• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Ankara 21 °C
  • İstanbul 23 °C
  • İzmir 25 °C

Hendeğin Önünden de Arkasında da Mesulüz

Eyüphan Kaya

Eski devlet anlayışının insanımıza yansıttığı bin bir çeşit sıkıntılar var, kimi yanlışlar sadece bireyi ilgilendirirken, kimsi toplumun inanç ve kültürünü zedelerken, kimi sıkıntılar da silahın namlusu olarak bize dönüyor.

Hendeğin önünü savunmak vatan müdafaasıdır, ama arkasını kurtarmak da insan hakları çerçevesinde sorumluluk alanımızdır.

Diyarbakır 639 yılında sahabeler tarafında fethedilirken şehit kanıyla sulanmıştı, o gün bu gündür hürriyet ve medeniyet şehri olan bu belde bir de Mehmetçik kanıyla sulandı, anlayacağın Mehmetçiğin kanı sahabe kanına karıştı.

Hendeğin arkasında olanlar bu devletin okullarına gittiler, bu devletin öğretmenlerinden ders aldılar, bu devletin üniversitelerinden terk olanları dahi vardır, gel gör ki biz bunlara insanlık adına, onları hayata tutacak değeri kazandıramadık. Bu açıdan devletin de bizim de orda da günahı vardır.

Asker oraya buraya bayrak asıyor, slogan yazıyor, o marşı, bu marşı çalıyor diye kızanlar var, Asker bu; ondan ne beklenir ki, psikolojisi bunu gerektiriyor, yanı başınızda arkadaşınız ölüyorsa psikolojinizi ayakta tutacak bir şeyler ararsınız. Baksanıza hendeğin arkası sıkıştığı zaman başka başka yerlerde intihar düzeyinde infialler dahi oluyor.

Bu ülkeyi bu hallere getiren eski devlet anlayışıydı, devlet bunu fark etti ve kendine gelmeye niyetlenip düzelmeye çalışırken, karşıdaki örgüt dış mihrakların oyuna geliyor, bu değişime katkı vereceğine engel oluyor.

Sivil Toplumun, Devletin talebi, bu gençlerin teslim olmasından yanadır. Ancak hendeğin arkasındaki atmosfer öyle mi acaba? Bu gençlerin teslim olmalarına ne kadar elveriyor? Geçende telsizlere yakalanan konuşmadan anlaşılacağı kadarıyla “Yakalananları niye infaz etmediniz” şeklinde ifadeler vardı, bu tehlikeyi atlayıp da teslim olanlara gelince nerdeyse teslim olduklarına pişman ediliyor.

Mesela en son teslim olan örgüt mensuplarının fotoğraflarının medyaya servis edildiği gibi. Arkadaş, birileri bunları bilerek mi yapıyor acaba? Bu bir yandan teslim olanları rencide ederken diğer yandan teslim olmaya niyetli olanları da niyetinden vazgeçiriyor, yanılıyorsam söyleyin.

“İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız” diye bir ifade var. Yani uzun süre yanlış yaşarsanız o yaşamın esiri olur artık onu değiştirmekte zorlanırsınız. Tıpkı bir 12 Eylül Darbe anayasasının etkisinde yaşaya yaşaya yasayı sahiplenmiş duruma geldiğimiz gibi, değil mi?

Kimi siyasetçilerin anayasanın ilk dört maddesine sımsıkı bağlandıkları gibi, hendeğin arkasın olanların da öğrenilmiş yanlışları var, sabah akşam devletin düşmanlığıyla eğitilmiş, çocuk yaştan bu güne kadar dağda yaşayan kimseleri, bu günün devletin merhamet anlayışına inanmaları çok zor. Üstelik taraflı medyayı takip eden kimseler 90’lı yılların devletini hayal ediyor.

Halbuki devlet polisin eğitim seviyesini yükseltti, hemen her polis artık en az yüksek okul mezunudur. Polislik mesleğine daha hazır ve elverişlidir bunu unutmayalım. Üç beş abeş slogandan başka polisten ne sıkıntı duydunuz. “Esedullah”, “Türk’ün gücünü göreceksiniz” vb. birkaç seviyesiz sloganlardan başka bir şey duyulmadı, olmuşsa da soruşturmaya tabi tutuldu; tıpkı çıplak bayan cesedini sosyal medya da paylaşan ve arabanın arkasına ceset asanlar hakkında soruşturma açıldığı gibi.

Bu kadar kör bir savaşın yaşandığı bir bölgede kim demiş ki %100 başarılı operasyonlar yapılabilir?

Günümüzde devletler arasında çıkan savaşlarda bile savaşın galipleri mağlupları artık yok, az zarar çok zarar göreni varsa, bu dengesiz iç savaşın galibi mağlubu hiç olur mu?

En iyisi barış ve huzur için zemin hazırlamaktır. Bu ülkenin asli unsurları Kürtler ve Türkler yeni anayasa konusunda anlaşacaklar, başka çareleri yoktur. Ama müzakere masasının bir kenarın da PKK olsun diyen varsa bilelim ki iyi niyetli bir kimse değildir.

PKK üyeleri yeni hayatın içinde isterse medeni bir insan, bir vatandaş olarak yaşamayı tercih edebilir. Barış ile silahlı unsurları bir arada hayal edenlerin gayesi huzur, hürriyet ve özgürlük değildir. Artık her geçen gün polisiye güçlerin kamu alanından çekilmesi lazımdır diye düşünüyorum.

Benim Kanaatim budur.

Bu yazı toplam 371 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim