının altında ki kadronun başarılı insanlardan oluşmaması gerçeğinde ki açmaz olduğu bilinmektedir.

Ali Babacan’a gelince; bir ekonomi kadrosu kurdu ve o kadro kimseyi dinlemedi… Hep kendi yaptıklarını doğru sandılar ve ülkemizi borç batağına gömdüler. Kim hangi çıkış yolunu gösterse incelemeye bile gerek görmediler. Önümüzdeki bir yıl içinde ödenecek ama çoğu özel sektörün olan yaklaşık 200 milyar doların müsebbibi kim. Bu ödenecek paranın karşılığı nerede. Bu açığı yüksek döviz borçlanması bizi nerede uçuruma bırakacak. Kendisi geçen yıl Temmuzda bir yıl içinde 250 milyar dolar ödemenin güçlüğünden bahsederken doların bu yüzden Londra’da değer keybetmesinin önüne geçemediğini niye kabullenmiyor. Evet yemedi, akçeli işlerle hiç anılmadı bu ona bir şeref nişanı ama bu denli ihlaslı birinin önerilere açık olmayıp herkese tepeden bakan bir resim vermesi üzücüydü. Onların TUDEM'e menfi olsa bile cevap vermediği için bu ülke adına hakkımı helal etmiyorum. Şimdi diyecek ki ben bu değilim. Evet insan kendini kendi hissettiği veya yalakalarının yağladığı gibi görürmüş ama dışarıdaki objektiflerin değerlendirmelerine inanmazmış. Aktardığım bu sendromu yaşadığı açık ve net yaşananlarla ispatlayabilirim. TUDEM şu an Ak parti Ankara il başkanlığınca içinde Müsiad, ATO, Ekonomistler, teşkilat mensuplarınca yapılabilir ve önemli bulunduğunu köşemden aktarmalıyım. Projem bir çok uzman tarafından başarılı görülmüş olsada aynı projeyi 5-6 sefer Babacan’a iletilse de hadi kendisi eğilemedi ama ekibi de bu iş ilginç, şu adamı çağırsak bir de kendisini dinlesek denmemişse ekibinin de kendisi gibi kibirli olduğu ortaya çıkar değimli değerli okuyucularım. Kibirli lafı ekibi için ağır kaçtı diyenleriniz varsa bu sonuca göre ben haklıyım ve ön teker nereye giderse arka tekerde oraya gider sözünün doğruladığı ortada… Kaldı ki üç ay ara ile 2014 sonunda çıkan son iki ekonomi kitabımda Ali Babacan’dan o ara hükumetin alternatifi olmadığından ona mahkum olduğunu ve bu durumun yanlışta olsa böyle olmasının gereğini yazmışım. Köşe yazılarımda da hep Babacan’ı eleştirmiş yeni çıkış yolları bulamadığı halde niye bizim gibileri dışladığına değindiğim bilinmektedir.

Avrupa ülkelerine baktığımızda çoğunda emisyonlarının son 4 yıl GSYİH'larının % 9-9.6 aralığın da piyasa da nakitlerinin olduğunu bizde ise bu rakamın son 4 yılda % 4-4.5 arasın da olması yüzünden piyasanın parasızlık-kansızlık yüzünden esnafın ve ekonominin kötüye gitmesinin müsebbibinin Babacan olduğunu kitabımda vurgulamıştım. Babacan’ı başarılı diyenlerin görmediği bu emisyon miktarı ve işin püf noktasının bura olduğunu bilmeyenlerin ülkesinde yaşadığımızı kesinleşti diyebilirim. O kendini bilmez globallerden maaşlı ekonomi yazarları devamlı Babacanı alkışladı, o ve ekibi de doğru yaptığını zannederek o dönemin başbakanını da yanılttılar. Kemal Derviş politikalarını devam ettirmesi ülkemizde çıkış yolu bulamayışımızdandı. Oysa şu son uçak düşürme krizi olmadan önce TUDEM Rus kökenli en az 1-2 milyon aileyi önerdiğimiz yeni ekonomik modelin lokomotifi yapabilirdi. İşte her gecikme bize sorun yarattığı gibi TUDEM’i 5-6 kez dilekçe ve bizzat özel kalemle görüşerek mail ortamından gönderdiğim ispatlı iken kendisinin bir bürokratına bile incelettirmemesi ve de dilekçe mahiyetinde ki müracaatlarıma bir aylık yasal sürede bile cevap vermeyişi akçeye bulaşmasa da onu vebalden kurtaramaz. Piyasaya giren para ticari canlılık demek, İLAVE-fazla VERGİ demektir. Evet, bu piyasa da artan para önce enflasyona sebep olur ama alt yapısı hazırlanmış ise üretimi arttırarak bol, bol ihracata yönelik yatırımları teşvik ederek işi kurtaracağını düşünemedi. Bol üretim istihdam demek GSYİH'nın artması demek, SGK gelirlerinin fazlalaşması demek, İhracatın artması, vergi gelirlerinin artması demek olduğunu sanırım ispatlamaya gerek yok. Piyasaya giren paranın enflasyonu körüklemesi ile oluşan faiz artışının zararı vergi gelirleriyle nötürleştirilebilir ama TUDEM bu sıkıntıları bitiren bir gerçek olmaya devam edecektir. Doğrusu bu ya garantici olayım derken borçlanmayı düşüremedi. Ha borç batağı, ha başarısız birisinin piyasadaki nakit miktarını yani emisyonu kademeli arttırarak % 8 lere getirmekle bol üretimin fiyatları düşürme etkisinin faizlerde yapacağı etkiyi hesaplayamaması için ya vatan haini olması veya ötüz olması gerek demem. Bunu demek birilerine hakarettir ama bu yazımdan ders çıkartır da bir yemek yersek ki, Babacanın asilzade olduğu için bu imkansız, meclise bile sadece kulise ve oturumlara geleceğini hislerim kuvvetli olduğundan şimdiden aktarayım ki sonradan yazmak kolay denmesin. Burhan Kuzu gibi o da küsecek ve ikisi de halktan kaçacaklarına halkla ilişkiler de ki odalarına gelmeyeceklerine iddiaya girerim... Bire on kazanmak isteyen var mı? Gerçi oraya oturuma 1 saat önce gelip tüymek veya arada bir gelme hususu iddiamda ki tek şarttır biline.

Bu yazı toplam 702 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim