• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • İzmir 4 °C

BEN SEN VE YAĞMUR…

Müslüm Aslan

“Ve uzandı gözlerin gözlerimin içinden içimdeki kadının ayak izlerine /al bastığı yerdeki çamurunu sür ellerinin kanayan yerlerine kına niyetine, sür ki çeksin ağrını küle çevirsin/ israfilin surundan üflesin uzak kentlerin dipsiz kuytuluğuna.”

Kaderim yüklendi yine, çaresiz kalabalığım sığınağım olurken. Gözlerinde duran kelimeler de buldum kendimi. Daha doğmadan ölüyorum, doğmadan karışıyorum toprağıma. Başım bir yanda, ellerim bir yanda.

Topla dağınıklığımı kül kokan ellerimin yanıklığında.”

Topla dağınıklığını acılarımı o anılardan kalma ağlarla örterken. Şimdi bir sabahki iki yüzü zemheri, keskin birer boşluk ve bir savruluş ki hıçkırıklar çiseliyor içimin yamaçlarında.

Aklıma düşüyorsun ki hiç çıkmadığın aklıma… Kalbi kırık çocukluğum susuyor yüzünün sularında, yaralarını sararak gülüşüne, bakışına ve ah sonra harflerin kekeme kaldığı içimin her adımda susadığı gidişinde topla dağınıklığımı…

Her nedense adının harflerine ilişince dudaklarım, bir yağmur başlar, ruhumun patikalarında tepeden tırnağa, sen, toprak ve ellerin kokarım. Ellerin ki; nergis buğusu, dağların yamacından süzülen apaydın bir sabahın eteklerinden ömrümü ilikleyen o gecelerimden aklayan ellerin, ellerin ki yüzüme değince yedi iklimden bir mevsime mahsur eden bahar ellerin. Ellerin ki şiir duruluğunda değiyor takvimindeki güzergâhlara ve beni bana okutan.

Bütün korkularım, çöllerim çözülür, yaprak döker. Ilık bir ömre dönüşürüm her saniyesi asırlık mutluluk. Zayi bir adresin künyesini takar boynuma hayat, nerdeyim bilinmez avucumda iki gözyaşı tanesine bakakalırken biri ben biri sen ama darma dağınık kalarak…

Her nedense adının harflerine ilişince dudaklarım, yağmur serilir altımıza üstümüzde mavi bir gök. Rüzgâr takarım tel tel saçlarına acılardan ayıklanırken gülüşün.

Ellerinin çizgilerinde akıyor ömrüm Gri yolları eşeliyor suskun bir hançer Nefesinin aksinde suretim Kıpırtısız sabırsızlığım Sana yazılıyorum alfabesi bizden mavili harfler Yazıldıkça dağılıyor satırlar Sularında lacivert ılık öpüşler Sadece sana benzeyen

Adanmış özlemlerin penceresinde dalgın uzaklar salkım saçak, yumulu kirpiklerimde bir ıslaklık. Sıkışıveriyor bu kalp, sana aç tutkularla esir kalırken mecalsiz. Ne kadar dağıtmış bu özlem beni sende, ne olur bırak öyle yayılarak kalsın sana ait her zerrede hayat bulurken.

Sen yüzünü topla şiir kıvılcımlarını serpiştirsin pencereme.

Her nedense adının harflerine savrulurken dudaklarım, ışıl ışıl bir tebessümle avazına yenik şarkılara yaslanırım. Sonra sen yitince, sesini çekince varlığımdan yamaçlarına, incecik kül, fırtınada mum aleviyim. Dağılıyorum, sönüyorum, yitiyorum. Yok! Yok, sen yinede toplama beni ne kadar un ufaksam, çoksam o kadar varırım sana.

Bu yazı toplam 908 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim