• BIST 89.764
  • Altın 145,680
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 9 °C
  • İzmir 16 °C

BİR SABIR İNAT VE UMUT ÖYKÜSÜ "AKJM"

Enver Enli

Başlarken, Sizlere  1994 yılından itibaren Mannheim'da çalışmalarını sürdüren, Alman Nasyonal Sosyalizminin tarihi araştıran ve bu konuda ısrarlı ve inatla tarihi irdeleyip geçmişin karanlıkta kalan noktalarını ortaya çıkartıp mahkum edenbir Hukuk Çalışma Grubundan (AKJM bahsedeceğiz  bu hukuk çalışma grubu gerçekten saygı değer bir çalışma yürütüyor. Hukuk çalışma grubunun  çalışmalarını epeydir yakından takip ediyorum. Israrlarına inatlarına ve geçmişi unutturmama kararlılıklarına saygı duymamak elde değil.

Yaşadığımız bu zorlu günlerde bizim ülkemiz içinde örnek olabilecek oldukça zengin deneyimleri ve kazanımlarıyla günümüzde de faaliyetlerini inat ve kararlılıkla sürdürüyorlar, onları Mannheim'da düzenledikleri faşizm dönemi kurbanları ile ilgi yapılmış anıtların tanıtım gezisiyle tanıdım ve bu etkinliklerini  sendikalar ve diğer sivil toplum örgütleriyle halen devam ettiriyorlar . Geçmişle ne kadar yüzleşilsede geçmişin acıları ne unutuluyor ne de yaraları kapanıyor. Geçmiş sorgulama ve hesaplaşma halen devam ediyor ve her irdelenen konunun ardı o kada dolu ki. "Nazi Dönemi"nin o günkü örgütlü faaliyeti devletin bütün kurum ve kuruluşlarıyla koordinesi ve o dönemin zenginleri ve işadamlarının bu korkunç soykırımın direk içinde oluşu, bu çalışma grubunun ısrarı ve inadıyla ortaya çıkarılmış verilen mahkeme kararları mahkum ettirilmiş, tesbit edilmiş insanlık suçları bir kez daha mahkum edilmiş insanlık adına. Bu ısrar ve inat uzun ve saygı duyulacak bir insanlık hikayesi, Burada belleklere kazınmış "Nie Wieder Faschismus! (Faşizm bir daha asla!)Sözünün bir slogandan ibaret olmadığını AKJM'nin faaliyetleri iyice beyinlere kazıyor.

Hukuk Çalışma Grubuyla iki ay önceden  randevulaşmıştık, randevu günü  geldiğinde eşim Serap Hanımla birlikti gittik, doğrusu epey heyecaliydim . Mannheim'da işçi ve emekçilerin yoğunluklu yaşadığı yerlerden olan Neckarstadt Eski İtfaye Meydanı'nda Adını Meydana veren tarihi bir mekân olan bir kafede buluştuk (Altefeuerwache Cafe).Karşımızda dolu dolu yaptıklarını anlatmak isteyen iki sempatik Alman kadın bulmuştuk, aynı heyecanı onlarda yaşıyordu...

anne-barbara-dell-001.png

Mannheim'da çalışmalarını sürdüren grubun adı; Der Arbeitskreis Justiz und Geschichte des Nationalsozialismus in Mannheim e.V. (AKJM)  Mannheim'da Nasyonal Sosyalizmin Tarihini araştırma ve Hukuk Çalışma Grubu . 1994 Yılında kurulan bu grup, o dönem Mannheim'daki bir mahkemenin aldığı  karara tepki olarak doğar. Holokost'u(Nazi soykırımı) inkâr eden NPD başkanı Deckert'in  yargılanarak çok komik bir ceza alması ile başlar.Mahkemenin kararı ilginçtir, verilen karar'da mahkeme Yargıcı Orlet'in düştüğü not ibret vericidir, bu düşülen notta; "Kişinin iyi bir aile babası olduğu ve aynı zamanda iyi bir Alman Vatandaşı olduğu, ve 50 sene sonra artık tarihle yüzleşmede bir sona gelinmesi gerektiği " yazılıdır. Bu Alman ve dünya kamuoyu için büyük bir skandaldır, büyük tepkilere neden olur.O dönem bir kaç kişiden oluşan ve kendilerine "Hukuk Çalışma Grubu" adını veren küçük bir grup bir araya gelir.Ve küçüklü büyüklü eylemler organize etmeye başlarlar, daha sonra 40 aşkın daha başka organizasyon ve demokratik kitle örgütleri bu eylemleri desteklerler.Bu eylemlerden biride 700 kişiyi aşan kalabalık bir kitleyle Mahkeme önünde olur.Stadthaus Reoshuss'da mahkeme ve şehir salonunda 1995 Ocak ayında olur. Aynı zamanda  Ausschwitz'in 50. kurtuluş yıldönümüdür de.O dönemler Holokost için anma günü yoktur henüz.Tam bir sene sonra Holokost'u anma günü ilân edilecektir.AKJM yöneticisi olan Anne Barbara Dell ve Barbara Ritter , çok iyi karşıladılar bizi, kendimizi tanıttık Yeni Hayat ve Evrensel Gazetesin'den bahsettik, DİDF'i yakından tanımalarına rağmen yayın organlarımızı ilk defa duyuyorlardı, ilgiyle dinlediler bizi .Kısa bir hoşbeşden sonra söyleşimize başladık...

AKJM (Hukuk Çalışma Grubu) o günün şartlarında gündeme uygun politik çalışmalarına başlar.Mahkeme kararına olayı basitleştiren ve NPD başkanı  olan Deckert'in 'iyi bir insan' öldüğünü yazan hakimin açıkça NPD yanlısı olduğu güzükmektedir.Ve bu hakimin görevden alınması gerektiğini düşünen , kanunende bunun yollarına başvuran Hukuk Çalışma Grubu, hakim hakkında dava ve soruşturma açılması için harekete geçer. Ve bu hakim tam bir gün önce Eyalet Parlementosunda (Landtag) bu konu üzerine yapılacak konuşmadan tam bir gün  önce sağlık nedenleri gerekçe gösterilerek emekliye ayrılır.Ve öyle ya da böyle istenilen amaca ulaşılmıştır.Sürecin sonunda NPD'li yönetici için yeniden soruşturma açılmış, yeniden dava edilmiştir ve uzun süreli bir hapis cezasına mahkum edilmiştir.

Çalışmalarını halen sürdürmekte olan AKJM( Hukuk Çalışma Grubu); 1945'den sonra yani faşizmin yenilgisinden sonra Alman mahkemelerinde hukukçuların değişmediği ve hiçbir sorumluluğa tabi tutulmadan, ceza almadan, sorgulanmadan görevlerine devam ettikleri dikkatlerini çeker.Peki Nasyonal Sosyalist dönemininin Hukuku , hakimleri? Ve Nasyonal Sosyalizm döneminde alınan o kadar çok kararlar, ölüme mahkum edilen insanlar...Ve bu kararların günümüze  halen hala geçerli olması.Özel mahkemeler tarafından alınan ve hala yürürlüğünü koruyan idam cezaları.Hiç kimsenin ilgilenmediği bu dosyalar raflarda.Burada sadece Mannheim'dan söz ediyoruz.

Niedersachsen Eyaletinden Dr.Herr Krame'den gelen öneri ile kollarını sıvayan Hukuk Çalışma Grubu araştırmalarına başlar.Almanya'da bu konu üzerine araştırma yapan çok az bölgelerin olduğunu görürler. Mannheim Mahkemesi'nin 3000 kararı vardır. Arşivin Karlsruhe şehrinde olması ve kendilerininde çalışan insanlar olması işlerini zorlaştırır.  O dönem verilen 3000 mahkeme kararının  80'i  idam kararıdır. Ve dikkatlerini o dönem uygulanan 80 idam cezasına   yoğunlaştırılar.

Dönemin "Özel Mahkemeler"ini anlatan bir tiyatro çalışması yaparlar ve bölgede 12 kez sahneye çıkarlar. Nasyonal Sosyalizmin Özel Mahkemelerinin kurbanları için anıt yapılması gerektiğini dile getiriler ve bunun için çalışma yaparlar. Tam üç seneyi alan bu çalışma, bütün zorluklara ve tartışmalara rağmen 2002 yılında istenilen anıt Mannheim üniversitesinin hemen yanında bulunan  Mahkeme binasının önüne kurulur. Sanatsal yanıda olan bu anıtın üzerindeki yazıdır önemli olan, böyle bir yazıyla Almanya'nın hiç bir yerinde karşılaşamazsınız. Yazıda açık ve net olarak şöyle denir; "Bütün mahkemelerin bu terör yönetiminin destekleyicisi ve yandaşları olduğu, hiç birinin ceza almadan 1945'den sonra da görevlerine devam ettiği"dir. Ve amaçlarına, bu mahkemelerde yargılanan insanların anısına istenilen anıtla ulaşmışlardır. Kimsenin bilmemesi gereken dosyalar böylelikle açığa çıkmıştır.

assasa.png

2015 yılında "Özel Mahkemeler" adli Tiyatro oyunu 400 Seyircinin karşısında Mannheim Üniversitesi'ndeki büyük salonda sergilenmiş.Hukuk Fakültesi Dekanı'nında katıldığı ve profosyonel çekim yaptırdığı bu oyun bugün Üniversitede derslerde eğitim amaçlı kullanılmaktadır.Eski ve yeni Nazi'ler mutlaka varlar ama tarihin bu korkunçluğunu unutturmak istemeyen ve hatırlatanlar da var.

Anıt kuruldiuktan sonra Hukuk Çalışma Grubu yeni bir konu üzerine yoğunlaşır.Aslında yeni de değildir konu, araştırmalar esnasında yine mahkemelerin de karıştığı,  "zorla kısırlaştırma" dir söz konusu olan. Irsi sağlık mahkemeleri tarafından uygulanır. Bunun yanında mahkemeler bir çok resmi kurumla birlikte çalışırlar, hastaneler gibi örneğin; Şehir Hastanesi, Evangelische Diakonie Hastanesi(Evangelische Diakonikrankenhaus), okullar, sağlık kurumları, din adamları(Kiliseler), Sosyal danışmanlar , öğretmenler ve bugün olmayan dönemin Eyalet hastanesi (Landkrankenhaus).

Bütün bu çalışmalar sürerken aynı zamanda AKJM(Hukuk Çalışma Grubu) "Arısierung" adli bir de sergi yapmıştır. Arısierung ; Mal ve mülkün Almanlaştırlılması anlamına gelir. Yahudilerin Sinti ve Romanların(Çingeneler), ve en sonunda komünist ve sosyal demokratların ellerinden , varlıklarının  zorla alınması ve çok ucuza satılmasıdır. Örneğin; Sintiler ve Romanların çok değerli müzik aletleri de bunlar içerisindedir.

ArIsierung Prensibi çok erken başlamıştır.Yahudilerin bir çoğu artık Mannheim'da yaşanılmaz sonucuna varıp göç etmeye başlarlar. Ama herşeylerini götüremezler ve özel vergiye tabi tutulurlar(Göç Vergisi). Damarlarındaki kana kadar sömürülürler. 1942'de bırakmak zorunda oldukları evleri eşyaları , kaşık takımlarına kadar herşeyleri satışa çıkar. Evlerindeki Kanarya Kuşu bile Ariasierung'larındır artık.

1943-44 yıllarında  göç edenler , Rotterdam'a kadar gidebilmişlerdir ancak. Savaş başlamıştır, yollarına devam edememişlerdir. Naziler'de oradadır artık çünkü. Ve göç etmeye çalışan insanların yanlarında götürdükleri kartonlar, yük konteynerleri ve bavulları geri Mannheim'a gönderilir. İnanılmayacak kadar çok olan bu eşyalar satışa çıkarılır. Ve burada  Heinrich Vetter denilen bir şahıs ortaya çıkar. O güne kadar Mannheim'ın "Değerli Vatandaş(Ehrenburger)" unvanını ve bir çok ödülünü taşıyan işadamı Heinrich Vetter'in karanlık geçmişi bilinmemektedir.

"Volksfeindliches Vermogen" kısa adıyla "VVV" adı ile satış mağazası açılır. Türkçesi; Halk Düşmanlarının Varlıkları anlamına gelen "VVV" satış yeri  Heinrich Vetter'in satış mağazasının  bir katının kiralanması ile başlar.Savaşın yoğunluğu ortasında ,yok denecek kadar malzemenin az olduğu bu kaos döneminde  Heinrich Vetter aldığı yüklü kirayla büyük kârlar yapar. Bir çok ticaret adamı ve bilirkişiler ile "VVV" mağazası  satış yeri işlevine devam eder. Gelen konteynerler ve kartonlardan çıkan eşyalar dikkatle incelenir ve değer biçilir. Sanat değeri yüksek olan tablolar, antik eşyalar ve halılar ayrılıp belediyeye teslim edilir. Geri kalanlar satış mağazasına gönderilir.Bunlar günlük kullanılacak eşyalardır ve değerlidirler de...

Örneğin; Halılara Mannheim'ın ünlü hali tüccarı Horst Engelhardt  değer biçer.

Postane, Vergi Dairesi, İş ve işçi bulma Kurumu hepsi birlikte koordineli olarak çalışırlar.Dönemin Mannheim Vergi Dairesi Mannheim'da bu malların satış ve diğer organizasyonunu yapmaktadır, bir örümcek ağı gibi birbirlerine bağlı ve örgütlüdürler. Kimin göç etmek istediği hemen tesbit edilir ve banka hesaplarına el konularak kapatılır ve herşeylerine el koyulur. Ellerine verilen son kuruşuda Deutsche Bahn (DB) Alman Demiryolları İşletmesi taşıma parası olarak alır.

Mannheim'da oluşturulan bu sistem son derece etkin  ve verimlidir. Örnek model olarak diğer şehirlere sunulur ve gösterilir .

Bu bilgileri edinen Hukuk Çalışma Grubu 2004'- 2005'in  11.Ayından 3.Ayına kadar çeşitli etkinlik ve eylemler düzenler. İşadamı Vetter o güne kadar bir ermiş gibi anılmaktadır. Hayatta olmayan Heinrich Vetter'in çocuğu yoktur bütün mirasını Heinrich Vetter Vakfı'na bırakmıştır. Yaşadığı dönemlerde yaptığı bağışlarla heftada en az bir kez yerel basında görülmüştür. Bilimsel ve sosyal alanlar için yaptığı bağışlarla bütün dikkatleri üzerine çekmiştir.

Hukuk Çalışma Grubu'nun araştırmalarında  Heinrich Vetter'in arsalar, evler ve daha büyük binalar aldığı, ve bunların Yahudiler'den kalan varlık olduğunu görmüşlerdir. Bu durum yine büyük tartışmalara neden olmuştur.Belediye bu böyle olmaz Heinrich Vetter bütün bunları yalnız yapmamıştır diyerek, genel bir araştırma yapılmasını söyler.

Gerçekten de Üniversite ve Mannheim Belediyesi birlikte araştırma yapmak için proje oluşturur. Mannnheim Üniversitesinden  Dr.Christiane Fritsche ve  Maniz İEG - Avrupa için Leibniz Enstitüsü( İEG - Leibniz Institut für Europäische) Müdürü Profosör Dr. Johannes Paulmann bunun üzerine üç sene  sürecek olan çalışmalara başlar. Araştırmalar Karlsruhe Şehrinde bulunan arşivlerden başlar, arşivde bulunan dosyalar yanyana konulduğunda 500 metreyi bulur. Düşünüldüğünde yarım kilometreyi bulan bu dosyaların incelenmesi o kadar kolay değildir. Dr.Christiane Fritsche ve  Profosör Dr. Johannes Paulmann  , büyük bir itinayla derledikleri  ve sonra bir kitapta topladıkları çalışmalarını tamamlarlar.Tabi ki tahmin edildiği gibi büyük ve kalın bir kitaptır sonuç , bir o kadar incelikle konuların ayrımına dikkat etse de. Kitabın adı "Ausgeplundert zuruckerstattet und entschädigt, Arısierung und Wiedergutmachung in Mannheim" (talan, iade ve tazminat- mannheim'de arileştirme ve telafi)...

Kitabın içeriği 1945'den sonra neler olduğudur;İnsanlardan zorla alınanlar geri verilmiş midir, ya da verilmemiş midir?...Böyle bir kitabın yazılması çok yerinde ve aydınlatıcı. Ve rahatça okunabilen anlaşılır  bir dile sahip.

Bu arada Hukuk Çalışma Grubu etkinliklerine devam eder, anma günleri gibi mesela. Hala sekiz kişiden oluşan grubun yaptığı etkinlikler büyük ilgi çeker. Katılımlar yoğundur. Mannheim Forum'da  Heinrich Vetter'in   kim olduğunu anlatmak için düzenlenen etkinlik büyük ilgi görür ve gelenlerin bir çoğu salon yetersizliğinden geri dönmek zorunda kalır. Bu etkinlik ilk etapda Mannheim Abendakademi'de yapılmak istenir, teknik sorunlar bahane edilir. Aslında Mannheim Abend Akademi'nin korkusu  Heinrich Vetter Vakfından gelen maddi desteğin geri çekilme korkusudur. Etkinliğin yoğun ilgi görmesinden sonra Mannheim Abend Akademi özür dileyerek ortak çalışma sürdürmek istediklerini ve devamını dilediklerini söylerler.

Ve yine çalışmalarına devam eden Hukuk Çalışma Grubu "Kısırlaştıran" adli oyununu 2008'de sahneler. Ve belediyeye 'Zorunlu Kısırlaştırma'nın anıtının yapılması önerisini sunarlar. Mannheim Belediyesi  konuyla ilgili bir anıt yarışması düzenler. Yarışmayı Michael Volkmer adlı bir sanatçı kazanır. Bu anıt diğerlerinden çok farklıdır, çünkü her yıl yeri değişmektedir ve sanıkların ve suçluların önünde durmaktadır. Örneğin; Mahkeme salonu , hastaneler , okullar vb. Yani O dönem zorunlu kısırlaştırmayı uygulayan ve destekleyen kurum ya da kuruluşların önünde.

22 Mart 2016 tarihinden itiren Nasyonal Sosyalizm döneminde zorla kısırlaştırılanlara ithafen yapılmış olan anıt Mannheim Neckarau'da bulunan  Evangelische Diakonie Hastanesi(Evangelische Diakonikrankenhaus)'nin ana giriş kapısının hemen yanında bulumaktadır.

Anıtta şu sözler yazılıdır;

"Çünkü benim diğerlerinden değersiz olduğumu düşünüyorlar...

Zorla kısırlaştırmak bir suçtur..."

Ayrıca anıtın hemen yanındaki şiltdeki yazıda dikkat çekicidir;

"1900'den fazla insan Mannheim'da zorla kısırlaştırmanın kurbanı olmuştur.Bu kısırlaştırma, sağlık sorunları ruh hastalıkları ve sakatlık gibi bahaneler ileri sürülerek yapılmıştır.Ve bu insanlar sosyal yaşamadan dışlanmışlardır.

Bu suça doktorlar,hakimler,öğretmenler, sosyal danışmanlar ve bir çok resmi kurum ortak olmuştur.

Bu anıt bu insanları kurban eden suçluların gözlerinin önünde ve suçun işlendiği yerlerde durmaktadır...

Bu anıt Mannheim'li öğrenciler tarafından korunur ve bakımı yapılır..."

Ayrica Walter Wassermann ile  ilgili de bir çok etkinlik  yapılır.Walter Wassermann Mannheim'lı  bir Yahudidir 3 yaşındayken dedesi ninesi ve bir çok akrabası toplama kampına  götürülürler, Onun şansı annesinin Katolik olmasıdır. Yaşamı hakkında  ancak 80 yaşından sonra konuşmaya başlar, yani savaştan tam 60 yı l sonra. Ve her zaman kendisine yardım eden insanlardan bahseder, onlar olmadan yaşamasının zor olduğunu belirtir. Ve 9 Ekim 2012 yılında Walter Wasserman'ı anlatan bir kisa belgesel film Mannheim sinemalarında gösterime  girer... Walter Wasserman 17 Mayis 2014 yilinda ölür...

Böylesine değerli ve heyecan verici bir çalışmayı yapabilmek, günümüzde bile cesaret , yürek ve sabır ister.Geçmişin irdeleyebimek, onunla yüzleşebilmek, tarihi sorgulamak...Kendimizi o tarihin içerisinde bulmak ve kalıntılarının günümüze taşındığını görebilmek, o derecede nefret nasıl oluşmuştu ve neden hala toplumda yer buluyor.Bütün bu sorulara cevapları sekiz kişilik 'küçük' bir grubun kendilerine bugün "Hukuk Çalışma Grubu ve Mannheim'da Nasyonal Sosyalizmin Tarihi " adını veren çalışmalarında görebiliriz.Günümüzde ırkçılığın ayrımcılığın ve halklar arasına sokulmaya çalışılan kin ve nefret politikalarına verilebilecek en güzel yanıtlardan bir de bu çalışma grubu olsa gerek...Bugünden baktığımızda bu zorlu süreçte çok önemli ve değrli bir çalışma olduğunu vurgulamak zorundayım...

Teşekkürler Anne Barbara Dell , Teşekkürler Barbara Ritter ve bu mücadeleyi sabır ve umutla sırtlayan isimsiz kahramanlar...

Mannheim'ı konu edinen bu cesur insanlar umarız diğer şehirler ülkeler ve halklar için örnek olurlar...

Başarılarının devamını diliyoruz...

Bu yazı toplam 1011 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim