• BIST 82.368
  • Altın 147,517
  • Dolar 3,8222
  • Euro 4,0629
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 4 °C
  • İzmir 10 °C

Bu Savaş Seçimle Bitmez !

Mustafa Furkan Yılmaz

Cemaatin 17 Aralıkta iktidarla başlattığı savaş devam ediyor. Bu olaylarda toplumun çoğu kesimi cemaate olan sempatisini tümüyle kaybetti. Ama toplumda hükümete kızanlar da azımsanacak sayıda değil. Hükümeti eleştirenlerin buluştuğu ortak payda ise yolsuzluk veya hırsızlıktan daha öte, hükümet – cemaat ikilisin bugüne kadar kolkola yol alıp da menfaat çatışması sonucu bu savaşın buralara kadar geldiğine olan kanaat. Kazanan kim olursa olsun her geçen gün kaybeden sadece Türkiye değil. Çünkü zihinlerdeki İslâm algısı da sarsılmış durumda. Zira her iki taraf da İslâmî temelleri referans alarak doğdu ve zihinlerde İslâmın temsilini simgeliyor.

 

TOPLUMUN AKLI ÇOK KARIŞIK

17 Aralıktan beri “toplumsal algı yönetimi” tüm yönleriyle hem cemaat hem hükümet kanadından  iyi koordine ediliyor gözükse de, ortaya çıkan her yeni kaset ve belge halkı bir tarafın haklılığına inandırmaktan çok iki taraftan da nefret ettiriyor. Cemaat kendi içinde ne kadar kenetlenmiş olsa da farkındaysanız “siz kimsiniz” sorusuna henüz cevap vermiyorlar. “Hırsızlık var, rüşvet var, malı götürdüler” diye bağırıyorlar.. “Kimsiniz” sorusuna cevap yok! Hem İslâmi oluşum olduklarını inkâr ediyorlar, hem temellerini Saidi Nursi’ye bağlıyorlar. Said Nursi risalelerde siyaseti açıkça men etmiş sizin ne işiniz var deyince de siyaset yapmıyoruz diyorlar. Diyorlar da diyorlar ama ne dediklerini bilmiyorlar. Ve düştükleri çelişki batağına ülkeyi de sürüklüyorlar. Burada iki hususu dile getirmek istiyorum.

 

1. Bu Hükümeti demokratik veya anti-demokratik yollarla ;

-Cumhuriyet mitingleri yıkamadı,

-Meclisi kilitleyen 367 krizi ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi yıkamadı,

-Kapatma davası yıkamadı,

-Darbe girişimleri, Ergenekon, Balyoz, Ayışığı vs. yıkamadı ,

-12 Eylül referandumunda sağcısıyla-solcusuyla güç birleştiren muhalefet yıkamadı,

-Açılım Süreci onca tepkiye rağmen yıkamadı,

-Suriye iç savaşının yıkıcı etkileri yıkamadı.

Bunca büyük sarsıntıda ayakta kalan hükümet diyelim ki istifa etti, kim yıkmış olacak ?  “Cemaat”… Akıllarda kalsın bu…

 

2. Yıllarca bu ülkede askeri vesayet var dedik, askere kızdık. Sözde, “Laiklik” her çıkmaza girdiğinde askeri göreve çağırıp askerden medet umanlar oldu. Bundan sonra aynı süreç cemaat için işleyecek. Cemaat, bin ittifakla yıkılamayan hükümeti, dolaylı yollardan yıkarak sadece tarihe geçmekle kalmayacak; aynı zamanda bundan sonraki tüm süreçlerde ülkenin kaderinde söz sahibi olacak. Kendi derin devletini veya paralel yapısını başarının verdiği sarhoşlukla sapasağlam temeller üzerine oturtacak.

 

Şu anda bile kendinden başka İslâmî oluşumlara ittifak şansı vermeyen veya yaptığı tüm ittifaklarda kendi kurallarını koyarak kazanım elde eden cemaatin önünde hükümet yıkıldıktan sonra kim durabilir ? ( Üstelik lideri hâlâ Amerika’da yaşarken! )

 

Burda esas mesele tüm bilgi kirliliklerinden ve kavram kargaşalarından sıyrılıp sonuç odaklı reel-politik düşünmek.

 

Bu düşünceyle ilk olarak “Ak Parti’yi desteklersek hırsızı desteklemiş oluruz” diye düşünenlere diyorum ki eğer AK Partiyi desteklemezseniz cemaati ve cemaatin yaptıklarını desteklemiş olursunuz. Evet bu, matematiksel formül gibi birbirini tam da tersi ile tamamlayan bir durumdur.

Ve ikinci olarak daha az tehlikeli olan daha çok tehlikeli olana her zaman tercih edilir, edilmelidir.( Ak Parti- Cemaate göre çok daha az tehlikeli.)  Bu kirli savaşta bir tercih yapmamak lazım geldiğine inananlar siz, seçmek zorunda olmadığınız bu politik tercihin cemaati tercih anlamına gelmediğini iddia ededurun, cemaat hükümeti devirip daha zafer çığlıkları atarken akıllar elbet başa gelir de iş işten geçmiş olur.

 

 

MHP’NİN TAVRINDAKİ KARARSIZ TUTUM ÜZÜCÜ

Sn.Bahçeli en zor zamanlarda devlet adamlığını bin defa ispatlamış bir lider olarak bu olaylarda neden başarısız oldu doğrusu anlayamıyorum. Zira Türk Siyasi Literatürüne “OKYANUS ÖTESİ” kavramını yerleştiren BAHÇELİ’dir.  (Hatırlanacağı üzere Ak Parti’nin henüz cemaatle arasının iyi olduğu ve omuz omuza mücadele ettiği günlerde Bahçeli, Okyanus Ötesine sık sık vurgu yapıyordu.) Doğrusu Bahçeli’nin 17 Aralık sonrası tavırları MHP’nin iktidarı amaçlamadığını  söyleyenleri destekler nitelikte. Düşünsenize CHP bile iktidara hazırlanmaya çalışıyor da MHP neden pasif ? CHP, halka MHP’den daha mı yakın ? MHP bu olaylarda hükümete daha yakın dursa oy patlaması yaşardı çünkü AK PARTİ’nin en yakın alternatifi şu anda MHP.

 

Bahçeli’nin bu olaylarda hükümete daha yakın bir tutum izlemesini beklerdim. Hem hakkaniyet hem de siyaset bunu gerektirir çünkü.  Nasıl ki cemaat bunca tutumuna rağmen diğer tarikatların ismini vererek ve onlara elçiler göndererek bugün bize yapılan yarın size yapılır tezini savunuyor (diğer cemaatler siyasetle iç içe olmadığı için onların başına böyle şeylerin gelmesi ihtimali bulunmadığı halde cemaat, bizim başımıza gelen sizin de başınıza gelebilir diyerek onları safına çekmeye çalışıyor ) Aynı şekilde bugün Ak partiye yapılan yarın MHP’ye ve CHP’ye yapılmayacak mı?   (Veya yapılmadı mı? ) Bugün Ak Partiyi yalnız bırakan yarın diğerlerini yalnız bırakmayacak mı?  Bu savaşta mesele sadece menfaatler örtüşmesinin sona ermesinden ibaret mi acaba? Mesele bu kadar basit olamaz.

 

 

BAŞBAKAN İLE OĞLUNUN SON KASETİ VE DİNLENEN 7 BİN KİŞİ İDDİASI

Yine dün akşam saatlerinde ortaya çıkan dinleme kaydında Başbakan, “Başçalan” olarak yansıtılıp sosyal paylaşım sitelerine kayıtları verildi. Böyle şeyler öylesine kafa karıştırıyor ki şu ortamda atılan çamurun izleri uzun zaman silinmeyeceği bilindiğinden maksat zihinleri bulandırmak.

 

Ama inanıyorum ki halk, kafası ne kadar karışırsa karışsın, bu kaset tuzaklarından iğrendi ve inanıp inanmamaktan çok bu kirli savaşa iyice sinir oldu.

 

Peki daha ilk parçası olduğu iddia edilen 7 bin kişinin dinlenmesi konusunda ne demeli ? Kimbilir cemaat aleyhinde olan onbinler ile ilgili ne kayıtlar tutuldu doğrusu merak ediyorum… Başbakanın “örgüt” dediği kadar yok mu ? Ve hepimiz cemaatten tanıdıklarımız olduğu için sistemleri hakkında az çok bilgiye sahibiz. Ve yazıma son verirken aşağıda Ahmet Sağırlı beyin Türkiye Gazetesinde yayımlanan bugünkü yazısının etkilendiğim kısmını alıntılamak istedim.

 

“Bu faaliyetin içinde bulunanlar utanılacak bir şey yaptığını düşünmüyor ki.. Onlara göre iftira etmek, aileleri dağıtmak, delil üretmek, kumpas kurup tutuklatmak, haraç kesmek, utanılacak bir şey değil. Davaya hizmet. Sadakat. Belki aralarında suç olduğunu düşünenler çıkmıştır. Ama öyle bir özgüven pompalanmış ki, bir gün hesap sorulabileceği, devranın döneceği hiç akıllarına gelmemiş.

 

Milli Eğitim, Emniyet, Yargı, Yargıtay, ÖSYM, iş dünyası, medya.. el atmadıkları, dolap çevirmedikleri yer kalmamış. Bazen ittifak kurmuşlar, bazen rakip olmuşlar, bazen düşman olmuşlar. Kim ya da kimler kullanmışsa kullanmış. Ne iş yaptırmışsa yaptırmış. Anlaşılan o ki, o iş bitmiş ve tasfiye kararı verilmiş. Seçim sonucuna bağlı bir karar değil.”

 

 

Evet bu faaliyetlerin içinde bulunanlar, twit sayısının bile peygamber efendimiz aleyhisselamdan gelen emirle artılıması gerektiğine inandırılıp kulaklarına fısıldanan şu ifade ile kandırılıyorlar. “Bugün Yusuf (a.s) olan, yarın Sultan olur.”  Oysa zindanlara atılmış olan masum zihniyetleri ve inançları haberleri yok !

Bu yazı toplam 719 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim