• BIST 90.383
  • Altın 145,017
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 20 °C

BU DÜNYAYA İSTEDİĞİMİZ GİBİ GELMEDİK İSTEDİĞİMİZ GİBİ GİDEMEYİZ

Akın Sivri

Garsonluk hayatım kalp krizi geçiriyordu. Yorulmuştum artık. Çok sıkılmıştım. Rutin gidiyordu hayatım. İnsanlar üstüme üstüme geliyordu sanki;  hapishanede gibiydim.

Zamanı gelmişti iş değiştirmemin artık… İstifa ettim.  Gururlu, mutlu ve huzurlu bir şekilde. Sonra iş aramaya başladım =) farklı farklı işlere başvurular yaptım.  Ama nafile, ses yok hani bir işaret derler ya  o hiç olmadı zaten. Kurumuş ağaç gibiydim. Günden güne meyve kaybediyordum dallarımdan. Her geçen gün umudumda azalıyodu.

1 2 …5 6 ay oldu artık dur dedim. İş kuruyorsun! O kadar heveslendim. Dükkan dükkan gezdim. Satabileceğim  mallar aradım. En sonunda küçük biblo bebekler aldım.  Bir liraya yüz tane, üç liradan satmaya başladım.

Bir bavul aldım İçine doldurdum seyyar satıcıydım artık patrondum.

Ne karışanım var ne zaman istersem açıyorum, kafam estimi kapatıyorum. Her gün izinliyim sanki iyide kazanmaya başladım. ilk gün Osmanbey metro durağındayım. Bir açtım bavulu herkes bana bakıyor bir bayan yanaştı yanıma… O alınca biblolardan, herkes bavulun etrafını çevreledi. Sürü pisikolojisi derken yetmiş  tane sattım. Ne olduğunu anlamadım, ertesi gün elli beş, üçüncü gün ise iki adam yanaştı  yanıma bavulu kapattı .’’Hepsini alıyorum’’ dedi. Şaşırdım! Baktım aldılar bavulu gidiyorlar. On  adım attılar yanlarına koştum ‘’versenize bavulumu ‘’dedim. Beni itip  hemen yandaki hana girdiler. Kafayı kaldırıp baktım, zabıta merkezi yazıyor  içeri girdim. Amire çıktım. ‘’Ögrenciyim mallarımı verin ‘’dedim.  Güldüler  odadakiler, amir dedi ‘’ salak adam ‘’ belli zaten öğrenci olduğun koskoca zabıta merkezi önüne seyyar açıyorsun  ‘’dedi.

Arkamı döndüm, evin yolunu tutum. Eve vardım. Annem ‘’bavul nerde ‘’dedi. Şöyle bir baktım ‘’ hepsini sattım zabıtalara yine gel dediler ‘’dedim. ‘’Annem güldü ‘’Olsun bunda da bir hayır vardır’’dedi.  Bi daha bavul aldım, gene mallarla doldurdum , çıktım yola, bu sefer akıllandım .Etrafa baktım .Zabıta gelmiyor. Metrobüsün Söğütlü Çeşme durağına gittim. Açtım tezgahı, bir yaşlı amca yanıma geldi.  Sağ gözü görmüyor ayağıda topallıyordu. ‘’Hayırlı işler evlat oturayım mı yanına ‘’dedi. ‘’Buyur otur amaca ‘’dedim. ‘’Engelliyim oğlum  engelli dergisi satıyorum. Yoruldum hele soluklanayım biraz ‘’dedi. Biraz oturduktan sonra ayaklandı ‘’hayırlı işler ‘’dedi gitti.

Ertesi gün yine geldi. Konuştuk iki çocuğunu olduğunu ,Üniversitede  okuduklarını , engelli maaşının yetmediğini, bundan dolayı ek iş olarak engelli dergisi sattığını söyledi. ‘’Helal olsun amca hayırlar olsun iyi adamsın ‘’dedim. Aradan bir hafta  geçtikten sonra akşam vakti münibüse bindim. Kalabalıktı her zaman olduğu gibi arkadan bir ses geldi.’’Oğlum ‘’diye. Geçtim arka tarafa bir baktım engelli amca, ismini sormak hiç nasip olmadı. Bana baktı  ayağı kalktı ‘’oğlum gel otur’’ dedi. Şaşırdım! ‘’Nediyosun amca’’ dedim. ‘’otur oğlum ben alışığım sabahtan akşama kadar koşturuyorsun yollarda’’ dedi.’’Amca otur rahatına bak’’dedim. ‘’O zaman  oğlum yarı yola kadar ben oturayım,  sonra sen otur ‘’dedi. Duygulandım, büyülendim, hüzünlendim kelime bulamıyorum anlatmaya,  insanlık dersi verdi. Babaydı okyanusları aşmış büyük bir yelkenli gemi gibiydi, rüzgarlara hırçın dalgalara rağmen ayaktaydı.  

Engelliye acıyarak değil; hayranlıkla bakmalıyız. Çünkü bizim onun gibi engellimiz olmamasına karşın daha engelli gibi davranıyoruz.

 

Bu yazı toplam 743 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim