• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 21 °C

ERMENİ SOYKIRIMI

Fatih Yokuş

Ermeni soykırımı batı tarafından her sene gündeme getirilen bir konu. Dost ve müttefik kabul ettiğimiz, bel bağladığımız, örnek ve model kabul ettiğimiz ülkelerin en fazla kurcaladığı konuların başında gelir. Sözde soykırımla ilgili devletimizin konunun araştırılması için tüm samimi çağrıları karşılık bulmamıştır. 

Ben de gözlem ve yaşlılardan dinlediğim bilgiler doğrultusunda bir şeyler yazmaya çalışayım.

Diyarbakır 27 Mayıs 639'da İyaz bın Ganem (ra) komutasında fetih edildi. Yani bundan tam 1377 yıl önce Müslümanlar tarafından fetih edilmişti. İslamı kabul eden veya etmeyenler bin yıldan fazla süre beraber yaşadı ve aralarında önemli bir sıkıntı yaşanmadı. Eğer, bir soykırım veya sürgün dini bir gerekçe olsaydı bu kadar yıl beklenmez, iş baştan halledilir belki ermeni diye bir millet kalmazdı. Amerika yerlileri olan Kızılderili'leri filmler dışında nerede ise soyları tükenmek üzere. Oysa Diyarbakır 1914 Osmanlı  nüfus sayımına göre nüfusu; 492.101'dir. Bunun 65.850'i Ermeni ve 1.935'de Rumdur.

Güneydoğu Anadolu ve Diyarbakır Havâlisi’nin Osmanlı Devleti’ne Katılması (1515-1517) Tam 400 yıldan fazla beraber barış içinde yaşamışlardır. Eğer Osmanlı isteseydi 1915 yılından çok önce soykırımını yapardı.

Daha önce huzur içinde yaşayan bu iki toplum birbirlerine "kirve" (kardeşe en yakın tariftir) diye hitap ederlerdi.  Karşılıklı hak ve hukuk bilinir saygı gösterirlerdi. Oruç ayında Ermeniler saygılarından açıktan yemez içmez, onların kutsal günlerinde Müslümanlar saygı gösterirdi. Kulp ilçesinin en mahir sanatçıları ermeni olmasına rağmen kıskançlık olmazdı. Herkes, herkesin hak ve hukukuna riayet eder,  saygı gösterir, sevinç ve kederleri birlikte paylaşırlardı.

Ne zaman ki dost kabul edilen batılılara güven başladı, onların vaad ve sözlerine güven duyuldu, kirvelik ve dostluk son buldu. Neticede tatsız olaylar yaşandı, işte bazı olaylar;

1 Kasım 1895 Cuma günü namaz esnasında eş zamanlı olarak ermeni çetelerin saldırısı sonucu Müslümanların Ölmesine sebebiyet vermiştir. Aynı zamanda kaza, nahiye ve köylerde başlanan olaylar üç gün içinde kontrol altına alına bilmiş. Neticede  Diyarbakır vilayet merkezinde 878 dükkan, iş yeri ve atölye yandı.

1986 yılında Diyarbakır ili Kulp ilçesinin bir köyünde görev yaptığım esnada, yaşlıların anlattığı, çok acıklı olaylar yaşanmıştır. Hele bir amca; "Hocam (ya kendisi ve ya amcası olayın şahidi idi tam hatırlamıyorum) Yolumuzu şaşırmış arkadaşımla bir ermeni köyüne gitmiştik, fark edince kaçtık ben ağaca tırmandım ancak arkadaşım kaçmaya çalışırken yakalandı, köye getirildi, hala çığlıkları kulağımda şehit edildi." Anlatırken gözleri doldu.

11 Haziran 1915 Tarihinde  Doryan dano adlı kardeşlerin yönettiği ermeni çeteleri Silvan ilçesine yakın köyünün şeytan kayam mevkiinde Subay milisi Hamdi ve diğerlerin Öldürülmesi,

Diyarbakır şark nahiyesi Hızır ilyas köyü mersanı deresinde Hono ismindeki Ermeninin başında bulunduğu çetenin 23 Temuz 1915'de yüzlerce kadın ve çocuğun öldürülmesi. Ve daha niceleri.

Çıkarlarını her şeyin önüne koyan Avrupa, Ermenileri kandırıp, kışkırtıp, huzursuzluk çıkarmalarına vesile olmuşlardır. Peki kim kazanmış? Ermeniler mı? Hayır, yerlerinden yurtlarından olmuş, "kirvelerinden" ayrı düşmüşlerdir.

Gelelim günümüze; Almanya'nın bu tasarıyı kabul etmesi kime faydası dokunacak? Ermenilere uzun vadede yararı dokunacağını düşünmek gerçekçi değildir. Ben ince siyasetleri bilmem, ancak burada belirgin bir siyaset var o da Almanların çıkarları için yeniden Ermeni kartını oynamaya başladığıdır. Peki Almanlara güvenilir mi? Sanmam. Daha önce Yahudilere soy kırım uyguladıkları halde şimdi ise yüz seksen derece dönerek Yahudilerin hamiliğini yapmaktadırlar. Anlaşılan istikrarlı bir devlet geleneği de yoktur, dost ve düşmanları şartlar ve durumlara göre değişe bilmektedir.

Tavsiyem o ki artık Avrupa'nın oyuncağı olmamalarıdır. Komşuları olan Türkiye ile ilişkilerini güçlendirme yoluna gitmeleridir. Tarih olmuş bu olayların aydınlatılmasını tarihçilere bırakılmasıdır. 

Bu yazı toplam 387 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim