• BIST 97.713
  • Altın 144,195
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 22 °C
  • İzmir 21 °C

ALMANZO ??

Murat Akyol

Bu; elle tutulur, gözle görülür “Somut” bir iddia değildir ama bu dünyanın en büyük ve en orijinal lakap koleksiyonunun Giresun’da olduğunu söylesem, bana inanır mısınız bilmem?...

Ama inanın bana, öyle…

 

               Dominik Raci

               Epelek Hamdi

               Konken Ali

               Co Ferat

               Keçemen Zafer

               Cırt İsiyin

               Civa Murat

               Daş..t Güngör

               Abaza Mehmet

               Fıyfıy Kadir

               Cin Yusuf

               Atom Sezai

               Sebetçi Sebahattin

               Dıbır İsiyin

               Mit Hasan

               Ceset Mehmet

               Arap Ferdi

               Gömlekçi Sali

               Etemin İsiyin

               Tenekeci Rüştü

               Ölü Muzaffer

               Ağaçbacak Salim

               Bodimeli Sülüman

               Dalton Cihan

               Kör Nazmi

               Manken Zeki ve daha daha yüzlercesi…

Bu lakaplar genellikle uzun yılların birikimleriyle yakıştırılmıştır sahiplerine. Kimi zaman fiziki dış görünüş sebeptir buna, kimi zamanda kişinin mesleği ya da  uğraşları. Kimi zamanda insanların onlarla özdeşleştirdiği durumlar veya benzerlikler. Ama tek bir insan tanıdım ki; 85 yılında Almanya’dan lisedeki sınıfımıza gelip de daha doğru dürüst bir tanışma bile olmadan ilk derse kendi adıyla başlayıp, sonrasında kendi adını bile unutan?

Bu kişi; bizim Almanzo... Dünyalar iyisi ve dünya güzeli "Almanzo."

Sınıfımıza geldiğinin ikinci günü öğretmen tarafından derse kaldırılıp adı sorulduğunda, ismi yerine lakabını söyleyen Almanzo... Aradan çeyrek asırdan fazla zaman geçmesine rağmen, hala onun gerçek adını şu anda bile bilmeyen ve hiçbir zamanda öğrenmemiş olan arkadaşlara rastladım. O, sınıfımıza Almanya’dan bir sonbahar günü gelen sevimli mi sevimli, şeker mi şeker, hanım hanımcık kibar bir arkadaşımızdı. Fakat Türkiye şartlarına pekte alışık olmayan bir arkadaşımız?

O dönemler tahta sıralarda oturduğumuz için rahat etmek üzere her gün yanında taşıdığı minderi, öğretmen sınıfa girinceye kadar birbirimize atıp Almanzo’yu minder peşinde koşturmak ve gülmek, sınıfın doğal işlerinden sayılırdı. Bu, bir nevi egzersiz ya da sabah sporu özelliği taşırdı bizim için. Bir muzip arkadaşımızın, öğretmen sınıfa girip de hep birlikte ayağa kalktığımız bir anda Almanzo’nun az önce zorla ele geçirdiği tek ve meşhur minderinin üzerine, tamamı içilmiş boş ayran kabı bıraktığındaki çığlığı ve yarı Almanca yarı Türkçe tepkisi, bu hengameyi biraz olsun açıklayacaktır sanırım?... 

(Okkalı bir çığlıktan sonra…) Biyoloji Öğretmenimiz Seyfettin Hoca;

- Ne oldu Almanzo kızım, niye çığırdın?

- Gott verdamme mich!... (Allah beni kahretsin!) Galiba bir yoğurda oturdum Hocam?... (Kahkahalar…)

Aslında, daha yoğurdu ve ayranı bile ayırt edemeyen bu çok sevdiğimiz kız arkadaşımızın oturacağı mindere boş ayran kabını koyan muzip arkadaş bendim… Ama ne Almanzo ne de o dersteki Biyoloji Öğretmenimiz Sevgili Seyfettin Çözelti (Kasti yazmadım, gerçek adı-soyadı biraz biyolojik olsa da budur,) ikisi de kızmadılar bana. Aksine bütün sınıf ve hocamız,hep birlikte katıla katıla çok güldük. Bana inanmayacaksınız ama böyle durumlarda öğretmenlerimiz asla kırıcı veya sert davranmazlardı bizlere? Çünkü aramızdaki sevgi ve saygı bağlarını törpülemez, kaybetmezdik hiçbir zaman. O yüzden bu ve bu gibi durumlarda kredimiz çoktu. Bu defada öyle oldu. İnsan, açken fırında duyduğu sıcak ekmek kokusu gibi özlüyor o samimi günleri.

Yine bir Biyoloji dersinde öğretmen, gidip bahçeden canlı solucan bulup getirmemizi istedi bizden... Üç-Beş tane temin ettim ben, birkaç taşın altından... Şimdi laboratuardayız ve Seyfettin Hoca bu solucanları maalesef jiletle kesip bir köpüğe iğneledi, kaşla göz arasında! Bunu görüp bu manzaraya dayanamayan Almanzo’ da fayans zemine bir bütün olarak düştü, bayıldı. Uyandığında, adına bu ülkenin şartlarından bihaberlik mi dersiniz, hayvan hakları savunuculuğumu bilemem ama kurduğu cümleler çok delice oldu!

- Seni katil! Seni caniii!... Kestin yavrucakları... Mahkemelere verecem seni?... Sürüm sürüm süründüreceem!      

*          *          *

Bir Türk evladı olsa bile, başka bir kültürde doğup büyüdüğü için Almanzo’nun bu feveranlarına öğretmenimiz hiç üzülmedi. Ona kızmadı. Şevkatle yanına yanaşıp saçlarını okşayarak, bunun bilimsel bir deney olduğunu, "bütün bunların konuları daha iyi öğrenmemiz için yapıldığından" falan bahsedip gönlünü almaya çalışıyordu ki; Almanzo kustu laboratuarımıza.

Biz yine güldük bu sahnelere… O; sınıfımızın rengi, neşesi, stres topu, çok sevdiğimiz ve unutulmaz bir arkadaşımızdı… O, bizim sevgili Almanzo’muzdu. 

Şimdi şimdi anlıyorum ki; çok güzel insanların var olduğu ve geri gelmez zamanlarda yaşamışız meğer biz?

Bu yazı toplam 861 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim