• BIST 108.392
  • Altın 143,135
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Ankara 29 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 24 °C

Haydi anne! Haydi baba! Bana gelecekte nasıl biri olacağımı gösterin

Tolga Ziyagil

" Ah şu zamane gençleri. Ne yer verirler ne de yüzleri kızarır. "

" Gençler ne bayram ne seyran bilir oldular. Aah nerede o eski bayramlar, mutlu aile ortamları."

" Maşallah, yaşın 25 ama çok olgunsun evladım. Anne babanın emeğine sağlık."

" O genç mi? Çok efendi, oturmasını kalkmasını bilen, saygılı biri. Keşke benim evladım da örnek alsa biraz."

Bu cümleler arasındaki farklar nereden kaynaklanıyor dersiniz? Tabi ki siz sevgili, saygılı ve başımızın tacı anne ve babalarımızdan. Çünkü sizler bizi yetiştirirken, söylediklerinizden çok yaptıklarınıza baktık ve de uyguladık. Duyduğumuzu değil, gördüğümüzü yaparsak hayatta kalabiliriz dedik. Anne babamız o şekilde davranıyorsa, vardır bir bildikleri dedik. Sigara içiyorsanız, içmeye; at yarışı oynuyorsanız, kahveye gitmeye; okuyorsanız, biz de okumaya; etrafınızı derleyip topluyorsanız, düzenli olmaya başlıyorduk. Çünkü sizler bizim hayattaki ilk kahramanlarımızsınız. Ve çocuklar kahramanlarını taklit ederler. Ta ki kendilerini kahraman ilan edene dek. Bundan sonraki örneklerimizi kendimiz oluşturmaya başlıyoruz. Ama bazı gençler hala sizden öğrendikleriyle hayatta kalmaya devam ediyorlar. En azından çabalıyorlar. Ve diğer anne babalar bu gençleri gördüğünde yukarıda ki cümleleri ve daha birçok olumlu ya da olumsuz düşünceleri sarf ediyorlar. Bazı gençlerimiz şanslılarsa, gidişatlarının farkına varıp, iyiyi ve kötüyü ayırt etmeye başlayarak kendilerini geliştirmeye ve geçmiş ile günümüzdeki "iyileri" seçip hayatlarına uygulayabiliyorlar. Bir kısmı ise o kadar şanslı olmayabiliyor ve anne babadan öğrendikleriyle hayata devam derken, iyi kötü ortaya karışık birçok şeyi öğrenmeye devam ediyor ve onları da hayatlarında uygulamaya çalışıyorlar. Ama çekirdekten gelen örnekler kolay kolay değişmiyor. Kimi genç varlıklı ailede, kimisi yoksul bir ailede dünyaya gelebiliyor. Evet, bu da yetişmede büyük bir etken ancak ya ahlaki eğitim! O da mı maddiyatla ilgili? Elbette ki değil. Buradaki farklılık, sizlerden ötürü meydana geliyor. Çünkü ahlaki görüş, toplumda öyle büyük değişkenlikler göstermez. Fakir olabilirsiniz, çocuğunuzu iyi yerlerde okutamayabilirsiniz, ancak ona çok güzel bir ahlak mirası bırakabilirsiniz. İleride çalışarak para kazanacaktır zaten, ama çalışarak ahlak kazanılması çok olası değil. Diğer yandan zengin de olabilir, çocuğunuzu en iyi yerlerde okutabilirsiniz. Ancak ahlaki eğitim vermezseniz, her şeyin parayla hallolacağını zannedip, insanlar arasıda bir saygınlığı olmayacaktır. Asla gerçek arkadaşları olmayacak, aile kurduklarında da aynısını çocuğuna öğreteceklerdir. Böylece toplumda insanlar arasındaki fark git gide büyüyecektir. Sonra anne babalar yaşlandığında, yukarıdaki cümleleri söylemeye başlayıp ya şikayet edecek ya da memnuniyet duyacaklardır. Eğer siz bayramlarda tatile çıkmak yerine aile büyüklerinizi ziyaret etseydiniz, toplu taşımada giderken sizden büyüklere, hastaya, hamileye, engelliye yer verseydiniz, çocuğunuz da genç olduğunda aynısını yapacaktı. İlk iki cümle, ne yazık ki iyi bir örnek olamamış ailelerin eseri  olan gençlerin tutumu. Son iki cümle ise iyi örnek olmuş ailelerin eseri olan gençlerin tutumu. Aradaki farkın bu kadar bariz olması, ne yazık ki hayattaki ilk kahramanlarımıza dayanıyor. Kimi ailede çocuğa aşırı baskı, hele ki kız ise, kimi ailede ise fazla bir rahatlık söz konusu. Baskıyla büyüyen çocuk özgüveni az, sadece söyleneni yapmaya meğilliyken, rahatına düşkün çocuk istediğini istediği yerde yapmaya cesaret edebilir. Sonuç olarak etkilenecek olan gene anne ve babalar olacaktır. Çünkü çocuklar önce genç, sonra yetişkin olurken, sizler hâlâ onlarla aynı toplumda yaşıyor olacaksınız. Etkilerini görmemeniz mümkün değil.

Peki ne yapılması gerek? Nasıl bir yol izlenmeli çocuk yetiştiriken?

Ben size söyleyeyim. Ahlak eğitimi ve bilimsel eğitimi bir arada vermeye çalışmalısınız. Çünkü bu ikisi bir kuşun iki kanadı gibidir. Biri olmazsa, uçamazsınız. Ailelerin en büyük yanlışı belki de buradan geliyor. Bu neden önemli peki? Ahlak eğitimi; manevi hayatımızı, yani canlılara değer veren, insanlara saygılı, toplumda görgülü ve efendi, büyük küçük bilen biri olmayı, herkesin eşit olduğunu bilmeyi, iyinin ve kötünü nasıl ayırt edileceğini öğrenmeyi sağlıyor. Bilimsel eğitim ise; maddi hayatımızı, yani bu dünyada nasıl yaşanacağını, nasıl ayakta kalıp mücadele edileceğini, seçenekleri  nasıl değerlendirileceğini öğrenmeyi sağlıyor. Ancak, bunu önce kendi yaşamınızda uygulamanız gerekecek. Zaten çocuğunuz sizi örnek alacaktır. Çünkü ileride ilk olarak çocuğunuz size toplu taşımada yer verecek, bayramda ziyaretinize ilk önce çocuğunuz gelecektir. Unutmayın ki, çocuğunuza söylenmiş her iyi ya da kötü söz, aslında size de söylenmiş oluyor. Eğer kendinize ve ailenize önem veriyorsanız, ki ben öyle düşünüyorum, o halde haydi iyi birer örnek anne baba olmaya. 

Haydi anne! Haydi baba! Bana gelecekte nasıl biri olacağımı gösterin.

Bu yazı toplam 1540 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim