• BIST 100.072
  • Altın 141,018
  • Dolar 3,5075
  • Euro 3,9125
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 21 °C

DOĞA SİZİ YENECEK

Tolga Ziyagil

İnsan doğası gereği kendini tehlikede hissettiği süre boyunca özünü savunmaya alır, gardını kuşanır, gerekirse korunmak için savaşır da. Ama öyle şeyler vardır ki hayatta, onlar da insanları korumak için vardır. Yalnız bir şartla. İnsanın da onu koruması karşılığında. Ne var ki insanoğlu bencillikte sınır tanımadığı için ve de kendine aşırı güvendiğinden dolayı, kendisi dışındaki her canlıyı ya da cansızı umursamadan hareket edebilir, yıkabilir, dağıtabilir ve yok edebilir. Bilmez ki gün gelir bu ettiklerinin cezasını çekecektir.

Üzerinde yaşadığı, onu beslediği, mutlu ettiği, huzur verdiği, ancak insanın onu hor kullandığı, yakıp yıktığı, düzenini bozduğu, orada yaşayan diğer canlılara zarar verdiği bir şey var. Adı da DOĞA.

Kabul edelim, hepimiz doğayı ve güzelliklerini seviyoruz. Buna en kötü insandan en iyi insana kadar herkes dahil. Ne var ki kötüler, sevdikleri şeylere zarar da verebiliyorlar. Bu yüzdendir kötü olmaları aslında. Nerede doğal bir güzellik var, önce beğenir sonra gider bozar ve yerine ya taş betonlar diker, ya da madencilik yapar. Doğanın para getirdiği ama paranın doğayı getirmediği bir çağdayız ne yazık ki. Bunun sonuçlarını da ne yazık ki o kötülerle birlikte iyiler, doğayı koruyanlar, çocuklar, hayvanlar da yaşayacaklar. Tabi bunda iyilerin buna izin vermesi, yeterince karşı çıkmamaları da neden olmakta.

Peki doğa bunun intikamını nasıl alır bizden? Hani başta dedik ya, karşılıklı bir faydalanma söz konusu. Sen beni koru, ben de seni, der doğa. Korumazsan ne olur bir bakalım ey insanoğlu.

1) Ağaçların kesilmesiyle çevredeki yeşil alan azalacak ve ortalık toz duman olacak. Çünkü Bir hektar ladin ormanı yılda 32 ton, bir hektar kayın ormanı yılda 68 ton, bir hektar çam ormanı ise yılda 30-40 ton toz emer. Yetişkin bir kayın ağacı saate 40 kişinin çıkarttığı 2,5 kilogram karbondioksiti tüketir. Yine yetişkin bir kayın ağacı kökleri ve kılcal damarları aracılığı ile yılda 30 bin litre su çeker ve verimli toprağın akmasını önler. Yine yetişkin bir kayın ağacı saatte 1,5 kilogram oksijen üretiyor. Nefessiz kalabilen varsa söylesin. Ağaçlar, yaz sıcağını 5-8 derece azaltırken, kış sıcaklığını da 1,5-2,8 derece artırır.

2) Maden için delik deşik edilen dağlar ve tepelerde yaşayan nadir bitki ve hayvan türleri yok oluyor. Sonuç olarak bitki ve hayvanlar arası düzen bozuluyor, dolayısıyla doğa döngüsünde çatırdamalar meydana geliyor. Bu da insana zararlı börtü böceğin ulaşmasına yol açıyor. Tabi doğası bozulan vahşi hayvanlar da köye kente inip, insanlar için tehdit oluşturuyor. İnsanoğlu da bu kez elinde tüfekle tırmıkla hayvanlara saldırıyorlar. Niye? Önce siz onların evini yıktınız halbuki. Bir zahmet evde konuk edip, karınlarını doyuruverin!

3) Şehircilik adı altında, gökdelen, iş merkezi, köprü, alt üst geçit, havaalanı bg. yapılar yüzünden, daha azı olabilecekken en üst düzeyde bir doğa yıkımı gerçekleştiriliyor. Sonuç, doğa dengesi yine bozuldu, yağmurda toprak kayması nedeniyle kayan evler, yitip giden canlar, caddelerin sular altında kalması, tarlanın bostanın talan olması... Maddi manevi hasarın boyutu yok.

4) Denize girilen yerlerde etrafa saçılan çer çöp yüzünden denizin kirlenmesi, giderlerin denize, dereye, ırmağa doğrudan dökülmesi bg. durumlar sonucu hastalıkların yayılması, deniz canlılarının yok olması. Sağlıklı bir yüzmeyi bile gerçekleştiremeyeceğiz yakında.

5) Havaya salınan egzoz gazları, fabrika bacasından çıkan zehirli dumanlar, kullanılan parfüm, deodorant bg. tadı güzel etkisi beter ürünlerin ozon tabakasını inceltmesi sonucu deri kanseri başta olmak üzere, radyasyona daha çok maruz kalınması, yeryüzü sıcaklığının artması ve buzulların eriyip kıyı kentlerini yakında sular altına gömecek olması.

Daha çoğaltabiliriz bunları. Ama eminim herkes kendince bir bahane bulup, yaptıklarını ettiklerini haklı çıkaracaktır. O zaman hazır olun, çünkü doğanın yıkım yapması için çok haklı nedenleri var. Hem de gerçek olanlarından. Ve doğa kendi dengesini korumak için bizim dengemizi bozmaktan hiç çekinmeyecektir.

Bunları da aslında çok kolay bir şekilde yapıyor aslında ama kimse anlamıyor. Deprem, sel, tsunami, asit yağmuru, toprak kayması, kasırga... Evet bunlar doğal afetler ancak ne kadarına insan eli değmiştir bir düşünmek gerek. Düşünmeniz gerek.

Bu yazı toplam 310 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim