• BIST 82.779
  • Altın 147,316
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • İzmir 8 °C

bir iyi (olmayan) geceler hikayesi

Tamer Dursun

temmuzun ortaları

yaz gelmiş fakat ben ve benim gibiler üşümeye devam ediyorduk.

ben yine istanbul’da şiirimle doğurduğum, şiirimle yaşattığım ve şiirimle öldürdüğüm kadının, azze’nin mezarını arıyordum.

siz bilmezsiniz, bir katil kurbanın mezarını ararken aslında kendi cesedine kavuşmayı hayal ediyordur. ben de öyleydim belki; derdim azze’yi değil ölü ya da diri kendimi bulmaktı.

kaç gündür memleket ardı ardına gelen bombalar, çatışmalar ve darbe girişimleri altında inim inim inliyordu. kimsenin yüzü gülmüyordu. herkes kçöşe bucak gözünü ve gönlünü saklıyor, hatta kendinden bile korkuyordu. artık memleket cehennemin provası gibiydi. zebaniler sabrımızı ölçüyordu. biz yanıyor ve yandıkça arta kalan küllerimize ağlıyorduk.

karanlığın altında küf kokan tarlabaşı yokuşlarından beyoğlu’na doğru çıkarken, yalnızlığımın başımın okşayıp, onu teselli ediyordum. birazdan o ve ben yine berbat bir birahanede kendimizi, derdimizi, azze’mizi unutana kadar içip sızacaktık. alkol iyi etmiyordu ama kötüyü unutturuyordu.

birbirine yaslanmış, zar zor ayakta duran, ha yıkıldı ha yıkılacak eski evlerin arasından geçerken, demir parmaklı bir pencerede birini gördüm. evin içinden sızan ışık ile dışarının karanlığı arasında bir yüz vardı ve ağlıyordu. ilkin yoluma devam etmek istedim fakat sonra sanki bir el beni tutup geri çevirdi. o yarı karanlık penceredeki yüze doğru yürüdüm, tam önünde durdum. demir parmaklıkların arasından sokağın kirli taşlarına dökülen yüz dudakları kıpkırmızı rujlu, ağlamaktan rimelleri akmış bir oğlanın yüzüydü. titreyen elinde buruşmuş bir gazete parçası vardı. neden ağladığını soracaktım ama nedense ağlaması bölmekten çekinmiştim. ağlayan bir insanın ve intihar eden bir insanın işi yarım kalmamalıydı.

ben sidik ve küf kokulu sokakta
o pencerede
bir sür kaldık
o ağladı
ben ona baktım.

sonra iç geçirdi, gözünü benden çekip gökyüzüne çevirdi. 
’’olmuyor amk olmuyor’’ dedi. ’’bu hayat öyle acıtıyor ki beni, artık kendimi jiletlemek bile gelmiyor içimden. akşam yarın yeniden doğma hayali ile yatıp, sabah bir morgda uyanmak ne demek biliyor musun şair?’’
şaşırmıştım. ’’nereden billiyorsun benim şair olduğumu?’’ diye sordum.
kahkaha attı. hem ağlıyor hem gülüyordu. ’’ah tatlım, ancak bir şair bu soktuğumunun karanlığında ve yapayalnız hiç yanımadığı bir ibneyi dinler.’’ dedi. 

elindeki gazete parçasına baktı uzun uzun. ’’oysa tanrı bize sevin demişti. sevin birbirinizi. kainat bile sevginin önünde secde eder. sevin birbirinizi. ben demişti, ben cenneti de cehennemi de sizinle birlikte gönderdim dünyaya. her yüreğe acıyı ve tatlıyı tartasınız diye birer tartı verdim. herkes kendi sevabını ve kendı günahını kendi tartsın, herkes kendi cennetini ve kendi cehennemini yaratsın diye aşkı ve nefreti koydum önlerine. oysa tanrı bize sevin demişti. sevin birbirinizi. ölmekten sevmeye vaktimizi kalmıyor.’’

ellerinde bira şişeleri ile yoldan geçenler camdaki oğlana küfür ettiler.
o da onlara ana avrat düz gitti.
gülüştüler.
bir çocuk elinde ekmekle çamura düştü.
bir kadın yanımızdan geçerken yemenisi ile utancını kapattı.

çantamdan azze’ye mektuplar kitabından bir tane çıkarıp uzattım. 

’’buldun mu azze’nin mezarını?’’
’’hayır...’’
’’ya kendi mezarını?’’
’’ben ölmedim ki?!’’
’’ben de öyle sanıyordum şair ben de...!’’
’’gitmeliyim...’’
’’cehennemine mi yoksa cennetine mi?’’
’’bilmiyorum...adın ne?’’
’’vuslat...gel gör ki ne vuslat’ı...ben de senin gibi azze gibi yalanım...’’
’’gitmeliyim...’’

elindeki gazete parçasını uzattı ’’benim sana verebileceğim bir kitabım yok, bunu al şair. köşeyi dönünce atma sakın yoksa yolarım saçını başını. saçın da yok ya...neyse...sakalını başını yolarım yeminle. sakla emi...’’ pencereden içeri çekilip, perdeleri kapattı.

yoluma devam ettim. sırılsıklam olmuştum. gazete kağıdına baktım. öldürülmüş bir askerin fotoğrafı ve etrafında zafer çığlıkları atanlar vardı. fotoğrafın yanına mavi bir tükenmez kalemle not düşmüştü vuslat. ah sevgilim sende mi gittin amk.’’

memleket bir gidenler
gidenlerin ağlayanlar vardı
bir de
gidene de kalana da cehennem olanlar vardı..

Bu yazı toplam 992 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim