• BIST 108.153
  • Altın 153,903
  • Dolar 3,8325
  • Euro 4,5073
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 13 °C
  • İzmir 8 °C

ENDEMİK KOKULU YÂRİM

Yunus Karaçöl

Endemik Kokulu Yârim;

Sadece bende açtığını, yalancı baharlara aldanmadığını düşünürdüm. Lakin gördüm ki sen çoktan hercai ben kardelen olmuşum.

Boşuna kürek çeken kayıkçı misali sonsuz okyanusun içinde boşuna çırpınmaktayım. Şunu unutmuştum ki;  denize akışı olmayan bir göl bataklıkta kurumaya mahkûmdur.  Ben sadece kurumadım un ufak oldum. Ama her şeye rağmen kırık dökük rüyalar içinde yaramdan çiçekler yapıp sana yollamaya devam ettim. Ama sen perde çektiğin gözlerinin beni görmesini istemedin.  Sürekli içindeki zehirli lavları yüzüme püskürttün. Benim sağır ve dilsiz yüreğim bu durum karşısında sadece titredi! Sen beni anlamak yerine en anarşist kelimelerini sıraladın.  Artık burnumda tüten sen kokusu yerine nefesinden dökülen kan kokusu alıyorum…

Endemik Kokulu Yârim;

Kaç celsede ihanet ettin bize, kaç celsede sattın düşlerimizi? Sen bana ısınmaya çalışırken ben sana buharlaşıyordum. Farkında değildin hiçbir şeyin. Demire yazdığım şiirlerim, yüreğinde paslandı. Şimdi hangi kerpetenle sökülür bu acılar hangi mutlulukla unutulur bu anılar…

Periyodik ihanetler orta şiddette olurmuş, Farkında olmadan ince bir kabuk gibi önce etrafını sarıp sonra da seni eritip yok edermiş. Ah çimen gözlüm ah can parem şimdi yokluğuna ölüm bile üşürken söyle bana; kaç şiddetinde içimde yıkıldın kaç şiddetinde sen söyle bu enkazlar kimin eseri? 

Seni kaybetme korkusunun parçacıkları göğsüme batıyor. Nefes alırken boğazıma takılan hüznün şimdi midemi deşiyor. Yani anlayacağın bitmek bilmeyen dertler yağmur olup üzerime yağarken bile ben seni tutmayı, sende sırılsıklam kalmayı isterdim. Ama düşte yaşayan bir insan gerçeklerle karşılaşınca duş etkisi yaşarmış. Ben hep sen etkisi yaşadım.

Endemik Kokulu Yârim;       

Berduş tutkularla kısık alevli cümleler kurardım sana. Sen anla diye doğaçlama severdim seni. Ama şimdi gidişin tahribat kanatlı, terk edişin bıçak kesiği gibi, yokluğun varlığıma ihanet. Gel artık, yüzümdeki mezarın olayım. Gel, sensiz sen uyruklu bir yağmurun pusulasında ıslanmaktayım. Gel, uyuşuk bakışlarını darağacında bırak, zavallı unutkanlık hatırlasın düşlerimizi. Hatırlasın endemik kokulu yârimi ve sevsin bir ömür parçalanmış düşlerimi…                           

Endemik Kokulu Yârim;

Yalnızlığının anadili çığlıklar atıyor kırık pişmanlıklarıma ve suçüstü yakalanıyorum seni sevmelere. Şizofren sancılarla bir dilim sevişme arzusu tatlanırken dilimde ben lal olmuş aşkının esiri oluyorum. Senden sonra gök gürültülü merasimlerle yitirdim intihar dolu yaşama sevincimi. Şimdi cesedim yeşilliklere küskün ve ben susuyorum mecburiyetlerin şaşkınlığı arasında. Sen üstüne kan sıçramış katil misali son kez dönüp bakıyorsun utanç koridorunda bıraktıklarını. Gidişinle küflü harabeye dönen sessizliğine ağır sıfatlar sıkıştırıyorum. Sen bulaşık anılarla son yolculuğuna çıkarken ben ardından koyu yalnızlıklara gömülüyorum.

Endemik Kokulu Yârim;

Zulümlerin bataklığında çırpınırken sancılı mektuplarımın ucu yanık kokusu oluyorsun. Ardımda kalan rüzgârın tütünü ateşlemesi gibi sevda şiirleri çoğalıyor sigara dumanımda. Hepsi yaralı hıçkırıkların buğulu zemherinden kalan; kıpırtısız kayıp yangınların sönük küllerinden doğan, delik deşik renklerdi. Ve sen sığıntı aklımın sığmadığı tek renktin. Hangi yöne dönsem paragraf başıma çarpıyordun. Ben uyduruk sevmelere inat boy boy seni büyütüyordum karalama defterime. Sonra çığlık çığlığa uzaklaşıyordum yüreğimde sarsılmış yaralarla. Sen peşimi bırakmıyordun… Ben her şeye rağmen sana süpürülmüş anıların kapağında kalan utangaç ruhumla, rutubetli bir yaşamın kıyısından sesleniyordum. Terli terli sevdim seni affet… Üstüm başım sen içinde. Eski püskü anılara tutunarak geldiğim bu son nokta çıplak tenine dokunarak ölümle son kez sahipsiz bir gecede buluşmanın diğer adıydı. Ben ise sana karşı sevda mağduru zavallı bir yetimdim...

Hangi yıldız akıntısına kaptırdın  “Dalgakıran” şarkımızı. Hangi rotasız öykünün meçhul kahramanlarıydık seninle ve hangi demli ayrılıkların son sahnesinde yitirdik vuslatın içinde. Sen bu romanın ilk sözü değil son sözüydün gözümde ama ben seni çok büyüttüm özümde.

Bundandır kaybedişim… Ama nereye gidersen git bende kalan bir sen var seni bana hatırlatan.

Bu yazı toplam 623 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim