• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 14 °C
  • İzmir 14 °C

BÜYÜK İSLAM İTTİFAKI

Mevlüt Mürsel Uzun

Türkiye’nin ve İslam aleminin gözü aydın yıllardır ABD ve AB’nin nifak ve fitneliğiyle birbirine hasım ettiği tüm İslam ülkeleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülüğünde bir araya gelerek nihayet ittifakla anlaştılar.

Suriye’de ve Irak’ta DEAŞ’e karşı oluşturulan koalisyon da yer alan ABD, Rusya ve Avrupa ülkelerinin maksatlı tutumları karşısında İslam ülkeleri  rahatsızlık duymaya başladılar. Bunun üzerine ilk önce  34 İslam ülkesi bir araya gelerek kendi bayrakları altında, İslam Coğrafyasına karşı oluşan tehlikeye karşı 300 bin kişilik bir müşterek ordu kurarak İslam ülkeleri olarak birlikte olduklarını göstermek istediler.  Tüm İslam ülkelerince oluşturulan bu birlikte hareket etme gelişmesi Ortadoğu’yu petrol çıkarları uğruna yıllardır kan gölüne çeviren ABD, Rusya ve bazı AB ülkelerini açıkça korkutmuştur.

Ortadoğu’da İslam ülkeleri birliğinin kurulmasını sağlayan hiç şüphe yok ki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. 14-15 Nisan tarihinde 56 İslam ülkesini bir araya getirerek ilk defa küresel bir güç oluşturmanın fitilini ateşlemiş oldu.   

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın her konuşmasında gündeme getirdiği “Dünya beşten büyüktür” sözü İslam Zirvesinde de ifade edilerek önem kazanmıştır. Birleşmiş Milletleri istedikleri gibi sevk ve idare eden güvenlik konseyinin 5 daimi üyesinin zorbalığına karşı olunduğu  İslam Zirvesinde güçlü şekilde ifade edilmiştir.

İslam zirvesinin ikinci önemli gelişmelerinden biride kendi halkını katleden ve yerleşim yerlerini bombalayan, halkını sığınmacı durumuna düşüren zalim Esat’ı destekleyen Rusya’nın yanında yer alan İran’ın İslam teşkilatıyla birlikte hareket etme noktasına getirilmiş olmasıdır. 

Ortadoğu’yu istedikleri gibi dizayn etmek isteyen başta ABD olmak üzere

Rusya ve AB’nin bazı ülkeleri bölgenin güçlü ülkesi olan Türkiye’yi zayıf düşürmek için bölgede faaliyet gösteren terör örgütlerine destek vererek ülkemizi terörle karşı karşıya getirmek istemişlerdir.

Sanki İslam’ın içinden çıkmış bir örgüt gibi takdim edilen DEAŞ’ı aslında yaratan ve bölgeye taşıyan da bizzat ABD’nin ta kendisidir. Dahası da var yarım asrı aşkın bir süredir dostu ve müttefiki olan Türkiye’yi göz ardı ederek PKK’nın Suriye kolu olan PYD’yi dost kabul ederek ona silah ve teçhizat yardımında bulunması dostluğa ve müttefikliğe yakışmayan bir ihanet ve utanmazlıktı.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İslam Birliği Zirvesinde özellikle üzerinde durduğu üç husus vardı; bunlar Mezhepçilik, Irkçılık ve Terör konularıydı. İslam ülkeleri arasında ayrılığa ve soğukluğa neden olan bu konular karşısında dış etkilerden uzak durarak, ilgili ülkelere birlikte hareket etme çağrısında bulundu.

Türkiye’nin 14-15 Nisan’da 56 İslam Ülkesinin lider ve temsilcileriyle

ortaya koyduğu fotoğraf ülkemize karşı art niyet taşıyan iç ve dış mihrakları korkutmuştur. 

Oysa Türkiye bugün takip ettiği dış siyasetinde tek pencereden bakmak yerine AB’ne nasıl bakıyorsa İslam ülkeleri birliğine de öyle bakmakta.

İslam Birliği Zirvesi Türkiye için bir fırsat oldu. İslam Alemini Sünni, Şii, Selefi, Vahhabi gibi kamplara ayırarak İslam topluluklarını birbirine düşüren-düşman eden sonrada İslam’ı, İslam’a kırdıran başta ABD olmak üzere Hıristiyan ülkelerinin foyasını ortaya çıkarmıştır. Özetle ifade etmek gerekirse dünya yeniden şekillenirken, bunda başta Cumhurbaşkanımı Erdoğan’ın  payının büyük olduğunu açıkça kabul etmemiz gerekir... 

Bu yazı toplam 479 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim