• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 6 °C
  • İzmir 7 °C

Çölyakla Yaşamın Kıyısı

Özge Serttürk

İlkyazımda olanları, neyin ne olduğunu anlatmıştım. Bunları yazma amacım ülkemizdeki insanlara bilinç kazandırmaktı. Ülkemizdeki diyorum çünkü biz bu noktada biraz gerideyiz. Bilinçli değiliz. Bunu her gün başınıza gelen olaylar çok güzel özetler sizlere. Benimde başıma bazı olaylar geldi. Tüketici, yıkıcı ne derseniz deyin. Bu kaçınılmaz bir gerçek. Bu yazımda o olaydan bahsedip vicdanınıza dokunmak isterim. İnsan gibi yaşamayı unutmayın isterim. Ve bırakında herkes insan gibi yaşasın.

Ben çölyaklı hayatımda hep tedbirli olmak zorundayım. Okuluma yemeğimi götürüyordum, okulda çıkan yemekleri yiyemiyordum. Tam bir yıl boyunca kuru bir mısır ekmeği yedim. Arkadaşlarım beni öyle görünce yanımda bir şeyler yemeğe çekinirlerdi. Bu rahatsız edicidir çünkü karşınızda yenen şeyi canınız çeker ama oradan kalkıp giderseniz yalnız kalırsınız. İnsanlara elindekini yeme yanımda diyemezdim. İlk olarak buna hakkım yok zaten. Ama arkadaşlarım hep iyi insanlardı, gidilecek mekânlar, yenecek yemekler bana göre ayarlanırdı. Evet, bu baya rahatsız edici kendi kendime ben neden onlara engel olayım ki der, çoğu zaman dışarı çıkmamaya çalışırdım. Bu benim için en güvenlisiydi. Bir öğle yemeğinde yalnız kalmaya dayanamadım. Bende sefer tasında kendi yemeğimi aldım. Artık arkadaşlarımla olacaktım onlar kendi yemeklerini ben kendiminkini yiyecektim. Bir restorana oturduk. Yemekler söylendi, sohbete başlandı. Ben çok acıkmıştım. Bekleyemedim arkadaşlarımın yemeklerinin gelmesini, izin istedim ve kendi sefer tasımdaki yemekleri yemeye başladım. Biraz sonra çevremizi garsonlar sardı ve bana bakarak buradan çıkar mısınız dediler. Ben ne olduğunu anlamadan arkadaşlarım nedenini sordular. Garsonlardan biri kendi yemekleri dışında burada yemek yenemeyeceğini bağırarak söyledi. Beni kovmaya çalıştılar. Bense bunun verdiği eziklik ve rezil olmuşluk duygusuyla ağlamaya başladım. Arkadaşlarım beni öyle görünce garsona çıkıştılar ama adam geri adım atmamaya kararlıydı. Evet, haklıydı. Orada yememeliydim belki ama bir de beni dinleyebilirdi. Sadece ben oranın yemeğini yemiyordum, beni hoş görebilir en azından sakince uyarabilirdi. Yapmadı, benim orada ne hale gelebileceğimi düşünmeden küçük düşürdü. Aslında orada beni değil kendi insanlığı küçük düşmüştü. Aramızdan birisi akıl etti ve bu kızın burada yiyebileceği bir şey var mı diye sordu. Adam ekmek bulaşmayan bir yemek olup olmadığına garanti veremedi.

Bende biliyordum sadece benim yiyebileceğim yerlere gitmeyi ama arkadaşlarımdan ayrı geçirmek istememiştim zamanımı. Kendimi dışarı attım yemek kaplarımı toplayamadan, o aç karnımla ve gözümün içine bile bakmadılar. Herkes bana bakıyordu ama o adamlar bakmadılar.

Hadi gelin bunlara insan deyin. Bizim gibiler içinde menüye küçük bir şeyler koyabilirlerdi. Bizimde normal hayata katılmamızı sağlayabilirlerdi. Bende isterdim kafam esti acıktım diye bir yere girip hemen yemek yemeyi. Öyle bir imkânım yok. Ya neden senden olmayanı dışlarsın neden rezil edersin onu. Benimki küçük bir örnek belki bunu bile dikkate almayacaksınız. Ama yaşamadan bilemezsiniz. Büyük konuşmayın. İnsanların gözü önünde bunları yaşamak hiç kolay değildir. Bunu en iyi yaşayanlar bilir. Gerisi ancak duygudaşlık kurabilir. İnsanlığınızın sesini dinleyin. Sizin de başınıza gelebilir. O yüzden bilinçlenin artık. Bizde varız, buradayız, yaşamaya çalışıyoruz. Lütfen elimizden tutun, yardımcı olun. Normal davranın ama incitmeyin.

Bu yazı toplam 2295 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim