• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • İzmir 16 °C

Hüsniye Hüsniye beni döndürdün deliye

Göksel Keşen

Beyoğlu'nun sokaklarında set koşuşturmaları devam ederken. Yeni artislerde gün yüzüne çıkmaya başlıyordu. 1960 – 1990 arası türk sinemasının özellikle yeşilçam kuşağının yeni oyunculara kapı açtığı dönemlerdi.

Işte bu kapılardan nasibini alan oyuncu Oya Aydoğan. Aydoğan ailesinin en küçük kızları olan Oya, 10 Şubat 1957'de dünya Erzincan'da dünya gelmiş ve ailesi ile birlikte Beyoğlu semtinde  yaşmaya başlamıştı. İyi bir Fransızca ve İngilizce bilen Oya Aydoğan. Orta okulu, Fransız Kız Ortaokulu olan Sainte-Pulchérie Fransız Lisesi'nde, lise eğitimini ise Saint Michel Fransız Lisesi'nde tamamladı. 

1972 yılında Melih Günbay'ın filmi olan “Kabadayılar Kralı” filminde ilk kez türk sinemasına giriş yapan Oya Aydoğan, 1975'te düzenlenen güzellik yarışmasında 1. olurken ailesinin baskısı üzerine 1. ödülünü iade etmişti.1976'da “Ses Dergisi'nin” düzenlediği “8.Sinema Artisti Yarışması'nda” birinci olmuştu. Bu birincilikte birlikte yönetmeni ve başrol oyuncusu Cüneyt ARKIN ile  “Deli Şahin” filminde rol almıştı.

Erten Eğilmez'in 1978 yılında, yönetmenliğini yaptığı ve türk sinemasında aile bağların güçlülüğünü gösteren, defalarca tekrarlarını izlediğimiz  “Neşeli Günler” filminde rol almıştı. 80 darbesinin etkilerini görmesine rağmen erotik ve arabesk filmlerinden nasibini almıştı. 1978 yılında bir evlilik hayatı olur. Futbol severlerin iyi tanıyacağı bir ismi kendi ağzında şöyle anlatıyor.; (2013 yılında Hürriyet'ten İzzet Çapa'ya röportaj veren Oya Aydoğan,)

oya-aydogan-001.jpg

"GENÇ YAŞTA BİR EVLİLİK YAPTIM"
* Aşk meşk durumları ne alemdeydi oyunculuğa ilk başladığın dönemlerde?
- Çiçeği burnunda bir oyuncuyken, çok genç yaşta Haluk Ulusoy’la bir evlilik yaptım.
* Nasıl tanışmıştınız?

"FİLM ÇEKİMİNDE BENİ GÖRÜP KAFASINA TAKMIŞ"
 - 1978’in şubat ayında, Müslüm Gürses ve Suzan Avcı ile Ulusoy tesislerinde bir film çektiğim sırada görüp kafaya takmış beni. Sonra Suzan Avcı’yı aracı yaptı tanıştık işte.
Baban sevinmiştir kızı evinin kadını olacak diye.

"ANNEM NÜFUS KAĞIDIMI SAKLAMIŞ"
- Yok canım, iki tarafın ailesi de karşıydı bu işe. Onun ailesinden tehditler başladı. O arada Ferdi Tayfur ile bir filme başlayacağız, bu kıskanıyor; tutturmuş “Filmde oynama, evlenelim” diye. Annem de benim nüfus kağıdını saklamış.
* Hoppala, o niye?
- Herhalde aklında başka bir şey vardı, istemiyordu evlenmemi. Bu arada Haluk, Erzincan’dan yeniden nüfusumu çıkarmış. Bir gün kuaförümün kapısına elinde nüfus kağıdımla geldi, “Hemen evleniyoruz” dedi. Biz de tuttuk Sarıyer Nikah Dairesi’nin yolunu. Nikah şahidim kimdi bir bilsen.

"NİKAH ŞAHİDİM NİKAH DAİRESİNİN KAPICISIYDI"
* Suzan Avcı mı?
- Yok ayol, nikah dairesinin kapıcısı.
* Ne kadar sürdü bu peri masalı gibi başlayan evlilik?

Bir seneye yakın sürdü ama tam bir kabustu. İşlerime dahi engel oldular. Mesela Kadir İnanır onların aile dostu olduğu için beni hiçbir filminde oynatmadı.

Cüneyt Arkın, Kemal Sunal, Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur, Emrah gibi bir çok santçıyla rol alan Oya Aydoğan.1979 yılında Haluk ULUSOY'dan boşandı. İkinci evliliğini Latif Demirbağ ile 1988 yılında yaptı. Bu evliliğinden Gurur Aydoğdu (d.1989) adında bir oğlu dünyaya geldi. Aydoğan, 1989 yılında Demirbağ'dan boşanmıştı.

Kendi ağzıdan  ailesini Akşam gazetesi Mutlu Hesapçı'nın röportajında anlatmıştı;

Babanızdan dayak yediğiniz zamanlar o çocuk aklınızla hissettiğiniz duygu neydi?

O zaman yaşam koşulları çok başkaydı. 60’lı 70’li yıllardan bahsediyorum. Kadınların para kazanmadığı. ekonomik özgürlüğünün olmadığı, eve bir tek erkeğin baktığı dönemlerdi. Eve bakan erkeğin sanki birtakım başka hakları vardı. Mesela yemeğin en iyisi babama konurdu. Yemeğin en etli kısmı babaya verilirdi. Çünkü evin nafakasını o sağlıyor ona iyi bakmak lazımdı. Hemen hemen bütün ailelerde bu tarz şiddet olduğu için çok garip gelmiyordu. Mesela o dönem mahallede her gün dayak yiyen kadın sesleri duyardık. Ve sanki bu normal bir şeydi. Şimdi tabii kadınlar para kazanmaya, kendi ekmeğini kazanmaya başladı. Diklenmeye evde söz sahibi oldular. Evin nafakasını kadın da çıkarmaya başladı. Kadınların daha bilinçlendiği bir dönemdeyiz. Şimdi ben bana dayak atan bir adamla dünya kadar sevsem, dünyanın en zengin adamı olsa onunla vakit geçirebilir miyim? Bir vurur iki vurur üçüncü de tası tarağı toplar kaçarım. O zaman kaçamıyordu kadınlar. Çocuklar vardı, para sıkıntısı vardı, iş yoktu evden ayrıldığın zaman babanın evine dönemiyordun. Babanın evinden çıkarken artık o evden senin kefenin çıkacak diye baskı vardı.

Ben Erzincanlıyım köken olarak doğuya bağlıyız o âdetlerle büyüdük. Şimdi kadınlar daha rahat.

Şimdi kadınlar daha rahat ama psikolojik baskılar devam ediyor hâlâ ve şiddetin içeriği değişti.

Hiç unutmam. 25 yaşındayım, babam bana bir vurdu, kolumdan saat fırladı. Ve ben bunu yaşarken 20 yaşından itibaren ailenin bütün yükünü kendi omuzlarında taşıyan bendim.

Benim aldığım dairede oturuyordu babam o halde bile şiddet gördüm. Dünyada en çok annemi severim. 

oya-aydogan-002.jpg

İYİLİĞİ ANNEMDEN ÖĞRENDİM

Hiç sevgi göstermez miydi babanız?

Beni çok severdi ama sert olmak durumundaydı. Bizim yanımızda kalan üç tane genç dayım vardı. Onlara terbiye vermek adına gibi görüyordu dayağı ve arada bu işten annem de nasibini alıyordu. Çok erken yaşta kaybettim annemi. Annem hayatımdan tanıdığım en hakkaniyet sahibi bir kadındı. Hayatımdan öğrendiğim bütün güzel şeyleri babamdan değil annemden öğrendim. İnsanları sevmeyi, komşuluğu, yardımseverliği hep annemin güzel taraflarını alarak büyüdüm.

Hani derler ya kızlar babalarını rol model alırlar. Hatta babaya benzeyen adamları seçerler diye…

Babamı severdim ama asla rol modelim değil. Para sıkıntısı yaşatmadı bize. Esnaftı iyi kazanıyordu. Belki aileme birileri akıl verdi de abim ve ben kolejlerde okuduk. Fransız kolejinde okutması bana kattığı en değerli şeydir. Babama dair hep aklımda elinde dolu filelerle balık pazarından yürüyüşü var. Eli hiç boş gelmezdi eve. Eşimde de o özelliği aramışımdır hep. Onun dışında babamdan bir özellik aramadım. Benim hayattaki rol modelim annem Güldane. Annem çok yol yordam bilen bir kadındı Allah gani gani rahmet eylesin.

Annenizi kaç yaşında kaybettiniz?

Çok erken kaybettim. Annem öldüğünde 48 yaşındaydı; beyin kanaması geçirdi ve sekiz sene yatalak kaldı. O süreç çok zor geçti. Sekiz sene tek başıma baktım. Bir insanın çekebileceği her şeyi çekti. Hiç hareket etmeden yaşadı. Ama çocuk gibi oldu. Çocuğum gibi ona baktım ve onu çocuğum gibi sevdim. O dayakçı adam, babam bile çok iyi baktı, nazik davrandı o dönemler anneme. Annem ve babamın arasında çok yaş farkı vardı. Babamı da kanserden 70 yaşında kaybettim.

oya-aydogan-003.jpg

GURUR’U SERBEST BIRAKTIM

Annenizi rol model gördünüz. Peki, siz nasıl bir annesiniz?

Annem daha sert bir kadındı; ben daha yumuşak bir anneyim. Oğlum Gurur’u çok serbest bıraktım. Annem daha disiplinliydi. Okul çıkışlarında almaya gelirdi.Setlerde sürekli yanımdaydı.

Annenizin oyuncu olmanızda çok katkısı ve desteği var değil mi?

Annemin desteği olmasa oyuncu olmazdım. Tabii dayılarımın ve abimin yurtdışında olması da işimizi kolaylaştırdı. Onlar burada olsaydı oyuncu olamazdım. Benim deli bir abim vardı; şimdi seninle gurur duyuyorum diyor ama o dönem Türkiye’de olsa hayatta izin vermezdi.

Dizi ve program sunucuğuna atılan Oya Aydoğan, başarılar yelken açıyordu. HT Hayat'ta verdiği bir röportajda söyle demişti;

-Sizin için Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi erkek ve kadın oyuncusu kim?

Gelmiş geçmiş en iyi oyuncu, yeri doldurulamayacak isim kesinlikle Yılmaz Güney’dir. Çok erken öldü. Eğer o yaşasaydı Türk sinemasını dünyaya tanıtan isim olacaktı. Ama en iyi çift diye soruyorsan Türkan Şoray ve Kadir İnanır’dır.

8 Mayıs 2016'da aort damarı yırtılması sebebiyle hastaneye kaldırıldı. 12 saat süren ameliyat sonrası yoğun bakıma alındı. 15 Mayıs 2016'da tedavi gördüğü İstanbul'da 59 yaşında hayatını kaybetti. 16 Mayıs 2016'da, vasiyeti üzerine Ulus Mezarlığına defnedildi. 

Türk Sinemasına kısa zamanda güzel eserlerde yer alan oyuncuya allahtan rahmet dilerim. Birinci haftası dolarken, unutmamak dileğiyle...

oya-aydogan.jpg

Bu yazı toplam 1941 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim