• BIST 82.300
  • Altın 148,195
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 7 °C
  • İzmir 8 °C

HUKUK DEVLETİ, ADALET VE BAŞKANLIK SİSTEMİ

Müjdat Kayayerli

 

Türkiye Hukuk Devleti ile yönetilmek isteniyorsa, ‘yargının bağımsızlığında’ bütün siyasi partilerin anlaşması zorunludur. Çünkü hukuk devleti olmanın ilk şartı ‘yargı bağımsızlığıdır.’ Demokratik bir anayasa içinde başkanlık sistemini önermek demek, demokrasinin temel ilkelerinden biri olan kuvvetler ayrılığının kabul edilmemesi anlamına gelir.

Ülkemizde maalesef birinci parti olmak veya çoğunluk partisi olmak ile,  ‘milli irade’  karıştırılmakta; okuyan, araştıran, meslek alanlarında kendini yetiştiren, deneyimli, doğruları savunan, düşünür, yazar ve bilim üreten insanlarla duygusal düşünerek düşünce üretmeyen, hep dinleyerek öğrenmeye alışkın kesimler aynı terazide tutulmaktadır. Bu bakımdan devlet idaremizin her mevkideki vatansever idareci ve hukukçuların, özellikle  Mustafa Kemal Atatürk’ün adalet ve hukuk hakkında aşağıdaki sözleri ilke olarak kavrayarak, dikkate almaları ve her işte uygulamaları Türk Milleti’nin geleceği açısından çok önemlidir:

  1. “Her halde dünyada bir Hak vardır ve Hak kuvvetin üstündedir”
  2. “Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz.”
  3. “Hükümet, memlekete kanunu egemen kılmak ve adaleti iyi dağıtmakla yükümlüdür.”
  4. “Adli siyasetimizde izlenecek amaç, öncelikle halkı yormaksızın süratle, isabetle, emniyetle adaleti dağıtmaktır. İkinci olarak; toplumumuzun bütün dünya ile teması normal ve zorunludur.”
  5. “Milletlerin yargı hakkı, bağımsızlığının birinci şartıdır. Adalet kuvveti bağımsız olmayan bir milletin devlet olarak varlığı kabul edilemez.”
  6. “Bizim milletimiz ve hükümetimiz, adalet fikri ve adalet anlayışı noktasında hiçbir uygar milletten aşağı değildir.”
  7. “Eski gereksinimlere göre yapılmış şeyleri, gereksinim ilerledikçe yenilemek gerekir.”
  8. “Adalet, bir devletin esası olduğuna göre, mahkemelerin sözde değil, gerçekten tarafsızlığını temin, her işin başında bulunmalıdır.”
  9. “Hakimler, vatandaşların özgürlüğünü korumayı düşünürken devlet yetkinliğinin gerçekten korunmuş olmasına dikkat etmeli ve ona saygı göstermelidir.”
  10. “Yasalar, duygulara dayanarak ve uyularak yapılamaz.”
  11. “Devlet, herkesin hakkını ve görevini belirler. Hiç kimse belirlenen sınır dışında bir hak iddia edemez. Bunun gibi kendisi de fazla hiçbir görevle yükümlü tutulamaz.”
  12. “Hakimler ve adliye mensuplarının, hizmetlerinin şerefiyle orantılı üstün yeteneğe sahip bulunmaları adliyenin ruhu değerindedir.”
  13. “Her şey kanun yapmaktan ibaret değildir. Aksine her şey o kanunları uygulamak ve uygulattırmaktan ibarettir. Uygulayan, yerine getiren daima karar verenden daha kuvvetlidir.”
  14. “Çağdaş gelişme, milletlerin uygar ihtiyaçlarını genişletir, artırır ve bu ihtiyaçlara uygun uygar hakların var olmasını gerektirir.”

Başkanlık sisteminde Başkan yürütme yetkilerine sahip Başbakanın yetkileriyle donatılırsa, Cumhurbaşkanlığının önceki konumu kaldırılarak yerine "Başbakan + Cumhurbaşkanlığı = Başkanlık Sistemi" getirilecektir. Bu durumda Başkanı denetleyecek olan fren ve denge sistemleri ortadan kalkacak ve denetimsiz bir 'Başkanlık Sistemi' ile karşı karşıya kalınacaktır.

Böyle düşünülen bir Başkanlık Sisteminde yürütmenin dokunulmaz oluşu her açıdan sert ve zıtlaşan kutupların ve gerilimin kaynağı olacaktır. Uzlaşma, hoşgörü, istişare, fikir özgürlüğü, karşılıklı konuşma vb. gibi demokrasi değerleri rafa kaldırılacaktır. Başkan ile yasama meclisi arasında uyum sağlanmadığı takdirde gerekli yasaların çıkarılması sorun yumağına dönüşecek ve TBMM’nin millet iradesindeki değeri gittikçe önemini kaybetmeye başlayacaktır.

Her ne pahasına olursa olsun Milli İrade’nin yansıdığı TBMM’nin her zaman açık kalması ve değerini kaybetmemesi, gelecek nesiller için de, bugün de çok önemlidir. Bu gerçek,  Atatürk tarafından da ‘’Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısının ruhu, Milli Egemenliğidir.’’ şeklinde ifade edilmiştir. Demokratik alışkanlıkları fazla güçlü olmayan ülkelerdeki gibi bütün yetkileri başkanda birleştiren bir sistemde otoriterlik eğilimlerinin çoğaldığı ve kişisel yönetim anlayışına dönüştüğünü de bilmek gerekir.

Hükümetler güçlü de olsa, güçsüz de olsa istikrarsızlıklarla karşılaşılabilir. Ülkemizde vatandaşlar farklı partilere oy verseler de, farklı kültürel ve siyasal bir ortak yapıya sahip olunması gözden kaçmamaktadır. Türk Milleti, milli egemenlik hakkı için TBMM’nin varlığının devam ettirilmesini, korunmasını ve geliştirilmesini önermiştir. TBMM, çok kolay bir kuruluş olmamıştır. Büyük bir bilgi birikimi ve arayışın ürünüdür, Gazi Meclistir. Meclisi bombalamak ,Türk Milleti’ne hakarettir, milletin milli iradesini yok saymak demektir.

Türkiye’yi yeniden 1950’li yıllara götürmenin de anlamı yoktur. Başkanlık sistemi, çağımızda Türk siyasi kültürüne ve uyum sağlayacak bir altyapıya da henüz sahip değildir. Devlet geleneğinin aklı ile kişisel görüş ve düşünceler birbirine zıt olursa, büyük hatalar yapılırsa, gelecekte bunun sorumlusu kim olacaktır?

Başkanlık sistemini gerçekleştirmek ve altyapısını hazırlamak için, ya siyasi partiler yasasını değiştirmek gerekecek ya da bütün partileri ikiye düşürecek bir sistem ortaya konulacaktır ki, başkanlık sistemi oluşsun ve herkes uluslararası anlamda yalnızlaştırılan, en başta terör ve asayiş olmak üzere temel kronikleşmiş sorunların çözülemediği, ekonomik krizi atlatamayan bir Türkiye’de “Allah’tan başka otoriter anlayışa, hata yapan yöneticilere kul köle olsun.” diyenlere karşı da “ O zaman nerede ‘oku ile başlayan aklın’ önemi?” demek hakkına sahip büyük bir milletiz. Bu bakımdan temel meselelerde çözüm üretilmelidir. Hukuk devleti olmak da, hukukun üstünlüğüne inanmak da toplumumuzun kurtuluşu için şarttır.

Yasama yetkisinde, yasama organının yapısında, görev sürelerinde, yasama süreci ile temel yetkilerde, yürütmeyi denetlemede ve denge araçlarında, meclis başkanlığı ile yasama organının feshedilmesinde, seçim ve parti disiplini ile siyasi parti kanununda düzenlemeler yapılmadan ‘‘Başkanlık Sistemi getireceğim’’ demek eksiktir, yanlıştır. Çünkü bu süreç uzundur, özellikle fezlekesi olan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kalkması terörle değiştirme iddiasında bulunması ardından birçok şaibeyi de beraberinde getirir. Acele eden ecele gider.

Türk tipi başkanlık sisteminde Kağan (Han, Hakan, Başkan) ‘töre’nin, yani hukuk düzeninin kurulmasını, ayrıca korunarak sürdürülmesini sağlar. Hakan, devlet yönetiminde mutlak otoriteye sahiptir. Yalnız törenin yapıcısı, bütünleyicisi ve uygulayıcısı değil, aynı zamanda töre kuralları ile de, töreye yani ‘hukukun üstünlüğüne’ bağlıdır! Kültürümüzde ‘töre’,  yalnız yönetilenleri değil, başta Kağan (Başkan) olmak üzere bütün yöneticileri bağlayan hukuki kurallar bütünüdür. Bu bakımdan ‘’devlet (il)ten el çektirilenler olur, fakat “hukukun üstünlüğü”, yani “töre bırakılmaz’’ sözü hukukçularca ve yöneticilerce iyi anlaşılmalıdır.

Sonuç olarak, değişen toplum ve dünya şartlarını göz önünde tutarak ‘yönetilebilirlik’, ‘yönetişimsizlik’, ‘lidersizlik’ sorunları ile karşı karşıya kalan Türkiye’de ‘iyi bir yönetimin’ işin ehli yöneticilerce idare edilmesini sağlamaktır temel sorun. Hangi sistemi getirirseniz getirin, (yarı başkanlığı da, başkanlık sistemini de, parlamenter sistemi de) Türkiye’nin kendi çıkarlarına, samimi ve inançlı büyük Türkiye davasına içten bağlı yöneticiler işbaşında olmaz ise, Ortak Devlet Aklı saygınlığını yitirir, ve düzen bozulur. Büyük Türkiye davası, her zaman ileriyi gören devlet adamlarımızın hedefiydi. Söz konusu vatan olunca, gerisi teferruattır anlayışıyla, hepimiz aynı hedefe yürümeliyiz.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Yaşasın Devlet, Yaşasın Türk Milleti.

Bu yazı toplam 839 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim