• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 4 °C
  • İzmir 7 °C

HALK OYUNLARI

Alisa Çiçek Akyol

1. GİRİŞ

İnsanlar, kendileri ve doğadaki tüm varlıklarla ilgilendikleri  için; duygularına tercüman olan tabiatla bütünleşmekten keyif almışlardır. Bu nedenle, insanlar en çok hayvanları taklit etmiş ve bu durumu zamanla oyun haline getirmiştir. İlkel zamanda inançlar, dini ve büyüsel etkiler kültürlerin yaratılmasında önemli hale gelmiştir. 

Folklor, folk ve lore kelimelerinden oluşur. Folk=halk, Lore=bilim demektir. Yani, Folklor Halk Bilimi olarak anlatılmalıdır. Folklor oynanmaz. Folklor oyuncuları olmaz. Folklor halka ait tüm glenekleri kapsar. Hikaye, masal, giysi, yemek, oyunlar (Ki her türlü oyunlar; Halk oyunları, Saklambaç Çelikçomak, Birdirbir gibi halka malolmuş her türlü oyunlar.) folklorun içinde inceleme konularıdır. Bu bilimi sadece oyunlarla sınırlamak yanlıştır ki bu ülkemizde çok rastlanan bir olgudur.

halk-oyunlari-004.jpg

Türkiye'de halkoyunlarının  ciddi bir şekilde ele alınıp halka tanıtılması 50 li yıllarda Yapı ve Kredi Bankası tarafından yapılmıştır. Vedat Nedim Tör'ün Başkanlığındaki grupta Halil Bedii Yönetken, Ahmet Kutsi Tecer, Muzaffer Sarısözen ve Şerif Baykurt'tan oluşan heyet yıllarca köyleri dolaşıp halk oyunlarının yanı sıra çeşitli folklorik olguları da değerlendirmişlerdir. Yapı ve Kredi Bankası tarafından düzenlenen Halk Oyunları Festivali hemen her sene İstanbul Açıkhava Tiyatrosu'nda düzenlenir. Festival sonunda da tüm ekiplerle birlikte oyunlar ve folklor ile igili değerlendirmelerin yapıldığı büyük bir şölen düzenlenirdi. Bu festivallerde her şeyin (oyun, giysi vb. ) kesinlikle otantik olması şartı aranırdı. Abartıya hiç bir şekilde yer verilmezdi.    

2. HALK OYUNLARININ KÖKENİ

Dr. Ribot'a göre "Sanatın en ilkel şekli danstır." 

Johan Huizinga, "Oyun kültürden öncedir. Çeşitli kültürlerden çıkma ya da bir rastlantı sonucu değil, tersine çeşitli kültür biçimlerinin doğuşunda başlıca etkendir" der.  

Prof. Dr. Özdemir Nutku'ya ait "Dünya Tiyatrosu Tarihi" adlı eserde, ilkel törenlerde görülen büyü, maske ve dansta gelişen oyun, doğaya alışmada olduğu kadar insanlar arasındaki duyguların gelişmesinde, doğumda, evlilikte, ölümde, dinsel ve büyüsel özlü danslar yapılmıştır.

En ilkel zamanlarda bile dans yapılıyordu. Örneğin bazı hareketler ahenkli bir şekilde ve müzik eşliğinde, ateş çevresinde davul eşliğinde, güneşin doğuşu, batışı ve doğa olaylarının öykülenmesinde, mehtaba, karanlık geceye, ateşe ve güneşe yapılırdı. Yağmur için, karanlıktan kurtulmak için raks edilirdi. Çünkü raks insanın kültürel mirasını öğrenip yaşatması ve aktarması ile bir görevdi.

Bereket, verimlilik, ölülere tapma gibi pek çok işi dansla yapıp yaşamdaki sorunları azaltmaya çalışıyorlardı.

halk-oyunlari-005.jpg

3. HALK OYUNLARININ GELİŞİMİ
Halk oyunları toplumunların geleneği, göreneği ve adetleriyle yakından ilgilidir. 

Milli Folklor Araştırma Dairesi Başkanlığı, 1977 senesinde sekiz kişiden oluşan bir ekiple üç yıl süren bir çalışma yapıp "Belgelik Kümeleme Kılavuzu Taslağını" oluşturmuştur. Bu çalışmadaki halk oyunları ile ilgili bölüm 1984 senesinde İzmir'de, 1985 senesinde İstanbul'da folklor dernekleri için MİFAD aracılığıyla yapılan -Öğretici Yetiştirme Kursu- bünyesindeki öğrencilere ders notu şeklinde dağıtılmıştır.

Halk oyunlarının zenginliği, oyunlardaki figür sayısının fazlalığına bağlıdır. Böylelikle oyunlar sürekli değişkenlik gösterdiği için akıcı olurken, seyri zevkli ve heyecanlıdır. 

Halk oyunları; doğum, diş hediği, sünnet düğünü, nişan ve  evlenme törenleri, asker uğurlama, yayla göçleri, imeceler, barana, ferfene, sıra gezmesi, yaren toplantıları gibi halkın bir araya geldiği zamanlarda, Hıdrellez gibi mevsimlik bayramlarda, dini ve milli bayramlarda, hasat sonu yapılan törenlerde oynanır ve anonimdir. Hollandalı tarihçi Huzinga'nın dediği gibi; "Oyun her zaman oynanmaz. Oyunun oynanması için belli bir sebebin olması gerekir." Oyunun oynandığı mekan, insanın bilgi ve becerisini, ustalığını gösterdiği, oyunun, kültürün doğduğu ve üretildiği, aynı duygu ve heyecanın paylaşıldığı ve birleştiği yerdir.

Oya misali işlenen ezgiler, figürlerdeki disiplin, kendine hayran bırakan doğallık, kaynaşma ve hareket görevi üstlenen; doğa sevgisi, insan sevgisi, memleket sevgisi aşılayan  gelenek görevindedir.

4. İLKEL VE GELİŞMİŞ TOPLUMLARDA HALK OYUNLARI

İlkel çağda hayat, düşünceyle değil hareketle başlamıştır.  

Dinsel törenler insanları toplu yaşamaya mecbur bırakmıştır.

Ava çıkarken yapılan dans, topluluğun güvenini artırırken yüze sürülen savaş boyası, savaş çığlıkları, savaşçıyı kararlı kılarken düşmanı ürkütmüştür. 

Amerika yerlileri ve Afrika'da çıplak gezen  kabilelerin oyunununda manâ hakimken ilkel insanların manidar raksına karşı gelişmiş toplumlarda  hareket, hüner gösterisi hakimiyeti olmuştur. 

4.1 Eski Mısır Uygarlığında Dans

Mısırlılar da diğer toplumlarda olduğu gibi dans ederken müzik aleti çalar, özel giysiler giyer, tempo tutarak oyunlara eşlik ederlerdi. 

Mezar duvarlarında bulunan dans figürleri, hareket sıralarını gösterir. Tek, çift veya grup halinde yapılan dansların amacı şekillerden anlaşılmaktadır. Dans, inanç gereği ibadet amacıyla yapılırdı. Tanrılar için yapılan ayinlerde, hasat ve bereket için yapılan şenliklerde dans değişmez gösteriydi. Cenaze törenlerinde yüze maske takılarak dramatik ölüm dansı yapılırdı.

halk-oyunlari-006.jpg

4.2 Eski Yunan Uygarlığında Dans

Dans, her yaşta yapılan bir uğraş olup önemli bir eğitim unsuruydu. Dansın kültür ve sanat değeri yanında büyük oyunların programa alınması, yarışmada derece alanlara ödül verilmesi,  vücut eğitiminde önemli olması, spor türü içinde de yer aldığını gösterir. İş verimini artırır, dengeli gelişmeyi sağlayar, müzik eşliğinde yapılması ilgiyi artırır. Dönemin bilim adamları ve bilge kişilerin iyi dansçı oldukları bilgisine rastlanmaktadır.

Özel giysilerle, maske kullanıp, müzik eşliğinde dansederlerdi. 

Eleusis ayinlerinde, insanlarda boşalım, arınma ve doyum sağlama amacı güdülmüştür.

5. 1900 YILINDAN GÜNÜMÜZE HALK OYUNLARI 

Halk dansları, yöntem, konu, araştırma, inceleme, derleme ve gösteri gibi uygulamalarla da karşılaşmaktadır.

Ülkemizde, halk dansı konusunda ilk yazı 1900 yılında Riza Tevfik Bölükbaşı tarafından yazılmıştır. Raks başlığı taşıyan yazıda, halk dansı hakkında önemli bilgilere yer verilmiştir. Halk oyunları 1917 yılında okullara girmiş ve öğretilen ilk dans zeybek olmuştur.

4 Ekim 1925 yılında İzmir Kız Öğretmen Okulu öğrencileriyle oynanması halk oyunları için bir dönüm noktası olmuştur. Selim Sırrı Tarcan tarafından derlendiği için onun adı verilmiştir. İlk kez İstanbul Öğretmen okulu öğrencileri tarafından Spor Bayram'ında halka sunulmuştur.

1926 senesinde İstanbul Belediyesi bünyesinde kurulan konservatuvar, Halk Müziği Derleme gezileri düzenlemiştir.

Halk oyunları konusunda ilk derleme çalışması bu gezide yapılmıştır.

1 Kasım 1927 yılında Ankara'da Anadolu Halk Bilgisi Derneği kurulmuştur.

1929 yılında halk dansları ilk kez filme alınmıştır. Trabzon, Rize, Erzincan ve Erzurum halk dansları, İstanbul Konservatuvarı adına bilimsel nitelikli olarak filme alındıktan sonra 1932 yılında kurulan Halkevlerinde kendini gösterme fırsatını bulmuştur.  Böylece tüm illerde halk dansları toplulukları kuruldu. Ankara başta olmak üzere festivaller düzenlendi.

1941 senesinde bilimsel çalışmalar devam ederken Vahit Lütfü Salcı, araştırmalarını "Gizli Türk Dini Oyunları" adlı eserinde toplayarak yayınladı.

1944 yılında Kasım Ülgen'in 3 ciltlik Doğu Anadolu Oyun Havaları yayınlandı. Bu kitapta da ilk defa oyunların notaları, ayak hareketleri resimlerle çizilerek halk danslarının kalıcı olması sağlandı. 

1951 yılında Halkevleri kapatılınca, halk dansı topluluklarının çatısı altında barındıkları yuvaları dağılmış oldu. 

1955 yılında ilk defa bir kurum olarak Yapı ve Kredi Bankası, halk dansını geliştirip yaşatabilmek sebebiyle "Türk Halk Danslarını Yaşatma ve Yayma Tesisi" adında bir bölüm kurdu.

Yüzlerce araştırma ve rapor hazırlandı. Foto film ve teyple saptamalar yapıldı. Halk oyunları festivalleri düzenlenerek buralarda 600'e yakın dans gösterildi. Bu çalışmalarda 1600 kadar dans olduğu bunların 400 kadarının yaşamakta olduğu anlaşıldı.

Cumhuriyet döneminde Halkevleriyle başlayan ve giderek büyük kentlerde okul, dernek, kulüp ve topluluklar tarafından  sürdürülen Halk Oyunlarına;

Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı Köy İşleri Bakanlığı ve Dış İşleri Bakanlığına bağlı çeşitli kuruluşlar katılmıştır.

1961 yılında ilk defa halkoyunları semineri yapılmıştır. 

1963 yılında yeniden açılan Halkevleri ile beraber halk oyunları çalışmalarına başlanmış, dağılan topluluklar tekrar toplanmıştır.  

1966 yılında Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde Milli Folklor Enstitüsü kurulup Kültür Bakanlığına bağlı Milli Folklor Araştırma Dairesi'ne (MFAD) dönüştürülmüştür.

Turizm Bakanlığı bünyesinde Devlet Halk Dansları Topluluğu, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı İzcilik ve Boş Zamanları Değerlendirme Genel Müdürlüğünde Halk Oyunları Şubesi kurulmuştur.

1967 yılında Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nca, halk oyunları yarışmalarının tekrar başlatılması  halk oyunlarımız adına önemlidir.

1968 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ve TRT işbirliği ile yapılan filmin, Marmara Üniversitesi'ne bağlı Sami Şekeroğlu Sinema TV Merkezi'nde olduğu söylenmektedir. 

1970 yılından sonra Turizm ve Tanıtma Bakanlığı halk dansları ekiplerini yurt dışı uluslararası festivallere göndermeye başlamıştır. Japonya - Osaka (Expo 70) fuarı, I972'de de Fransa'nın Diyon şehrindeki uluslararası Halk Dansları festivali'ne gönderildi.

1974 yılında Devlet Halk Dansları Topluluğu kurulmuştur. Bu durum, 2908 sayılı kanuna göre kurulan folklor konulu dernekler açısından önemlidir. 

1984 yılında İ.T.Ü.'de Türk Musikisi Devlet Konservatuarında Türk Halk Oyunları Bölümü açılmıştır. 

1988 de Gaziantep Üniversitesi'nde, 1989'da da Ege Üniversitesi bünyesinde halk oyunları bölümü açılmıştır.

Bundan sonra artık Avrupa gezileri dönemi başladı.

6.  HALK OYUNLARIMIZIN SINIFLANDIRILMASI

Toplumumuzda oyun ve müzik, yüzyıllarca milli bir gelenek halinde devam eden bir kültür hazinesidir.

Bir coğrafya ve tarih gerçeği olarak, çeşitli bölgeler içinde, değişik ve renkli bir şekilde her fırsatta, milli ve yöresel bir kaynaşma ve hareket unsuru olan bu gelenek, doğa sevgisi, vatan sevgisi, insan sevgisi ve millet bağlılığının açık bir ifadesidir.

Toplumsal ve törensel kaynaşmada, eğlence hayatının her döneminde, çeşitli olaylar içinde, düğün, bayram gibi şenlikli günlerin ayrılmaz bir parçası olup oyun ve müzik temelinde buluşmuştur.

6.1. Bölge Ayrımlarına Göre Halk Oyunları

Halk oyunlarımızın % 10'u bar,
% 30'u halay, 
% I5'i Zeybek Efe ve Seymen Dernek Oyunları, 
% 8'i Horon ve Karşılama, 
% 27'si Hora, 
% 10'u Oturak Karşılıklı ve Zilli Oyunlar, 
Bu oyunların % 60'ı erkekler tarafından, 
% 30'u kadınlar tarafından, 
% 10'u kadın ve erkek bir arada oynanan oyunlardır.

6.2. Coğrafyanın Etkisi 
Kültürlerin farklılığı, insanın beden yapısı, kişilik oluşumu, maddi ve manevi hayata yön veren coğrafyadır. Çünkü insan hayatını devam ettirebilmek için kaynaklarını taibattan temin eder. Farklı tabiatlar, farklı hayat biçimleri ekonomik ilişkileri ortaya koyar. Coğrafyanın insan ve kültürler üzerindeki tesirlerini en somut biçimde, dillerdeki lehçe, ağız farklılıklarında; giyim - kuşamda, mimaride, halk danslarında görebiliriz. 

6.3. Dilin Etkisi
Musiki ve raks sahasında da, bu kültür mirasının rengarenk güzellikleri, numuneleri ve türleri vardır. Toy mahnılarından mersiyelere, laylaylardan yallılara, halaylardan bozlaklara kadar pek çok musiki ve raks numunesi, her zaman hüzünlendirir, neşelendirir ve hatta ağlatır. Bunlar insanları birbirine daha sıkı bağlar ve yakınlaştırır.

6.4. Kültürün Etkisi
Çeşitli âdet ve törenle ilgili dinsel oyun, ateş, su, ağaç, kültür ve inanışlarla ilgili oyunlar. 

halk-oyunlari-009.jpg

7. ARAÇ KULLANILARAK OYNANAN OYUNLAR

7.1. MENDİL

Bar : Kars, Erzurum, Erzincan yörelerinde oynanan barda mendil önemli bir anlam taşır. Ayrıca mendil gönül sırlarına açıktır. Oyuncuların en başındaki barbaşı ve en sondaki poçcük mendillerle oynar ve diğer oyuncuların hareketlerini ayarlar.

Halay : Orta ve Güneydoğu Anadolu'da oynanan halaylarla halayın başındaki kişi, elindeki mendille oyun düzenini sağlar. Hora : Trakya, Marmara (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ) bölgelerinde oynanan oyunlarda dizinin başında bulunan Horo başında da mendil vardır.

Karşılama : Daha çok Trakya, Marmara (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ) bölgesinde oynanan karşılamalar da bazen bütün oyuncularda mendil bulunmaktadır.

7.2. SOPA : Günümüzde pek oynanmamakla beraber Türklere özgü bir oyun olan ağaç oyununda en önde bulunan oyuncunun elinde bir sopa bulunur. Bu sopa ile ani bir hareketle arkadakilere saldırır. Oyuncular kendini korumaya çalışır.

7.3. SİLAH : Hançer barı ve Köroğlu barındaki temsili vuruşmanın dışındaki oyunlarda kullanılmamaktadır.

7.4. ZİL : İç Anadolu ve Güney Anadolu'da olduğu gibi, Horonda da kullanılır. Daha çok süslü ellerini şakırdatan kadınlar tarafından kullanılır.

7.5. KAŞIK : Orta ve Güney Anadolu (Silifke, Mut, Mersin, Antalya, Burdur, Konya, Eskişehir, Safranbolu) yörelerinde ritim aracı olarak kaşık kullanılır.

7.6. KILIÇ KALKAN : Ateşli silahların henüz icad edilmediği çağlarda savaşlar, kılıç, kama, kargı, topuz gibi bilek zoruna dayanan araçlarla yapılırdı. 

7.7. HANÇER (bıçak - kama) : Horon ya da bıçakoyunu, Tosyalı oyununda bıçak kullanılır. Haçer barı, dadaşların ayak oyunlarıyle başlar. Ayak oyunları, sekme, sıçrama ve kovalamalı bir düzen içinde devam eder. Hançer barının en ilginç ve kahramanca safhası, hasımların birbirlerinin yüzünde bıçak oynatmasıdır.

Bıçak oynatmak dadaşın yiğitliğini, mertliğini ve gözü pekliğini gösterir.

7.8. MUM : Çayda çıra oyununda ellerde tabaklar içinde yanan mumlarla oyuna girilir. Elazığ yöresine ait olmasına rağmen herkes tarafından bilinen bir oyundur.

7.9. MİSMİL : Halk oyunlarımız genellikle totemlikten gelme bir soyluluk taşır. Hayvan kültürü de diyebileceğimiz hayvanları kutsal sayma, insan yaşamına yararlı katkılarda bulunan hayvanlara karşı sevgi, bağlılık demek olan bu gelenek,oyunlarla da yaşatılmaktadır. Sözgelimi, Koç Barı ve Halayı, Tavuk Barı, Horoz Halayı, At oyunu ve Mısmıl denilen eti yenen ve sütü sağılan hayvanların oyuna girişi hep bu geleneğin bir devamıdır.

7.10. DEVE : Erzurum yöresi halk oyunları arasında Deve Oyunu denilen ve daha çok bir gösteri niteliği taşıyan oyundur.

8. OYUNLARIMIZIN BÖLGELERE DAĞILIŞI

Ülkemiz bölgelerinde oynanan oyunları, kuruluş özellikleri,  kareografisi, araçla oynanıp oynanmadığı, taklitli olup olmadığı, dramatize ve dinsel danslar olup olmadığı göz önünde bulundurularak genel adlar altında gruplandırma yapılmıştır.

Coğrafi Özelliklere Göre Gruplama

8.1.1.Barlar Bölgesi : Kuzeydoğu Anadolu (Erzurum, Bayburt, Kars, Ağrı,Erzincan) bölgemizde toplu olarak ve genellikle dizi halinde oynanan oyunlara bar denir.  Özelliği, yanyana, elele, omuz omuza, kolkola tutuşarak, dayanışmayı gösteren bir omuzdaşlık, dadaşlık oyunu oluşudur. Belirli çalgı, davul-zurnadır. 

8.1.2.Halaylar Bölgesi : Orta ve Güneydoğu Anadolu bölgesini içine alan geniş bir alana yayılmıştır. Toplu, düz dizi şeklinde ve disiplinli bir biçimde oynanan oyunların tümüdür.

8.1.3.Horon ve Sallama Bölgesi : Karadeniz kıyı şeridinin doğusundaki (Ordu,Rize, Sinop, Samsun, Trabzon) yörelerde toplu dizi halinde ve disiplinli bir şekilde oynanan oyundur. Karışık olarak Trabzon, Rize, Artvin ve Çoruh vadisine kadar uzanan alanda da oynanır.

8.1.4.Zeybek Bölgesi : Aydın ve Bursa halkına verilen isimdir. Kuzeyde Marmara havzasından başlayarak, Antalya körfezine kadar uzanan bütün Batı Anadolu bölgesi, merkezi Bursa olan Hüdâvendigâr, merkezi İzmir olan Aydın ili, Teke sancağı, bu günkü Antalya ve diğer Batı illerini içine alan bölgedir.

8.1.5.Hora Ve Karşılama Bölgesi: Kırklareli, Tekirdağ, Edirne asıl bölgeleri karışık olarak Çanakkale yöresi, Nallıhan, Mudurnu, Göynük, Eğin ve karışık bölgelerde görülmektedir.

8.1.6.Kaşık Bölgesi: Güney Anadolu'nun Akdeniz'e açılan kesimleri, genellikle kaşık oyunlar bölgesidir.

8.1.7.Davullu Oyunlar Bölgesi: İzmit, Adapazarı, Eskişehir, Ankara, Kastamonu yöresinde esas çalgı olarak kullanılırken diğer bölgelerde (Çankırı) cirit oyununda görev alır. 

9. OYUNLARI SERGİLERKEN GİYİLEN GİYSİLER

Yapılan araştırmalarda giyimin iklim, meslek ve inançla olan ilgisi ve değişmezliği gözlenmektedir.

halk-oyunlari-008.jpg

10. HALK OYUNLARINI ÖĞRETMEK VE ÖĞRENMEK

Halk oyunları konusunda eğitim almış daha önceden oyunu görmüş, oyunu oynamış kişiler tarafından öğretilebilir. Oyunun öğretilmesinde müzik, oyun ve giysi bir bütün olarak düşünülmeli, figürlerle müzik arasında bir uyum olmalıdır. Müzik, mümkün ise canlı olmalıdır. Öğreticinin oyun bilgisinin yanı sıra nota bilgisinin de olması gerekir. 

11. OYUNLARIN SAHNEYE UYARLANMASI

Oyunun sahneye uyarlanmasında otantik düzen, kareografik düzen ile oyun, giysi ve müzik bütünlüğüne dikkat etmek gerekir.

11.1. Otantik Düzen

Otantik düzen oyunun ilk halidir. Figürleriyle anlatılan oyunun ilk hali ancak o yörede yaşayanlarca bilinebilir. Sahneye uyarlanırken mutlaka kareografik bir düzenleme yapılmalıdır. 

11.2. Kareografik Düzen

Sahne tekniğine göre dans yaratma sanatıdır. Yörelerden derlenen oyunlar derlendikten sonra sahneye konurken yapılan düzenlemeler ve değiştirmelerdir.

Bugün halk oyunlarında yapılan kareografi değil sahne düzenlemesidir. Yani çalgıcıların yerinin iyi ayarlanmasına, yeterli sayıda çalgı olmasına ve oyunun özelliğine göre çalgı çalınmasına, oyun sahnelenirken oynayanların ve çalgıcıların oyuna ve yöreye uygun giyinmesine, sahnenin iyi düzenlenmesine, ses düzeninin iyi olmasına dikkat edilmelidir.

11.3. Oyun, Giysi ve Müzik Bütünlüğü

Yörenin, oyununa ait giysisi ile müziği (çalgı ve ezgi) seçilmelidir. Bu üç faktör oyunun başarılı bir şekilde yürütülmesini sağlar. 

12. HALK OYUNLARININ BUGÜNÜ

1949-1950 yıllarında Muzaffer Sarısözen yönetiminde ilk halk oyunlarıtopluluğu İtalya ve İspanya'ya gitmiştir.

1960'lardan itibaren yurt dışına daha sık çıkan halk oyunları topluluklarımız, diğer ülkelerin, özellikle Yugoslavya, Bulgaristan ve Romanya halkoyunları topluluklarıyla bir arada bulunmuştur.

İstanbul'da; asıl ismi Türk Yüksek Tahsil Gençliği Turizm ve Folklor Enstitü Kurma Derneği olan Türkiye Milli Talebe Federasyonu ve Türk Folklor Kurumu, Ankara'da da Halkevleri Genel Merkezi Halk Dansları Örnek Grubu sahne düzenlemesini Türkiye'de ilk defa uygulayan topluluklar olmuşlardır. 

halk-oyunlari-007.jpg

13. HALK OYUNLARININ BARIŞA KATKISI

İnsanlar arasındaki dostluğu, kardeşliği, birlik ve beraberliği sağlamadaki katkıları yadsınamaz.

Ciddi bir görev ve sorumluluğu üstlenen halk dansçısı, kendi uğraşı olan oyunun yanında; ruh bilim, sosyal ve kültürel antropoloji, edebiyat, dil bilim, tarih, sanat tarihi, tıp, hukuk, coğrafya, meteoroloji gibi bilimlerle de yakından ilişki kurması gerekir. Halk kültürüyle ilgilenenler sevecen, dost ve mesut insanlardır.

Sevgi olmadıkça, insan kendi ülkesinin halkını, insanını ve onların yaratısı olan folklorunu asla tanıyamaz. Sevgi olmadıkça insan kendi halkının duygu ve düşüncelerini, beğeni ve becerisini, canlı ve ruhunu asla anlayamaz. İşte bu güzellikleri araştıran, derleyen, analiz eden, çözümleyen, yorumlayan ve sonuçta bir senteze vararak toplumuna bilgiler kazandıran insanlardır. Günümüz kararsızlığa, çarpık ilişkilere, kargaşalara, endişelere, ekonomik bunalımlara rağmen evrensel kardeşlik ruhunu aşılamaya gayret ederler.

Eski Yunanlılara göre barbarın ilim, felsefe, resim ve heykeltraşlığı yoktur. Kültürlü insan, terbiyeli, ince ruhlu ve duyguludur. 

14. HALK OYUNLARIMIZIN ULUSLARARASI FESTİVALLERDE TANITIMI 

Folklorun kadrosu içinde yer alan halk oyunları, bilimsel metot ve tekniklerle araştırılmaya başlandıktan sonra bir çok oyun tespit edilmiştir. Tespit edilen oyun sayısı Şerif Baykurt'a göre 1500'dür. Halk oyunları oynandığı yörede, yani doğal ortamında, oyuncu yoruluncaya kadar, beğenilme kaygısı olmadan içinden geldiği gibi oynanır. 

Halk oyunlarımız ilk defa 1950 yılında Muzaffer Sarısözen'le  yurt dışına çıkmıştır. O günden sonra oyunlarımız yabancı ülke halk oyunları topluluklarıyla tanışmıştır. Onlardan sahne düzenlemesi görmüş ve bu doğrultuda çalışmalar yapmaya başlamışlardır. 

Ülkemizde kurulan folklor konulu derneklerimizin % 90'ı halk oyunları ile ilgilenmektedir, geriye kalan % 10'u ise yalnız halk edebiyatı ve halk müziği ile ilgilenmektedir.

Folklor konulu derneklerimiz bu kültürel mirasa sahip çıkarak gelecek nesillere aktarılmasını sağlamış ve tarihi bir görevi yerine getirmişlerdir.

Bütün dünya ülkeleri, halk oyunlarını bir kültür unsuru olarak ele almıştır.

15. HALK OYUNLARININ KORUNMASININ ÖNEMİ

Dans edilen yer; insanların bilgi ve becerisini, ustalığını gösterdiği yer olup oyunların doğup geliştiği yerdir. İnsanların aynı duygu ve heyecanı yaşadığı, sevinçte ve tasada beraber olduğu yerdir. 

Eflatun, Yasalar'da insanın en doğru yaşayışını tanımlarken "oynar gibi yaşamalı, oyunlar oynamalı, şarkı söylemeli, dans etmeli, böylece tanrıların gönlü alınır ve insan kendini düşmanlarına karşı savunur, yarışma kazanır" derken, oyunun insan hayatındaki önemini daha iyi vurgulamaktadır.

Oyun; neşenin, sevincin ve hayatın kaynağıdır. İnsanı kötü düşüncelerden arındırır, maneviyatını güçlendirir, aydınlatır. Kişiyi hayata bağlar, huzura kavuşturur,  yaşama gücü verir.

 
KAYNAKLAR:
1- Tuna BAYKURT
2- ÇAKIR Ahmet, Tozlu Adımlar
3- AKYILDIZ Naciye, Türk Halk Oyunları
4- Folklorun Bilimsel Tanımına ait bigilerdeki kaynak Şerif Baykurt olup Yapı ve Kredi festivalleri Tuna BAYKURT'un bire bir yaşadıklarıdır.

halk-oyunlari-003.jpg

Bu yazı toplam 1701 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim