• BIST 108.700
  • Altın 145,028
  • Dolar 3,4996
  • Euro 4,1230
  • Ankara 27 °C
  • İstanbul 28 °C
  • İzmir 28 °C

HİÇ UĞRUNA KAYBETTİKLERİMİZ

Müfit Demirkol

Tam 22 yıldır bu ülke terör ile mücadele veriyor. Bu kadar yıldır, Mehmetçiklerimiz, polislerimiz şehit oluyor. Her geçen gün şehit haberleri ile uyanıp, gözyaşı döküyoruz. Sonra da, “ŞEHİTLER ÖLMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ” diye sloganlar atarak şehitlerimizi ebedi yolculuklarına devlet erkanı ile uğurluyoruz.

Geri de kalan şehitlerin ana ve babalarına da sadece, acı içinde söylenen, “VATAN SAĞOLSUN” demek kalıyor.

Tüm dünyanın PKK terör örgütünü “hürriyet mücadelesi yapan Kürtler” olarak tanıması, bizim gerek millet olarak, gerek devlet olarak yapmış ve yapmakta devam ettiğimiz hatalarımızdan kaynaklandığı kesindir.

Biz neden bu hale geldik? Neden Kürtler hürriyet istiyor? Neden bağımsızlık istiyorlar? Hani Kürt - Türk kardeşti? Bunca yıl aynı topraklarda, aynı bayrak altında yaşamadık mı?

Çeşitli iktidarlar ile inanılmaz hataların bizi bu güne getirdiği bir gerçektir. Tansu Çiller ile Erbakan’ in birlikte kurdukları koalisyon ile kuvvetlenen Kürtlerin nefretini kazanmamıza ne neden olmuştur? Hiç düşünülmedi mi? Bu koalisyon zamanında kurulan JİTEM ve ÖZEL POLİS KUVVETLERİ neden gereği kadar denetlenemedi? Her çıkan olayda PRİM dağıtılmasının insani boyutları hiç düşünülmedi mi?

Bütün bunların yanında polisimizin, askerimizin kurşunları ve bombaları ile ölen terör örgütü militanlarının da, ANA VE BABA sahibi oldukları, onların da bir evlat olduklarını hatırlamamız gerekmez mi idi?

Bir Kürt baba tanıdım. 12 yaşında ki kızını, ve 15 baş keçisini PKK dağa kaldırmaya kalkmış.15 Yaşında ki ağabeyi, kardeşıne sahip olmak için onlarla birlik olmuş. Aradan 3 ay geçmiş 19 yaşında ki oğlu asker olmuş. Hangi baba bu kadar acıya dayanabilir?

Bu ve buna benzer bir çok acı yaşam örneklerine şahit oldum.

Hayvancılıktan ve kaçakcılıktan başka bir imkanları olmayan bu halkımız, ne kaçakcılığı, ne de hayvancılığı yeterince yapamıyorlar. Kaçakcılık yaparken yakalandıklarında, ya mallarına başkaları (!) tarafından el konuluyor, ya da başkalarına (!) pay verilerek serbest bırakılıyorlar.Yakalandıklarında, ellerinde ki kaçak mallar, devlet tarafından günün şartlarına göre tüm verğileri hesap edilerek, yakalanan şahısa ödeme emri çıkarılıyor. Sonra haciz işlemleri ve ödeme taksitleri gündeme geliyor. Eğer ortada işlenmiş bir suç varsa cezası da olmalıdır.Aksi taktirde devlet de bu suça ortak olmuş olur.Yani adalet ortadan kalkar.

Güney doğu topraklarımızda vatandaşımıza iş ve kazanç olanakları verilmeli, yaptıkları hayvancılığa destek verilmeli bu destek asla kredi vererek değil,hürriyet ve adalet vererek olmalı. Vatandaşımız istediği vakit hayvanlarını yaylalarına götürebilmeli ve geri getirebilmelidir.

Öncelikle, Habur sınır kapısı tekrar açılmalıdır. Sınır ticaretine izin verilmelidir. Bu ticaret resmileştirilmeli, devletin vergisi ödenebilinmelidir. Bölge zenginliklerine göre iş imkanları yaratılmalı, fabrikalar, maden ocakları,balık çiftlikleri planlanmalıdır. Bütün bu işler devlet denetiminde yapılmalı dır.

Eğitime mutlak azami önem verilmeli, okuma yazma dan başlanarak eğitim yaşının dışında kalanlara da eğitim fırsatları verilmelidir.

Bütün bu hayallerimiz gerçekleştiğinde ne bir şehit veririz ne de bir PKK terör militanını can verir.. Aksi taktirde Barzani’ nin kurmak istediği Kuzey Irak Kürt devletinin kurulmasına, ve güney doğu topraklarımızın bu kurulacak Kürt devletine iltahakına seyirci kalırız.

İşte o zaman “şehitler de öldüğü” ile, “vatan da bölündüğü” ile kalır…..

Bu yazı toplam 201 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim