• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 18 °C
  • İzmir 16 °C

Basınımız, bu haliyle özgürlüğü hak ediyor mu?

Eyüphan Kaya

Bir göz atalım hele;

*Daha düne kadar birileri istedi diye; “ordu göreve” diyen basın,

*PKK sorunu yüzünden Kürt illerini kötü gösterip memleketin barış ve huzurunu kaçıran basın,

*Türk İslam senteziyle çağdışı bir ekol oluşturmaya çalışan basın,

*Birilerinin yandaşı olup pohpohlamaktan geri kalmayan basın,

*Fakirin canı cehenneme dercesine Anadolu’nun derdinden bağımsız olan basın…

Daha söylemeye gerek var mı bilemem, bence bu kadar fazla bile.

Kimse dilbazlık yapmasın, Türkiye basını kaliteli bir basın olmadığı gibi köşe yazarlarının da çoğu pek sağlam değil, birçoğunun da dışarıyla irtibatı var.

Askeri darbelerin yapılmasına çanak tutan basının manşetleri daha dün gibi gözümüzün önündedir. O darbeler ki vatandaşımızın hayatını zehir etti, ülke yönetimini sekteye uğrattı, memleketimiz her darbe sonrası dolar bazında %50 fakir düştü.

28 Şubat gibi vatandaşa hayatı zindan eden post modern müdahaleler de çabası,

Alem bilsin ki PKK, Derin devletin/JİTEM’in bir yansıması olarak oluştu, dış ülkelerin katkılarıyla da gelişti.

Devletin vatandaşa her yerde ve her fırsatta verdiği sıkıntının sonucu oluşan bu örgüt üzerinde her fırsatta Kürtler eleştirildi, öyle ki Kürt meselesini PKK sorunuyla özdeşleştirdiler, daha yeni yeni hükümet bunu fark etmiş, ama köprünün altında çok sular geçti,

*80’li yıllara kadar Kürtçe konuşmak kanunen yasaktı. Bu bela varken basın nerdeydi. Türkçe bilmediği için azar işitmeyen, tokat/sopa yemeyen Kürt var mı acaba?

*Bu gün dahi Trabzon spora yapılan baş haber yaptığı halde, Amed spor yöneticilerinin darp edilişini saklayan basın!

Türkiye bayrağı Türk bayrağı oldu, Türkçülük üzerinde nice düşünceler gelişti, Türkiye cumhuriyeti vatandaşını Türk vatandaşı yaptılar, öyle ki hükümet bir türlü bu biriken yanlışları düzeltemiyor.

“Türkiye Türklerindir” sloganıyla Türklerin gözünü boyayıp malı götüren, basın diye bilinen şirret neşriyatı unutmak mümkün mü?

Türkler İslam dünyasının bir alt kümesiyken, Türklüğü şemsiye yapanlar oldu, Kahraman Türk ordusu diyerek Osmanlı imparatorluğuna saygısızlık yaptılar.

İslam’ı Hanefilikle özdeşleştirdiler, Şafii mezhebini  Şii mezhep olarak bildiler, kaldı ki Şiilik de İslami bir mezheptir, Reis-i cumhurumuz, başbakanımız bu konuda gayret sarf ediyor ama ne derece başarılı olacak bilemem. Diyanetin açılımları da birleştirici olup yabana atılır cinsten değildir.

Yandaş medyanın böylesini görmedim, öyle siyaset yapıyor ki her fırsatta kendinde olanın söz ve davranışlarını hayra yorarken, muhalif cenaha da tam tersi hep eleştirel yaklaşıyor. Bir ara bir gazetenin köşe yazarıydım Cumhurbaşkanını yapıcı bir tarzda az eleştirdim diye yazım yayınlanmadı.

Ya fakir fukaranın derdine kim derman oluyor. Malum şimdiye kadar genellikle medya patronları diye bir yaklaşımla basın yönetiliyordu ve zengin zenginin dostu olup biri diğerinin işine karışmazdı. Basın İhale Kurumuyla bu sıkıntı hafifletilmek istendi ama yine de kimi kamera ve kalemler özgürlüğüne hala kavuşmadı bence.

Ey sevgili dostlar, bu kadar hırçıklı olan bir basın özgür olsa ne yazar, olmasa ne yazar?

Kürt sonunu hala medya üzerinde tanıtılamadı,

Reisler doğru düzgün değerlendirilemiyor,

Fakir fukaranın canı cennete, ama dünyada hakkını savunan basın yoksa kusura bakmayın basına seslenerek “Hele bir aynaya bak” derim.

Saygılarımla.

İnternethaber.com’dan alıntıdır

Bu yazı toplam 432 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim