• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 6 °C
  • İzmir 4 °C

DİLENCİLİK MESLEK Mİ ?

Akın Sivri

Türk sineması yetmişlerde bir şey keşfetti. Dram yani duygusal olan toplumumuzun içindeki gözyaşı, acıtasyon, aile ve birey olamamak, gerekli maddi destekten yoksun yaşamaya çalışmak. O zamanlar dilenci olmak diye utanç verici bir kelime vardı.Mağduriyetin adıydı ,yoksulluk, parasızlık fakirlik…… daha ne kadar acı söz, cümle ,kelime varsa adıydı DİLENCİ.

Sonra bir şey fark edildi sinema dramdı duygusallık toplumumuzu etkiliyordu bizi bizden alıp uzak diyarlara götürüyordu sanki . İnsanlar acıya, üzüntüye dayanamıyorlardı bunu fark eden bazı uyanıklar uzun süre dilenmenin farklı varyasyonlarını deneyerek şu anki son haline geldi. Otuz  yıl geçti yani modern bir  hayatın içinde artık dilencilik meslekti çünkü sektördü artık ,fark edilen olay iyi bir dram oyunculuğuydu aslında ne kadar iyi oynarsan o kadar gelirin artıyordu. Hiçbir işi yapamıyormuş  gibi Kendilerini yoksul gösterip kolay para dedikleri meslek dalı dilenmekti artık; dilencilerin bu kadar kolay el açıp para kazanması ve dilenciler arasında yüzde seksen  gibi büyük  bir kesimin  el açmanın yanında mendil satmak, plastikten çalgı aletleriyle halkımızı oyalayarak paraya para demiyorlardı, yüzde yirmilik kesim gerçekten mağdur insanlarda bu tiyatronun içinde ellerini uzattıklarında bile ne diyeceginı bilmeden utanç içinde gerçekten çalışamıyorum ,ihtiyacım var diyemeden üzüntü içinde kayboluyorlardı.

Sahtekar dilenciler gerçek ihtiyaç sahiplerinin bile el açıp dilenmelerine izin vermiyorlardı bölgecilik yapmaya kendi dediklerini yapmayanları dışlayıp yalnızlıklara,karanlığa yolluyorlardı. Artık mağdur dilenci yoktu cepleri delikti çünkü dolmuyordu.Açgözlülük daha daha çok para diye diye yönlendiriyordu onları zaten zayıf olan iradelerine yenik düşüyorlardı .

Çok çocuk yapıp sokaklara bırakıp aksam hasılatlarını topluyorlardı,artık bir işletme gibiydi gider olmadan gelir elde ediyorlardı  beş çocuklu bir aile en az 1000tl günde, ayda 30 000  tl gibi yüksek bir Mevla kazanıyorlardı. Bir işçi aylık geliri 1300tl ise durun bir düşünün nasıl bir tutarsızlık söz konusu para hırsı artık gün geçtikçe dilencilikte önemli değişim  yarattı, artık el açmak yerine, insanları rahatsız edip keyiflerine engel teşkil ederek ‘’yeter al su parayı git başımda  beni rahatsız ediyorsunuz.‘’ artık sadaka yerine lanet okuyarak verilen  para ne kadar acı ama gerçek öyle değil mi? bir gün sokakta seyyar açıyorum yanıma bir bayan geldi.’’Ne kadar sattığın bu biblo bebekler?’’. ‘’Beş lira tanesi’’ dedim.’’ Üç liraya olmaz mı?’’ dedi.  Şöyle bir baktım. Öğrenciydim, okuyordum, maddi gelirimiz azdı, okumam için çalışmam lazımdı çünkü okul saatlerime uygun iş bulamıyordum.

O yüzden seyyar acıyordum ‘’beş  lira ‘’dedim ‘’ üç liraya alırım’’ dedi bayan ‘’iyi’’ dedim 3 liraya verdim.İki adım yürüdü benden indirim yaptığı 2 lirayı dilenciye verdi.Dedim ki bu nasıl bir şey ya emekten çalıp dilenciye vermek yazık değilmi çalışana verilen değer buysa dilenciler iyi yapıyordu. Yazıklar olsun dedim. Öyle acı ama gerçek bir hikaye baksanıza  çalışana verilen değer bu durumdayken önce bunu çözüp sonra dilenciliğe el atmalıyız.Çünkü ne zaman  görsem dilenciye çalış diyor herkes; çalışta kardeşim işçinin rızıkıni kesip dilenciye vereceksek nasıl olacak çözüm,Bizler on kere düşünüp bir kere davransak çözümsüz soru kalmayacak =)

 

Bu yazı toplam 1817 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim