• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 5 °C
  • İzmir 7 °C

BAYRAM GELMİŞ NEYİME

Serap Önder

Bu gece bayram ve bayram coşkusunu anlatan bir yazı yazmayı planlamıştım aslında. Ama iki gündür ülkemde yaşananları gördükçe bayramın tadı buruk kaldı yüreğimizde diye düşünüyorum… Onca insanın yüreği kan ağlarken bize de söyleyecek tek bir söz kalıyor. ''Bayram gelmiş neyime, kan damlar yüreğime...''

Sadece dün mü? Aylardır her gün bir ateş düşüyor doğusundan batısına yurdumun bir bir.. Ama en çokta dün kucaklarda taşınan çocukları görünce yüreğimize kan damladı. Özdemir Asaf'ın ''Ölüm'' şiirinin son mısrasında söylediği gibi ölüm bile utançtan titredi.

Neydi peki suçları o gün orada olmaktan başka onca masum insanın. Oysa kimi özlemle kavuşmayı bekliyordu ailesine, kimi hayallerinin peşinden gidiyor,kimi sevdiğine kavuşacağı dakikaları sayıyor,kimi de işini tamamlamanın huzuru ile evine dönmeyi bekliyordu. Ta ki ölüm onları kucaklayana kadar. Ya geride kalanlar, onlar ne hisseder? Bayramda sevdikleriyle birlikte olacağını hayal ederek telaşlanan anneler, babalar, eşler, çocuklar… Hepsinin içinde bir daha,harı azalsa bile hiç sönmeyecek bir ateş ve hiç doldurulamayacak bir boşluk kaldı. Bir de devamlı başa saran kasetlerdeki gibi sürekli başa saran anılar…

''İnsanların öldüğü hiç bir dava haklı değildir.'' diyor ''Pianist'' filminde Adrien Brody. Günlerdir ben de soruyorum kendime bir insan hiç tanımadığı insanları neden öldürür hiç düşünmeden. Hangi dava haklı gösterebilir onca ölümü?????

Artık hiç güvende hissetmiyorum kendimi. Her gün biraz daha endişeleniyorum sevdiklerim için. Bir kuş olup uçmak istiyorum, kanatlarımda tüm sevdiklerimle sevginin, kardeşliğin ve barışın hüküm sürdüğü diyarlara…

Ölümle her rastlaştığımızda düşünmüyor muyuz, hayatın ne kadar anlamsız ve boş olduğunu? O halde neden hala gereksiz hırslar, gereksiz davalar peşinde koşup duruyoruz? Neden kardeşçe, barış içinde ve birbirimizi severek yaşamayı çok görüyoruz kendimize?

Bu gece yazımı kaleme alırken nedendir bilmiyorum Chopin'in ''Nocturne İn C Sharp Minör''ünü dinlemek geldi içimden. Belki de hüznün, acının notalara dökülmüş en güzel halini anımsattığı için kim bilir? Çünkü onca ölümü kafamın içinde bir yere koyamıyorum. Neden sorusuna cevap bulamıyorum bir türlü. Galiba hiç bir zaman da cevabını bulamayacağım bu sorunun...

Yaşanan bunca acının son olmasını diliyorum en içten duygularımla, yağmurda ıslanan toprağın kokusunu içime çekerken… Ve Turgut Uyar'ın 

bir sözüyle bitirmek istiyorum yazımı…

TOPRAK, SEVDİKLERİMİZİ ALDIĞI İÇİN Mİ BÖYLE GÜZEL KOKAR?????

NOT: Bu gün bir kitap önermeyeceğim. Ölüm gerçeğinin fersah fersah yaşandığı ülkemde ölümle ilgili bir kitap okumaya gerek var mıdır sizce?

Ben defalarca dinledim bu gece Chopin'in ''Nocturne İn C Sharp Minör''ünü, siz de dinleyin belki neden bu gece notaların içime dokunduğu konusunda hem fikir oluruz kimbilir??

 

ÖLÜM

Ölüm; ben onu çiçeklerle giderken gördüm.
Ölüm; ben onu yaşamları bilerken gördüm.
Obur doymazlıkların obur açlıklarında,
Ölüm; ben onu, varlıkları silerken gördüm.

Ama bir de yokluğun ve yüreğin önünde; 
Ölüm; ben seni utanç ile titrerken gördüm.

ÖZDEMİR ASAF

Bu yazı toplam 782 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim