• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 7 °C
  • İzmir 9 °C

IŞİD, Kürt Baharı'na Zemin Hazırlıyor !

Mustafa Furkan Yılmaz

II. Habur Vakası…

-19 Ekim 2009 günü  “milli barış elçimiz Sayın Öcalan’ın” çağrısıyla Kuzey Irak’taki Mahmur Kampı’ndan gelen 34 kişi, Türkiye’ye davul- zurnalar eşliğinde giriş yapıp teslim olmuştu. Bu hadise de Türk halkının vicdanını derin şekilde yaralamış ve Türk siyasi literatürüne “Habur Vakası / Tren Kazası” olarak girmişti.

-Bugünlerde de Kuzey Irak’tan (Habur üzerinden) gelip Ayn-el Arap’a (Kobane) savaşmak için giden Peşmergeler, araçlarının üstünde kendilerine sempati duyup karşılamaya gelen bölge halkını coşkuyla selamlayarak şov yaptılar.“Biji Serok Obama” sloganları eşliğinde, havai fişek gösterileri ve halaylarla oynadılar. Yetmedi peşmergelerin Suruç’ta kaldıkları süre boyunca yedikleri - içtikleri Kaymakamlıkça ödendi, araçlarına aldıkları 4000 litre benzinlerini Kaymakamlık karşıladı ve istirahat ettikleri oteller Kaymakamlıkça özenle seçilip, her zaman bölge halkının taşladığı Türk Polisi, kendilerini özenle korudu. İlk Habur Vakası’nın üzerinden henüz 5 yıl geçtiği halde, Yeni Türkiye sloganları atan devletin -açılımcı kadrosunun- hala ders almadığını gösteren bu elim olay, Türk milletinin yorgun düşmüş vicdanına ve tarihe II.Habur vakası olarak geçti.

Bir Tarafta Güvensizlik, Diğer Tarafta Özgüven Patlaması…

Bu yeni Habur vakasının devlet itibarına vurduğu darbeyi açılımcılar anlamamaya inat ededursun, bizler PKK’nın eskiden sadece kırsalda - dağda olan hâkimiyetinin şimdilerde iyiden iyiye şehirlere yayıldığını onların demirden perde inmiş gözlerine yaza yaza sokamadık. Askerleri hiçbir savaş kitabında yazmayan ve yazmayacak bir alçaklıkla güpegündüz arkalarından vuran örgüt, yaşadığı özgüven patlamasının hesabını bu milletin sabrının da bir sonu olduğunu gördüğünde tastamam anlayacaktır. HDP denen örgüt uzantısı güruh ve onun eş-lideri Demirtaş ise tarafsızmış görüntüsü verip faydasız açıklamalar yaparak hedef şaşırtmakta, dökülen kanların sorumluluğunu kendi siyasi ikbaline vurulan darbe olarak nitelendirip Firavunlaşmış şahsiyetini gözlerimizin ta içine fütursuzca sokmaktadır.

Bir taraftan Türk halkının yıkılan özgüveni, diğer taraftan PKK’nın ve uzantısı partinin özgüven patlaması… Ne acı…

El sallayan birkaç çapulcu peşmergeye sevgi gösterisi işte tam bu özgüven patlamasını anlatırken, kafasına arkadan sıkılan astsubayına için için ağlayıp yüreği yanan Türk halkının duyarsızlaşması da devletine karşı güvensizliğini gösteriyor.

1 Kasım Dünya Kobane Günü !

 KCK’nın 1 Kasım Kobane için beklenen çağrısı “Kürdistan'ın dört parçasındaki ve yurtdışındaki halkımızı bu tarihi günde dostlarıyla birlikte Kürt düşmanı politika geliştiren TC sömürgeciliği ve DAIŞ (IŞİD) faşizmine karşı mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz” şeklinde oldu.

-          İşte Kobani direnişinin anlamı PKK/KCK tarafınca özgüven patlamasının zirveye ulaştığı noktada, artık durdurulamayacağına inandıkları “devletleşme adımlarının fiilî ilk sembolü.”

-          Kobane Direnişi bir simge. Bu simgenin amacı ise dünyadaki tüm Kürtlerin bir çağrıyla toplanıp birlik olabileceğinin ispatlanabilirliği.

 Ve KCK / PKK örgütü, başta Irak ve Amerika kaynaklı dış cesaretlendirmeler ile Çözüm Süreci boyunca içeride biriktirdiği enerji ve teşkilatlanma gücü sayesinde artık kendisini Türkiye’de büyük bir iç savaşa ve ayaklanmaya hazır hissediyor. Arap Baharı benzeri bir Kürt Baharı'nı Türkiye'ye taşımayı hedeflediğinin defalarca deklare eden PKK'nın bu hedefinin yeni olmadığını, süreçten önceki hedefi olduğunu da hatırlamamız gerekiyor.

Birden Başbakan başdanışmanlığına terfi eden Etyen Mahcupyan bile PKK için “Meşruiyet kazanma yolunda mesafe aldılar. Bölgede güçlerini pekiştirdiler. Öyle ki kamu düzeni bölgeden şu anda devletin değil PKK'nın elinde. Başbakan bu yüzden kamu düzenine vurgu yapıyor.” diyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da Kobane için “Çözüm Süreci'ne en buyuk saldırı Kobani bahanesiyle oldu derken aslında herşeyin geldiği noktayı özetliyor.”

Kukla IŞİD ve BATI’ya Kazandırdıkları.

Türkiye Kobane bahanesi ile içerde yaşadığı tüm bu sıkıntıların yanında bir yandan da Batı’nın IŞİD kozuyla kullandığı sistematik baskılarla mücadele içinde.

Peki IŞİD ortaya çıktı çıkalı kim ne kazandı ?

1-       IŞİD’e katılımların yüzde 80’i AVRUPA’dan. Yani IŞİD sayesinde Avrupa, kendi içindeki radikal, terör meyillisi Müslümanları Irak- Suriye hattına göndererek sokaklarını kendisi için tehlike oluşturan radikallerden temizliyor.

2-       Avrupa ve Amerika, IŞİD’i desteklediği iftirasını atarak bir yandan Türkiye’yi zor durumda bırakırken diğer yandan IŞİD'e karşı mücadelede PKK’nın Batı’nın son umudu olduğunu öne sürerek de PKK’nın uzun vadede meşrulaşmasına yönelik ilk adımlarını atıyor.

3-      Kobane’de bir insanlık trajedisi var denilerek oraya takviye Kürt güçleri gönderilirken aslında PKK – PYD – Peşmerge gibi kavramlar kasıtlı olarak birbirine karıştırılıp terör örgütlerinin meşrulaştırılmasına bir adım daha atılmış olunuyor. Örneğin Suruç’ta hastanede yakalanan sözde üst düzey PKK’lı bir terörist ben PKK’lı değil PYD’liyim diyerek kendini temize çıkarmaya çalışıyor.

4-      Hükümet bir yandan tezkere geçirirken diğer yandan Anayasanın ilgili 92. Maddesinde yer alan  Milletlerarası hukukun meşru saydığı hallerde savaş hali ilanına ve Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller dışında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir.” ifadesine aykırı davranıp anayasal suç işliyor. Zira Peşmerge bir ülkenin silahlı kuvveti değil ve de Türkiye'de bulunmak için gelmiyor, Türkiye üzerinden bir başka ülkeye gidiyor. Tezkerede kesinlikle böyle bir yetki de yok ve verilen iznin tezkereyle ilgisi de bulunmuyor.

5-   Avrupa’dan ilk olarak İspanya 2004 yılında IRAK koalisyon gücünden tamamen çekilmişti.  Ardından başlayan dağılmada, Danimarka 2007 yılında, İngiltere 2011 yılında ve en son da Amerika 2012 yılında Irak’tan askerlerini tamamen çekmişti. IŞİD sayesinde Avrupa ve Amerika, çekildiği IRAK’a tekrar asker gönderebilme bahanesini de eline geçirmiş oldu. 

6-  IŞİD ortaya çıkalı, Batı Suriye’de Beşar ESED’le tekrar masaya oturmayı zikrediyor ve İRAN - RUSYA - ÇİN üçlüsünün isteyip Türkiye’nin kesinlikle istemediği Suriye için ESED’li çözüm planı ortadan kalkmışken tekrar canlanıyor.

7-  Sürekli PKK ile savaşıyor gösterildiği ve içinde “İslam” kelimesi de geçtiği için Türk Milletinin IŞİD’e gizli bir sempati duymasına zemin açılmış olunuyor.

 

Anlaşılan o ki IŞİD belâsı çıkalı Türkiye bu karmaşık savaşta ne yapacağını bilemiyor ve siyaseten yalpalıyor. Dış politika uzmanı Sn.Başbakan Davutoğlu’nun dışarda ve içerde çok cephede savaş yerine artık cephe azaltmak yoluna gitmesi gerekiyor. Ve Hükümetin, bölgede kaybolan devlet otoritesini yeniden sağlamak üzere -sert güç kullanmanın zeminini hazırlamaya yönelik olarak- öncelikle iç politikada açılıma derhal son verip, yumuşak güç kullanmaya başlaması ve daha fazla geç olmadan yaklaşan Kürt Baharı'na müdâhele etmesi gerekiyor.

Bu yazı toplam 2804 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim