• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -7 °C
  • İstanbul 2 °C
  • İzmir 4 °C

İ'HİNK DE OOOLLDU!!!

Murat Akyol

Allah’ım… Yüce Rabbim… Hikmetine sual olunmaz, yaptığına karşı çıkılmaz ama bu kadar çeşit, bu kadar tip, bu kadar tuhaf adamı sen nasıl da bir arada yarattın?... Hadi madem yarattın, ortalama olarak çoğunluğu niye bizim bu tarafa düştü bu adamların?... Yolda, sokakta, dolmuşta, ya da herhangi bir yerde; dumura uğramaktan, olan bitene sebep şaşkınlıklardan biz artık kendimizi toparlayamaz olduk! Çözemiyoruz artık kolay kolay, ne bazı olmayacak olayları, ne de bu olayların içindeki yukarıdaki “başlık” gibi anlaşılamaz uzaylı cümleleri?

Rafet abi, Giresun’un Çıtlakkale Mahallesinin gülüdür. Adına kısaca “Mavibaş” denen dolmuş durağının da hem sembolü, hem de en kıdemli şoförüdür… Yalnız, ne hikmettir bilinmez kendisine “Ördek” lakabı uygun görülmüştür ahali tarafından. Fakat gayet paytak şahsa münhasır yürüyüşü, hal ve hareketleri ile peltek konuşmasından alıyor bence bu lakabı, Ördek Rafet.             

Çok yıllar önce, hangi aklı evvel akıl ettiyse dolmuşlara telsiz takılmaya başlandıydı, memlekette… İşte ne bileyim işte; yollardaki yolcu durumu, trafik uygulaması var mı-yok mu gibi sebeplerle şoförler aralarında haberleşsinler diye galiba?... Yani bir tür koordinasyon için. Fakat bu uygulamaya ilk başlandığında kimse bilemedi ki, telsiz denen o aletin Ördek Rafet görev başındayken bir kahkaha makinesine dönüşeceğini? O zamanlar bağlı olduğu duraktaki Otuz’dan fazla her bir araç şoförünün işi gücü bırakıp Rafet’i telsizle taciz edeceğini?... Kimse bilemezdi ki, minibüsünde her defasında taşıdığı bütün yolcuların tek perdelik ama uzun ama kısa mesafe, üstelik bedava, bir dolmuş parasına muazzam bir tiyatro izleyeceğini?...             

Hem de ne tiyatro?... İzleyelim.

                                                                                 *          *          *

Memlekete karın çok yağdığı epey yıllar önceki, soğuk bir kış günü… Her yer kar, her yer buz. Rafet aracıyla zor ve meşakkatli yollarda, sefer halinde. Şehrin bir ucundan diğerine ulaştırması gereken çok sevdiği yolcularıyla yol alıyor. Tatlı dili ve hoş sohbetiyle de, buzun üstünde bile olsalar gayet keyifli bir yolculuktur sürüp gidiyor. Yolculardan onu iyi tanıyanlar ve samimi olanlar kendisine takılıyorlar bir yandan. Şu anda, sahilde düz yollardalar. Fakat ona sadece aracının içindekiler takılsa, şakalaşsa iyiydi? Az sonra Rafet’in duraktan yola çıkmasını fırsat bilen diğer arkadaşları da telsizden bu olaya ortak olacaklar. Hem de ışığı ömründe yeni görmüş, üzerine atlayacak kelebekler misali! Rafet’i yola çıkışının hemen ardından, ilk olarak az önce ayrıldığı ana duraktaki “merkez” arıyor.

- Merkezden 018’e. Merkezden 18’e?..

…………… (Sessizlik)

-018?..

-Burası merkez, cevap ver 018?

-Ördek Rafet cevap versene!..

-Ördeeeek?..             

(Bu çağrılara daha fazla kayıtsız kalamayan Rafet)

-Dinley dinley, 018 dinley… Ama meykez, sizin yüzünüzden paya üstleyini hep yanlış veya fazla fazla veyiyoyum şu anda yaa?..

-Merkezden 018’e… 018 Ördek, hayırlı ve bol kazançlı yolculuklar dileriz.  Yalnız dikkat, yoğun kar yağışı devam ediyor!

- Meykez cevap veyiyoyum, şağolun şağolun şijede ama kay başımıza yağmıyoy! Ayabamın üstü kapalı.              

(İşte tamda burada ilk kahkaha tufanı koptu bile)

                                                                                  *          *          *              

İki tane durak… Otuz’dan fazla telsizli araç, bu konuşmayla bir komedinin başladığını aslında çok iyi biliyor. Yolcularda durumu anladı. Ardından herkes sustu, olacakları bekliyor. Bu arada diğer şoförlerde atlıyorlar hengameye hemen… Nasıl olsa telsiz her araçta var ya, ellerinin altında?

-Rafet bey, aşırı kar yağışı ve buzlanma var! Lastikleriniz yeni mi yada kar lastiğimi?

-Yeni yeni!... Soyacak başka bişi bulamadın mı? Yok, kuş lastiği benim ayabamdakiley? Köy-topal gidiyoyuz işte!          

Rafet sinirlenmeye başlamıştır artık, bu yüksek ilgi ve alaka sebebiyle… Bunun ilk sinyallerdir bu cümle.

-E, peki Rafet bey, buzlu yolda neden zincir kullanmıyorsunuz öyleyse? Bu trafik kanunlarına göre suç değil mi?

-Beyefendi, ben zinciyi laştiğe takmam, boynuma takayım!... Usta şöföyde daha şık duyuyoy?

(Rafet dahil, o araçta bulunan herkeste kahkahalar!)

-Yanlış anlama abi, senin iyiliğin için söylediydim?

-İyilik yapacaksan git kendine yap da, evlen?... Dedemin yaşına geldin!

(Gülüşmeler ve kahkahalara devam… Hatta, gülme krizlerine. Yolcular artık aşırı gülmekten kaynaklı hayati risk sebebiyle, nefes alabilmek için birbirlerinin sırtlarına vurmaya başladılar!)            

Bu arada bazı şoförler de daha bir ciddi ve kibar takılıyorlar Rafet’e telsizle… Yolcu olan herkes bizi dinliyor kaygısıyla.

-Rafet bey, aracınızı lütfen yavaş sürünüz. Zira yerler buz! Kaza falan yapmayın inşallah?

                                                                                *          *          *  

Bütün bunlar olup biterken, düzlük yollar ve şehrin içinde tırmanılması gereken hafif yokuşlar bitmiş, çok sert bir inişten önce olan son düzlüğe gelinmiştir. Hemen bütün araçlarda telsiz sayesinde kopan curcuna ve komedi buna benzer çeşit çeşit diyaloglarla bir türlü bitmemektedir. Cümle yolcular, yolculuklarına midelerini tutarak ve gülme nöbetleri eşliğinde devam etmektedir. Eski püskü lastiklerle ve eski püskü Magirus'uyla ve de üstelik zincirsiz yola devam eden usta sürücü Ördek Rafet, o son düzlükte, son anonsunu da yapar. O ana kadar her şey yolunda ve akışında gitmiştir.

-Meykez, meykez?... 018, Şahin Tepesinde! Az sonya Yeniyol’a doğyu inişe geçiyoyum.

(Sanki, uçağını piste indirmek için kuleden izin isteyen bir uçak pilotu da, bizim Rafet?... Olağanüstü bir durumu bildirirmiş gibi?)          

Rafet dik yokuştan aşağıya inmek üzereyken bir kazaya mahal vermemek için telsizi elinden bırakmıştır. Dikkatinin dağılmaması içinde, artık gelen hiçbir çağrıya cevap vermemektedir. Fakat o esnada, ona ulaşamayan ve bu muhabbetten geride kalan bir arkadaşının telsizde, “sağır duymaz, uydurur” lafında olduğu gibi “Rafet Yeniyol’a indi mi?” sorusunu, “Rafet yeni bir arabaya bindirdi!” olarak anlayıp bunu anons etmesiyle kopar esas kızılca kıyamet!... Herkes birden, aynı anda onu arar bu kez. Bu durumu haber alan bütün şoförler asılırlar mandallara… Sonrada dalganın biri bin para.

-Rafeeeet?..

-Ördeeeek?

-Ördek Rafeeet?

-018!..

-Öyydeeeek ?

-Rafet Kaptaaan?

-Ördek orda mısın?

-Ördek kazamı yaptın?             

Bunca ısrara, Rafet daha fazla dayanamaz. Yeniden çıkar ortaya. Tamda rampa aşağı inişin orta belinde, artık o da basar mandala;

-018 dinley dinley?...

-……………  (Bir an sessizlik)

-Ördek dikkatli sür şu dolmuşu, orası buzlu! Kaza maza yapma bari?

-Heykes kendi işine baksın aykadaşlay, güneş yağsı süymüyoz buyda, ayaba süyüyoz? İyisini bilen vaysa, gelsin kendi süysün!

-Ördek aman dikkat!

-Rafet bak da, radara düşme?..

(Sanki buzda 120 km. sürat yapıyor Rafet, zaten milim milim ilerliyor.)             

Veee, Rafet’ten son ama en öldürücü anonslar, sanki aklı başına yeni geldi?

-Aytık beni meşgul etmeyiniz lütfen, hey an kaza yapabiliyim?

(Bu arada araç kontrolden çıktıııı… Eyvah! Kayıyor!)

-Yapabiliyim..

-Yapabiliyim..

-Yap!...

(Okkalı bir; “güüüüüüüümmm!” sesi… Ve dolmuşta olanların kulakları çınlatacak derecedeki kahkahaları eşliğinde Ördek Rafet’in son incisi:)

-İ’hink de oldu!!!... Şimdi sevindiniz mi?

Bu yazı toplam 1250 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim