• BIST 106.646
  • Altın 141,780
  • Dolar 3,5310
  • Euro 4,1134
  • Ankara 28 °C
  • İstanbul 28 °C
  • İzmir 29 °C

HAYAT ARKADAŞIM, ÇÖLYAKLA YAŞAM

Özge Serttürk

Benim çölyakla tanışıklığım 2015 yılında oldu. Vücudumun normal olmayan tepkiler vermesi sonucu doktorum endoskopi yapma kararı aldı. Bunun sonucunda hayat arkadaşımla tanıştım. Ayrılmanın çok zor olduğu bir hayat arkadaşı, çölyak…

Çölyak demek hastalık demek değildir, zorunlu olsa bile bir tür yaşam tarzıdır. Çölyaklıların hep uymak zorunda olduğu fakat tek kuralı diyet yapmak olan bir yaşam biçimidir. Çölyak 1953 yılında ilk defa buğday ile ilişkilendirilip, hastalık olarak tanımlanıyor. Genetiği değiştirilmiş modern buğdayın bazı vücutlar tarafından hoş karşılanmaması vücudun verdiği tepkilere neden olmuştur. İşte bu tepkiler buğdayın içindeki glüten proteininden olur. Vücudun verdiği tepki ise bağırsakta emilimi sağlayan villusları yavaş yavaş düzleşmesi ve besinlerin emiliminin yapılmadan atılmasıdır. Bunun nedeni glüten proteininin emilim enzimlerin aktif hale gelmesini engellemesidir. Çölyak hastaları 3 kademede incelenir. İlk iki kademede villuslar çok düz değildir.  Bunların tespitinde kesinlikle endoskopi yapılmalı ve parça alınmalıdır. İleri derecede çölyakta ise villuslar tamamen düzleşir böylelikle parça alınmadan tespit edilebilir. Çölyağın en önemli belirtisi yiyeceklerin emilmeden atılması sonucu oluşan ishaldir. Bunun yanında kansızlık, vitamin eksikliği, önemli minerallerin eksikliği, kilo kaybı, boyun kısa kalması, gelişimin durması, yüzün kül rengi alması, halsizlik, ağızda apse çıkması ve beyin fonksiyonlarının tam olarak çalışmamasıdır.

Çölyakın tek bir tedavi yöntemi vardır o da diyet. Sıkı bir antibuğday diyeti uygulanır fakat bu kesin iyileşmeyi sağlamaz. Kişi kendi yaşamına normal bir şekilde devam edebilir. Şikâyetlerinin neredeyse tamamı biter. Bu diyet uygulanmaya başladıktan kısa bir süre sonra etkisini gösterir. Ama çok dikkat edilmelidir, diyet küçümsenmemelidir. Çünkü bir çay bardağı çamaşır suyu içince olan etkiler çölyaklıların ekmek yemesi gibidir. Vücuda giren zehrin haddi hesabı olmaz. Diyet sayesinde glüten vücudunuzdan temizlenir ve belki bu şekilde çölyak son bulabilir. Ama o zamana kadar diyete devam edilmeli ve kesimlikle aksatılmamalıdır.

Küçücük ekmek kırıntılarından bile kaçılmalı, tahta kaşık çölyaklıya ait olmalıdır. Kısacası çölyaklılar sadece kendi mutfak aletlerini kullanmalıdır. Yemek masasında sadece onların kullandığı bir köşe olmalıdır ya da masa iyice silinmelidir. Açık baklagiller ve tüketebildiği un alınmamalı, internette var olan sadece onaylı gıdalar alınmalıdır. Bunlar dışında hayat normal şekilde devam eder.

Çölyaklılar hakkında tek bir dileğim var o da SGK nın çölyaklılara verdiği aylık 100 liranın arttırılması. Bizim yiyeceklerimiz çok pahalı ve bazı ailelerin bu yiyecekleri alma olanakları yok fakat verilen bu 100 lirayla da pek bir şey alınamıyor maalesef. Dediğim gibi tek dileğim en az 300 veya 400 lira olması. Umarım bu dileğimi ciddiye alırlar. Bütün çölyak hastaları için bu isteğimin gerçekleşmesi şart.         

Bu yazı toplam 3301 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 6
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim