• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 6 °C
  • İzmir 7 °C

Cumhurbaşkanımız, Abdülkadiroğlu davetinde suçlu aramasın!

Oğuz Güler
Çünkü suçlu araması artık yanlış. Devletin en üst noktasına geleceksin, oraya gelene kadar bin, bir badireden geçeceksin ve MİT'e silah çekenleri baş köşeye davet edeceksin, bu davetin faturasını göremiyorsan diyecek bir şey kalmamıştır sanırım. Baş köşeye davet edilen bu kardeşimiz sonra twit atıp makamla dalga geçecek bu nezaketen ayıp. Ben Tayyip beyi savunmak için bunları yazmıyorum ama makam hassasiyeti ve saygı denen olgudan dolayı bunları yazdım. ABD'de CIA'nın, FBI'ın arabasını kenara bile çekemezsin, çeken olursa o gün o adamları 10.000 feetten okyanusa atarlar. Kimse benim MİT'imin kıçını açamaz, açmamalı. İstihbarat örgütleri her zaman düzgün iş yapmaz, yapamazlar. Bu hükumet gider MİT kalır ama içi kalbura çevrilmiş MİT olsun diyorsanız o başka. Devlette devamlılık esastır ve MİT bu ülkenin namusudur bu unutulmamalı. 
 

Son aylara kadar Abdullah Gül'ü 9 seçim kazanan Başbakanın, altın tepsi ile CB'nı ikram ettiğinden hemşehrim GÜL tekrar aday olmamalı, işlere karışmamalı yazılarımı da okumuşsunuzdur. Ancak Ali Babacanın "Rıza Zarraf'ın söylediği 14 milyar dolar kayıtlarımızda yok, yani bu kişinin Cari açığa yüzde 15 katkım oldu lafı doğru değil" diyerek başbakanını suçlayanların yanında durma görüntüsü yüzünden kılıçların çekilmeyip içeride güçlü denen Gül ekibine yönetim bırakmalı diye düşünüyordum. Ancak ABD'nin kucağına oturup MİT'in eteğini açanlara kızmam yüzünden Abdulkadiroğlu olayı parti içi muhalefetin artık tasfiyesini gerektiriyor. Buna ilaveten Ali Babacanın son olarak Bank Asyayı Ziraat'e yamama olgusu herkeste rahatsızlık oluşturdu. Bu Ziraat'e yamamanın parası halktan çıkacağı için gelişmeler iyi ki bu noktada kaldı. Kavga olmasın Başbakanlık Gül yanlılarında olsun görüşüm demek ki doğru değilmiş. Tüm partilerin kavga görüntüsü ülkemize, bize zarar olduğu inkar edilemeyiz.  
 

Son Cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna Samanyolu TV'nin Ankara temsilcisi Abdullah Abdulkadiroğlu ve yan kuruluşlarının yetkililerinin çağrılması ve A.kadiroğlununda attığı Twitlerde başbakanı adam yerine koymuyorum ve Tayyip beyin defterini düreceğiz cinsinden dayılanması makama saygı adına şık yaklaşımlar değil. Ben bu gücü Küresellerden gelen cesaretle yaptığı için karşıyım. Oysa Abdullah Gül bu resepsiyona ABD'nin kucağına oturup içeride abuzürtlük yapanı çağırıp, Kayserili hemşehrisinin televizyonu olan Kanal-A'nın genel yayın yönetmeni Alper Tan'ı bu resepsiyona çağırmadıysa tüm yazımın gerekçesini buna dayandırarak çark etmek ve bozulmakla haklıyım. Tepki alınca alt kadromun hatası diye geçiştirmesi kabul görecek bir durum değil. Bu yüzden eski savlarım o dönem için doğruydu ve son yazılarımda kavga olamasın Bülent bey, Gül ekibi 160-200 vekil gücüne ulaştığından (bu yüzden torba yasa yarım bırakılıp meclis tatil edildi) parti onlara bırakılıp kavga çıkmasın düşüncem resepsiyon hatası yüzünden doğru değilmiş. C.B Gül'ün köşke aldığı görevlilerin yarısı paralelci dendiğinden, listesi Efkan Ala beyin önünde ve köşkte ilk iş şaibeli denen kişilerden temizleneceği olgusunda temizlik yüzde 70 diye yazan Ahmet Takan'ın makalesi doğru çıkacağa benzer. Gül'ün mealen "Gezi ile 17 aralık aynı yerin projesi değil" demesi ise her bilgiye sahip olan biri için komik. 


Resepsiyon sonrası danışmanlarını bir araya toplayan Gül’ün önce davet listesini istediği ardından paralelci medyanın kim tarafından davet edildiğini sorgularken, Alper Tan'ı çağırmayanı sorgulatmıyorsa konunun kendinden saklanarak yapılmadığı anlaşılır. Listede Erdoğan’a yakın birçok gazetecinin olmamasını fark eden Gül’ün davetiyeleri organize eden danışmanları K.İ. ve A.S.’yi fırçaladığı“Böyle bir kritik dönemde bu adamların reklamını mı yapıyorsunuz yoksa benim yol arkadaşlarımla aramı açmaya mı gayret ediyorsunuz? dese de atı alan Üsküdar'ı geçti. Erdoğan’ı tehdit edenleri çağırıp, birçok gazeteciye sansür uygulamak danışman işi olmasa gerek. Geçmişte Haşim Kılıç'ın Fetullahçı olduğu söylemini yazmıştım. Anladım ki Haşim beye haksızlık yapmışım. Onu GÜL'cü diye yazsan iyi olurdu diyenler haklıymış. O ara Haşim bey aday yapılabilir dendiğinden ters düşmeyi göze alıyor ve hükumete rest çekiyor olgusunun merkezini o zaman iyi tespit edememişiz. Gül söyleyemediklerini birilerine o dönem yaptırmış aynı resepsiyonda olduğu gibi denmekte. Abdullah Gül ile aynı ekipte olan Ali Babacanın son yanlışları neyle izah edilecek ama bu yanlışları olan ekip artık bende Küresel kuşkusu uyandırmakta. Hayati Yazıcı, Babacan ve Arınç ile 3 dönemlik 60 kişinin liste dışı kalması ile Gül yanlısı vekillerin de tasfiyesi olunca parti dikensiz gül bahçesi olur ama en az 331 vekil işi her ne olursa olsun artık hayal. Hele ki MHP proje ve oy gücü olanları tespitle meşgulken. Tayyip bey yukarıdayken Fetullah dışındaki bazı cemaatlatlerin temsilcileri seçilebilir yerlerde olmazsa seçimlerde beklenen başarı ve 330 değil 331 artık zor. Tayyip bey meclis başkanı dışında en az 330 vekil çıkartmak için Aşiret ve cemaatlerden gelecek 10-20.000 oya bile ihtiyacı varken bu kesimleri karşıya kaptırmamalı. Bir sıkıntı varken 5-6 cemaate gözlerini kaparsa bu sefer ters çalışıma olgusu parti duayenlerinin liste dışı kalması ile organize edilebilir. Kaldı ki Fetonun önünü bu 5-6 cemaati mecliste temsil ettirerek kesilebilir ve nötralize edilir. Tabi ki bu 5-6 cemaat, çizgisini yıllardır bilinenlerden seçileceğinden sorun oluşmaz ve karşıtlık sorunu yaşanmaz. 
 
 
DÜZELTME: Geçen haftaki yazımda farklı bilgilerin karışması yüzünden köşemde MHP'den bazı isimler, dikkatsizliğim sonucu yarısı yanlış kaleme alınmıştır. Bu yüzden tamamı yok hükmündedir. Bu yanlışlıkta hiç hak etmediğini anladığım, arkasında sivil toplum destekleri bulunan MHP İstanbul milletvekili D. Ali Torlak bey ve diğer bazı isimi geçenlere yaptığım yanlış yazıma üzüldüm. Eski bir gurup başkan vekili ile sorunu bilinen bilgi kaynağım eski vekilin (artık bu kaynak isim sonu 8'li telefonun olayları saptırması yüzünden verilemeyecek noktaya geldi) verdiği bilgileri iyi ayıklayamadığımdan oluşan bu yanlışlıktan dolayı yeni makalemde isimleri yenileyerek ve isme şamil rahatsızlıkları belki haberlerankara sitemizde yazacağım. Gelenekçiliği bilinen Devlet Bahçeli'nin bu isimlerin çoğundan vazgeçmeyeceği ortada iken yazmayabilirim de. Ancak E..'li üst düzey (kullandığı 2. telefonu 8'le biten) bir vekilin Salı günü saat 10.59'da önce çok kibar ve haklı olduğunu kabul ettiğim halde görüşmenin son kısmında ses tonunu yükselten telefonunda ben konuşayım derken yüzüme kapama usulü ve konuyu saptırıp merkeze şikayet yaklaşımını ona yakıştıramadım. İlla konuyu kangren mi edelim? Demek ki onla ilgili duyumları haberlerankara sitemizde mutlaka yazmalıyım ki cevap hakkı doğsun bizde haddimizi bilelim ve tüm ülke olanı biteni bilsin. Bu değerli kardeşimiz niye benimle konuşmadan ismimi yazıyorsun yaklaşımına çoğunuza ulaşamıyoruz, hatta köşe yazımda daha önce yazıp tekzip etmeyen Münir Kutluata'dan 27, Bölükbaşı'ndan 14-15 defa randevu istediğimiz halde dönmeyişlerini örnek göstererek vekillerin vurdumduymazlığı yüzünden Teşkilatları baz alıyoruz yaklaşımım sanırım bu seçim kaybeden abimizi üzdü. Aday oldun seçimde ne oldu diyemediğim için kendi nezaketime kızdığım bu olayda yine de nezaketen yaptığı çay davetini ülke yararına olur diye gideceğim. Oysa çok az vekil dışında ismini yazdığım vekillerin mahalli seçimlerde hissi davranıp hangi hataları yaptığını yazmam için zorlansamda Oktay beyin yanına randevusuz gidilebildiği ve görüşülebildiğini biliyorken onunda Mahalli seçim aday hataları varsa yazmak onu küçültmez aksine daha az hata yapar diye yazmalıyız bunu yapmamak, yazmamak ne derece doğru? Sizler de yazın kardeşim deyip varsa yanlışımız düzeltme hakkınız olduğundan daha isabetli olmaz mı? İsmini yazdıklarımın tüm sıkıntısı bu yılki son 2 seçim hatalarıdır biline. Yoksa şu şunu aldı şu bunu aldı değildir. Bu yüzden biz yazalım, sizde ders alın ki diri bir muhalefet olsun yoksa ülke iyiye gitmiyor bunu da biliyoruz. Sayın Torlak gibi AYDIN, hoşgörülü ve medeni olun yoksa zılgıtspor yapanlara "demirden korksak Trene binmezdik" diyebilirim. Aydından aydınlar çıkar imacılar çıkmaz, konuşulanları saptırma şikayetleri çok ayıp.
Bu yazı toplam 573 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim