• BIST 89.270
  • Altın 146,800
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 13 °C

Darbe teşebbüsü mü? İç savaş kışkırtması mı?

Ergün Aydoğan

Bugüne kadar görülmeyen bir darbe girişimi…

Emir komuta zinciri yok. Akşam vakti herkes ayakta, günlük yaşam devam ederken Ankara, İstanbul ağırlıklı bir kalkışma. Daha önceki darbelere benzemiyor; iletişim kanalları TV’ler, radyolar, sosyal medya kanalları açık. Siyasi parti ve liderlere herhangi bir müdahale yok. Hükümet işbaşında başbakan; TV’lerden yayına katılıp küçük bir azınlığın kalkışması diyor, halkı sükûnetli olmaya, cumhurbaşkanı halkı direnişe sokağa çağırıyor.

Bu darbe başka bir darbe, bugüne kadar böylesi görülmedi.

İddia o ki; YAŞ (Yüksek Askeri Şura)’ta tasfiye olacaklarını anlayan FETÖ’cular son bir hamleyle darbeye kalkıştı. Sözde kendilerine; cumhuriyetçiler, ulusalcılar, laikler ve Erdoğan karşıtlarının da destek vereceği yönünde bir beklentilerinin olduğu. Ancak üst düzey; strateji, planlama, harekât, psikoloji ve savaş eğitimi alan bu kadrolar, bu kadar sınırlı katılımla darbenin amacına ulaşamayacağını bilirler, bilmeleri gerekir. Biz harekatı başlatalım da süreçte bize katılanlar, destek verenler olabilir denilerek darbeye kalkışılmayacağını bilirler. Bildikleri halde bu girişimi yapmış olamazlar. Oluş şekli ve yaşananlara bakıldığında başarıya ulaşmayacağını bildikleri halde buna kalkışmalarının esas amaçlarının ülkede bir kaos yaratmak, olayları çığırından çıkartmak ve gerekirse ülkeyi iç savaşa sürüklemek olduğu gerçeğe daha yakın.

Darbe felaketi önlendi çok şükür. Ama esas felaket ülkede yaşanacak bir iç savaştır. Ve buda uzun süredir her yerde konuşuluyor. Daha bu darbe girişimi olmadan halkın kendi arasında sıkça konuştuğu ülkenin; Irak, Libya ve Suriye benzeri bir iç savaş, iç karışıklık olacağı yönündeki kaygıların her geçen gün daha yüksek sesle dile getirildiği, konuşulduğu gerçeği.

TSK içindeki FETÖCÜ yapının yaptığı darbe girişimi taşları yerinden sarsmıştır. Bu darbe girişimi ile TSK bugüne kadar hiç olmadığı şekilde itibar kaybetmiştir. Esas darbe TSK’ ya yapılmıştır. TSK ile Polis biri diğerine karşı, biri diğerinden daha değerli, daha üstün, biri demokrat, diğeri demokrasi karşıtı gibi algıya yol açmıştır.

Ne yazık ki asker, yani Mehmetçik ile halkın bir bölümü karşı karşıya getirilmiştir. Askerlik hiyerarşisi içinde astın üstün emrine karşı gelemeyeceği, itirazsız kendisine verilen emri uygulamak zorunda olduğu unutulmuş; askerimize, Mehmetçiğimize PKK’nın bile reva görmediği linç, aşağılama, IŞİD benzeri boğaz kesme, kemerle dövme sahneleri yaşanmıştır.

Gerçekten çok acı, iç yaralayıcı sahneler yaşanmıştır.

Doğu ve Güneydoğuda PKK ile mücadele eden askerimiz vatan kahramanı, İstanbul, Ankara’da üstlerinin emirlerine uymaktan başka çareleri olmayan askerimiz; vatan haini gibi görülmüştür.

Boğaz köprüsünde bulunan askerler ellerindeki G-3’lerle, tanklarla üzerine gelen sivil halkın üzerine ateş edebilir, tankı sürebilir daha fazla can kayıpları yaşanabilirdi. Askerimiz sağduyulu davranış göstermiştir. Ama öyle sahneler var ki yürekleri yakıyor; teslim olmuş askere işkenceyi aşan aşağılayıcı davranışlar asla kabul edilemez, edilmemeli. Ne yazık ki şu ana kadar hiçbir yetkiliden askerimize, Mehmetçiğimize yönelik insanlık dışı bu davranışları kınayan bir açıklama duyulmadı. Bunların yargılanması gerektiği söylenmedi.

Bugüne kadar hangi amaçla olursa olsun sokağa çıkanlara kötü gözle bakıldı, hak aramak suç sayıldı, önlerine güvenlik güçleri copla çıktı, biber gazı sıktı. Sokağa çıkanlara; sokakta ne işiniz var gidin evinize dendi, şimdi sokağa çıkın, ikinci bir emre kadar sokaklarda kalın deniyor. Başta Taksim olmak üzere sokaklar iktidara destek verenlere serbest, iktidara karşı olanlara yasak.

Bazı ürkütücü sahnelerde yaşanmıyor değil. Siyah gözlüklü, sakallı, takkeli iri yarı birisi elinde silah kameraya kayıt yap şimdi; darbeciler ve laikleri yakalayacağız, vuracağız sözleriyle insan avına çıkıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Şeref Malkoç, darbelere karşı vatandaşın meşru müdafaa hakkını savunması için ruhsatlı silah alınmasının önünün açılacağını söylüyor, ne kadar yanlış ve tehlikeli bir düşünce.

Nasıl olur da bir devlet yöneticisi böyle bir düşünce içinde olur. Dünyanın neresinde sivil halkın darbelere karşı silahlandırıldığı görülmüş. Korkunç, vahim bir düşünce, halk zaten cinnet halinde birde silahlandırılırsa vay halimize…

Peki, silah vermenin ölçüsü; o evlerde zor tutuyoruz, hadi sokağa çıkın dediğinizde sokağa dökülen kitleler midir?

Soru, görüş ve düşünceleriniz için; ergun.aydogan@yahoo.com.tr

Bu yazı toplam 1377 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim