• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 16 °C
  • İzmir 14 °C

ÇOCUK TERBİYESİ

Fatih Yokuş

Bir Müslüman olarak üzerimizde; Anne-Baba, Çocuklar, akraba, yakın ve uzak komşu, yetim, fakir, yolda kalmış ve miskin olarak insani ilişkiler ve karşılıklı haklar vardır. Toplusal huzur ve barışın tesisi için herkes üzerine düşen görev ve sorumluğu yerine getirmek zorundadır.

Anne-Baba'nın çocuklarına karşı, görev ve sorumlulukları çoktur, bu sorumlulukların başında güzel bir isim, iyi bir meslek, terbiye, dinini öğrenme gelir.

Çocuk sevgisi ve eğitimi denince, günü kurtarma, başımızda savma, her dediğini ve yaptığını hoş görme, özgür yaşam adı altında yaramazlıklarına göz yumma veya başlarına buyruk olmalarını özendirme değildir, belki bu tür eylemler Anne-Baba açısında hoş karşılanıp güzel gözükebilir, ancak Çocuk büyüdüğünde, görev ve sorumluluk yaşına geldiğinde sıkıntılarla karşılaşacaktır, yani Anne-Baba desteği bittiğinde, yanlış ve doğruyu ona öğreten biri olmadığında sorunlarla nasıl baş edeceğini bilemez olacaktır. 

Geçenlerde bir göz doktoruna gitmiştim laf  çocuk terbiyesine gelince doktor bey "Ben yatılı ve on öğrencinin bulunduğu bir yerde okudum, yazın aileme yardım eder okul harçlığımı toplardım, özel öğretmen, okul dershane yoktu işte okuduk buralara geldik. şimdi çocuğumun her türlü imkan var maalesef bilgisayar, akıllı telefon ve tabletten ders çalışacak zamanı bulamıyor, bir dediğini iki etmediğimiz halde bir türlü anlaşamıyoruz."

Baktım benim çocuklarımda köy ilk okulunda, on kişilik iki odalı evde olmasına rağmen bir çoğu okudu şimdi, beş odalı ev her türlü imkan olmasına rağmen kalan çocukların okumadığını gördüm.

Yine ağzındaki lokmayı çocuklarına yediren bir babanın büyüyen çocukları ne kadar da perişan olduğuna şahit olduğumdur. Demek ki evlatlarımıza "iyi bir terbiyeden" daha değerli bir şey bırakamayız. 

" İslam fıtratı üzerine doğan her çocuk" anne-babasının verdiği terbiye ve eğitim üzerine büyür ve de dinini tanır. Onun içindir ki Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem:

"Hepiniz bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi siz de evlerinizde ve emriniz altındakileri cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmelisiniz. Öğretmezseniz mes'ul olacaksınız." (Buhârî, Vesâyâ 9; Müslim, İmâre 20.

Maalesef bazı Anne-Babalar, çocuklarını düşüneceklerine, kendilerini düşünmekte hoşlarına giden fiil ve davranışları çocuklarına yaptırmaktadırlar. 

Çocuğuna, alkol aldırtan, içmesine göz yuman hatta onunla içenler, hırsızlığa alıştıranlar, terör örgütüne katılmasını hoş görenler, köle gibi çalıştırıp sırtında geçinenler, kızlarını bikini ile dolaşmasına göz yumanlar,beğenen ve hatta teşvik edenler. fuhuş yapmalarına göz yumanlar, teşvik edenler... vb. Maalesef evladına Anne-Babalık değilde zulüm eden niceleri vardır. Oysa anne-baba,  Allah'ın bize emaneti olan çocukları, topluma, vatana ve de kendisine faydası dokunacak birer birey olarak eğitmesi gerekir.

Bu durumdaki  çocuklar dinene ne yapmalı? Anne-Babı ya sorgusuz  teslimiyet ve itaat mı etmelidir? 

Dinimiz Anne-Babaya sınırsız itaat değil sinirsiz iyiliği ve en zor şartlarda dahi onlara "of" dememeyi emir eder. Ancak söz konusu itaat olunca Allah'ın dışında hiç kimseye itaat edilmez. Peygambere sallallahu aleyhi ve selleme, ulil enre itaat ta yine Allah'ın emridir. Bunun  içindir ki İslam tarihine bakıldığında Musab bin umeyre söz konusu Allah olunca Annesine karşı gelmesi, Hz. Ebu bekir Bedir harbinde oğluna karşı savaşması, Müslümanların, Mallarını, akrabalarını vatanlarını bırakıp Habeşistan'a, birinci, ikinci ve Mediney'e hicret etmeleri yine Medinedeki Evs ve Hazrec kabilelerinin yıllarca süren düşmanlığı bitirip kardeş olmaları hep Allah'a itaatin bir gereğidir.

Evet söz konusu Allah'ın emri olunca gerisi teferruattır.

"Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyunuz..." (Tahrim,6)"

...De ki: Asıl ziyan edenler, asıl hüsrana uğrayanlar hem kendilerini hem de ailelerini kıyamet günü hüsrana uğratanlardır. Haberiniz olsun ki apaçık hüsran işte budur. Onların hem üstlerinde hem altlarında ateşten kat kat örtüler vardır. İşte Allah böyle bir azabın varlığını bildirerek kullarını bunlardan sakındırıyor. Ey kullarım! Bana karşı gelmenizden ötürü azabıma uğramaktan sakının."(Zümer, 39/15-16)

Bu yazı toplam 392 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim