• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 15 °C
  • İzmir 13 °C

BAŞKANLIK SİSTEMİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Müjdat Kayayerli

Bugünkü meclis aritmetiği yeni anayasa yapılmasına izin vermemektedir. Bu bakımdan erken seçim bile gündeme taşınabilir. Çünkü, Başkanlık Sistemi ile Hükümet Sistemini değiştirmeyi hedef alan bir anayasa projesiyle karşı karşıyayız! Amacımız toplumda ortak aklı, ortak vicdanı hür düşünce ile göstermek ve ülkemizin en güzel bir sistemle idare edilmesini duyurmaktır.

Nasıl bir Başkanlık Sistemi ile nasıl bir Başkanlık Modeli olacağı henüz belirsizdir. Yine de başkanın halk tarafından beş yıl için seçileceği,bir kişinin en fazla iki kez Başkanlık yapacağı, başkanın partili olabileceği ancak milletvekili olmayacağı, Bakanlar Kurulu üyelerini Başkanın atayacağı, bakanları görevden alabileceği, Bakanların Milletvekili olmayacağı, dışarıdan atanacağı ve parlamentoya karşı sorumlu olmayacağı, gensorunun kaldırılacağı, Parlamentonun Başkanı ve Bakanları görevden alamayacağı, hükümetin  denetlenemeyeceği bir sisteme doğru gidildiği aşikardır. Kısaca Başkanlık Sisteminden bunları anlamalıyız!

Devlet Gücü ile kişisel karakter ve karizmaların birleşmesi sonucunda otoriter, denetime kapalı bir yönetim tarzı doğacaktır. Devletimizin koruması ve desteğine muhtaç olmaya şartlandırılmış toplum temsilcilerinin yapacağı girişimler askıda kalacaktır. Merkezi bir yönetim tarzı yönetişimi engellemekte, merkeziyetçi yönetim şekli ön plana çıkarılmakta ve her alanda yönetişim yara almaktadır.

Kurumsal ve hukuki alt yapısı oluşturulmamış, zorla benimsetilen bir Başkanlık Sistemi, Türk Milletinin kendisine ilişkin kararları alma sürecini gittikçe zorlaştırabilecektir.

Uzun süre iktidarda kalacak bir başkanlık sistemi işletilmeye çalışılan kazanç sistemini kalıcı hale dönüştürebilecek ve tekelleştirebilecektir.

Fikir ve dünya görüşü tartışmalarında bir grupta yer alan tarafgir bir Başkanlık milletimizin bütünlüğünün sağlanmasında zorlanabilecektir.

Devlet ile özdeşleştirilmiş yetkisini ve gücünü denetleyecek mekanizmalar oluşturulmamış ise, Başkanlık sistemi kontrolsüz bir güç merkezine dönüşebilecektir.

Siyasi kültür geleneğimizin temeli, itaat ilkesi olup, çoğunlukla siyasal otoriteye saygınlık kazandırılmasına ve yüceltilmesine yöneliktir. Kurulu düzenin ilahi kökenli kabul edilişi, bu düzenin sürdürülmesine ve korunmasına çalışılması, siyasal lideri siyasi yapının başı haline getirir. Siyasal lider kamu yararını gözetmez ve adaletli davranmaz ise, ilkelere aykırı düşünceler yayarsa bu durum ne olur? Devletimiz sadece Başkanlık kişiliği içinde mi değerlendirilmeli, yoksa “ortak akılla yönetilen bir devlet aklına” mı sahip çıkılmalı? Günümüzdeki siyasal liderlerin hiçbiri Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileriymiş gibi de görünmemektedir! Sorumluluk alacakları yerde  sorumsuz görünmekte ve en fazla yetkiler ile donatılmaktadır!

Özellikle TBMM’yi fesih yetkisi,  Anayasa Mahkemesince iptal edilmeyecek kararnamelerle ülkeyi yönetme yetkisi, AYM, HSYK, Danıştay ve YÖK üyelerinin yarısını, Yargıtay Başsavcısı ile Büyük elçileri ve Rektörleri seçme yetkisi verilen bir Başkanlık ve Başkanlık sisteminde otoriterliğe doğru giden bir sistem değil de nedir, bu bakımdan muhalefetin hiç yer almadığı, hiç dikkate alınmadığı  bir döneme girmekte olduğumuzun farkında olmalıyız! Başkanlık sistemiyle istikrar sağlanamadığı, yanlış kararlar alındığı, tarafsızlık ilkesi işlevini kaybettiği takdirde, iktidar olmak isteyen muhalefet de ortada varlık gösteremeyeceği için, böyle bir sistem müzakereye, anlaşmaya, tartışmaya imkan vermeyeceğinden ister istemez toplumu, toplum önderlerini isyana davet edebilir, sosyal hayat ve toplum psikolojisi bozulabilir! Böyle bir Başkanlık sistemi Türk toplumunu yeniden farklı bir vesayet  anlayışına geçirmez mi, yeni bir vesayet ortaya çıkmaz mı konuları gündeme gelebilir! Başkanlık sisteminde ısrarcı olanlar; İstikrarlı, etkin, hızlı yönetime sahip olunacağı iddiasıyla kurumsal yapıların, siyasal kültüre, liderlik algısına, sosyoekonomik konumuna, tarihi mirasa ve devlet geleneğine bağlı topluma rağmen istikrar ve etkinliği sağlayacak bir iddiaya dayanabilirler ama uygulamaların göstergeleriyle yanılabilirler.

Hem istikrar, hem de etkinlik Başkanlık sistemiyle de olsa sınırlıdır. Çünkü etkinlik ve istikrar ülkemizdeki siyasi kültüre, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine, gelir dağılımı durumuna, rejimin temel ilkeleri üzerinde toplumsal uzlaşma olup olmadığına, toplumdaki ideolojik eğilimlerin temel problemlerle ilgili olduğuna ve toplumun bilinç düzeyine bağlıdır.

Linz’e göre Başkanlık Sistemi, doğrudan seçilen başkan ve yasama arasında ortaya çıkabilecek “çift meşrutiyet”, başkanın ve kongrenin birbirinden bağımsız sürelere sahip olmasından kaynaklanan “katılık” ve yürütmenin sadece kazanan parti tarafından kontrol edilmesinden kaynaklanan kutuplaşma problemlerine yol açar. Başkanlıktan, sistemin kilitlenmesine yol açabilen katılık problemi başkanın bir partiden, yasama çoğunluğunun diğer bir partiden, ya da partilerden seçilmesi durumunda ortaya çıkar. Yasamadan destek alamayan bir Başkanlıkta sistem kilitlenir, Başkanın süresi bitmediği ve güvensizlik oyu da söz konusu olmadığından Başkan yerinde kalmaya devam edeceğinden zıtlaşma ve kutuplaşma artar! Kültür çevrelerinde kamplaşma başlar!

Parlamenter sistem ise, böyle problemlere yol açmadığı gibi, yürütmenin de yasamaya paralel olarak paylaşılması imkanını açarak partiler arasında uzlaşmaya yol açar.

Parlamenter Sistem, toplumsal duyarlılıklara ve toplum dinamiklerinin taleplerine daha duyarlıdır, ama Başkanlık Sistemi duyarlı değildir!

Parlamenter sistemde, bazen zayıf hükümetler olsa da, geçiş ve pekiştirme süreçleriyle farklı kesimlerin onayı da alındığı için çoğunlukla uzlaşma ve ittifak sağlanır. Bundan dolayı, parlamenter sistem daha istikrarlı, daha etkin hükümetler üretme potansiyeline sahiptir.

Dünyadaki bütün araştırmalar ve anketlerde parlamenter sistemlerin Başkanlık Sistemine karşı daha istikrarlı olduğunu ortaya koymaktadır.

“İdeal demokratik kültüre sahip” bir toplum isek Başkanlık Sistemine gidilebilir, yoksa gidilmemesi daha uygun olur. Siyasi farklılıkları çözmede güç kullanımına ve baskıya müracaat ediliyorsa, Başkanlık Sistemine gidilmemelidir. Özellikle çatışmacı söylemleri temsil edenler, uzlaşmacı kültürden nasibini alamayanların yetiştiği bir toplumda Başkanlık Sistemi erken çalan bir çalar saattir!

İngiltere’de ideolojik farklılıkları derin ve keskin olmayan 2 parti varken, Fransa çok sayıda parçalanmış parti sistemine ve siyasal hayata sahip olup, ekonomik, sosyal ve teknik tartışmalar ideolojik çekişmelere dönüştürülen bir ülkedir.

İdeolojik, pragmatik esneklik, zayıf ve disiplinsiz partiler, yerel merkezli siyaset anlayışı, Amerika’da başkanlık sisteminin kriz üretme eğilimini engellemektedir. “Çok dilli, çok ırklı büyük toplumsal çeşitliliğin olduğu bir ülke olan Amerika, Özgürlük ve Eşitliği benimsemiştir. Bu duygu ortak bir kimlik duygusudur. İdeolojik katılıktan uzak anayasal temeller üzerinde sözleşen bir toplumdur. Fakat  ülkemizde ideolojik katılık devam etmekte, hoşgörü, ılımlılık ve huzur ortamı yara almaktadır!

Sonuç olarak,  Başkanlık Sisteminde çoğulcu, katılımcı demokrasiye, hukuk devletine, hesap veren bir yönetim anlayışı sergilenirse kimse Başkanlık Sistemine itiraz edemez, ama tersi olursa toplum bu alışmadığı sisteme mutlaka itiraz edecektir! Tek adam yönetimi olursa, yönetişim zaafa uğrarsa, taraflı anlayışta olan yöneticiler herkese zulmederse, hak yer, kayırma çoğalırsa, zorbalıklar engellenmez; Vatandaşlara eşit muamele edilmez ise, Başkanlık Sistemi de sorgulanır, sorgulanmalıdır! Bu görüşler ışığında Başkanlık Sistemine mi geçmeliyiz yoksa güçlendirilmiş Parlamenter Sistemle mi devam etmeliyiz, siz kendiniz hür iradenizle karar veriniz…

Bu yazı toplam 1165 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim