• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 6 °C
  • İzmir 4 °C

K.V. ve Müzeler G. Mdr. ile Kayseri Valisi Düzgün'e kırgınlığım kalmadı

Oğuz Güler
Kültür varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Kayseri Valisi Orhan Düzgün'e kırgınlığım kalmadı...
 
29 Ekim 2012 günü Anayurt gazetesi ve Başkent post sitesinde "Kültür Bakanlığından Açıklama Var" yazımdaki yanıltılmamdan dolayı haklı olarak Enver Sağır beyi mağdur ettiğimi anladığım için dostlarımı üzdüğümü anladım. Sanırım  Ocak 2015 gibi ....... gazetesinde Ak partiden tekrar seçime girmezsem Ekonomi ve Güncel yazılarım devam edecek... Bu çerçeve de gazete disiplini olmadan yani satır ve sütun kısıtlaması olmadan ve her dakika yazma özgürlüğündeki "Haberler Ankara" sitesinde yazmaya devam ediyorum. Bu yüzden "Düzeltme" yazımı Haberler Ankara sitesinde okuyorsunuz. Zaten gazetedeki yazım ilk satırdaki tırnak içi başlığı yazsanız da ERÖR vermekte yani o tarihteki yazıya Başkent post sitesi dışında ulaşılamadığı için ulusal arama motoru olarak ulaşılabilen Haberler Ankara'da yayınlıyorum. Bu arada basında elbet yazmayı bırakamam ve ayrılamayacağım için MOS medya icra kurulu başkanlığı ve Talat Atilla'nın başkanı olduğu İnternet Medyası Federasyonundaki görevim devam etmekte. Toprak TV'yi geri aldığımızdan icra kurulu başkanı olduğum televizyonu 1 Haziran 2015 te tekrar yayına gireceğiz, bu vesile ile bu haberleri ilk buradan açıklamış oluyorum.
 
Gelelim esas meseleye; Müzeler genel müdürlüğünde "sol" ne demek yaşadık gördük. Avanta veya lavanta vermediğimiz için (ses kayıtları İstemihan Talay'a dinletince işler karışmış daha da sorun artmıştı, arzu edene hem o ses kayıtlarını hem de 2 saatlik TV kayıtlarını dinletebilirim) solun gazabına uğramıştım. Bu yüzden 3 yıldır bir karar aldım; sağcı olsun da çamurdan olsun diye hiç bir sağcı bürokrata artık mecbur kalmadıkça aleyhine yazmıyorum. Bundan en çok müzeler genel müdürlüğü nasipleniyor desem yeridir. Bu çerçeve de 29 ekim yazımda eski bakanın danışmanı Ahmet bey denen zevat yalan yanlışhatta olmayan olgularla göya mağduriyetimi onlar yapmış yaklaşımı ile beni sağcılara düşman etmek istemişti ama yinede Enver beyi Ahmet beyin gazı da olsa teftişe ve mahkemeye vermemiştim. Bakan Ertuğrul bey beni alel-acele beklediği Cumartesi görüşmemizde çok gergindi ve "F... konusunu lütfen bir daha yazma senin konunu söz halledeceğim" konusu ve o diyalogları yazmıştım o ara düzeltme bile yapmamış, F... konusunu belkide kabullenmişti. Elbette Ga... demeyeceğim o danışmama müs.... zevat Enver Sağır bey senin defterindeki sahtecilik konusunda ceza almasından dolayı 5 yıl kıdem alamıyor ve bundan sonra müdür olamaz. Sende onun üzerine git dese de daha önce yapmadığımı dostuma zaten yine yapamazdım yapmadım da ama müdür olamadığını söyleminin şimdi asılsızlığı anlaşıldığına göre bu bakanlıktaki solcular gezi solcularının mezhepçilerin den bile ha... olduklarını ispatladılar desem mi demesem mi düşünüyorum. 
 
O yazımda Ertuğrul beyin artık bakan kalamayacağı ve Ahmet beyi beni aramasını yazmışım o yazıyı kısaca hatırlatayım ki konu daha net anlaşılsın; Kısaca mealen "2-3 bakanla birlikte Kültür bakanı Ertuğrul Günay’ın da bakanlıkta kalamayacağını yazmıştım. Aynı gün 9.20’de bakan danışmanı Ahmet bey aradı ve görüşmede bana sitem ederek yazımı eleştirip, yazdıklarımın doğru olmadığını izah etmeye çalıştı. Yarım saatlik konuşma ile bir sürtüşmem olduğu için bunlar oldu galiba dediği için bakanın “Yalan, sahte evrak ve iftiralar konusunda” bana yardımcı olma sözü verdi ama bu sözü tutmadığını halde yazma gerekçemin bu olmadığını” örnekleri ile belirttim. Bu yazı şahsi değil, böyle olsa belgelerle (Türsab’dan kurullara atananlar, Restorasyon alanların ayrılıkçılar, vs. vs) bakana daha ağır yazılar yazardım oysa diğer bakanları ismen niye yazdıysam aynı gerekçe ile onu da yazdığımı söyledim. Bu arada bana yapılan haksızlıkları anlatınca şaşırıp “bu söyledikleriniz olamaz çünkü ben bu bakanlıkta, il kültür müdürlüğünden gelmeyim ve bakanlığın elemanlarının defterimle oynayıp sahta evraklar düzenlemesinin ağır bir itham deyip anlattıklarınız olamaz, inanamıyorum” diyerek “biraz sonra bağlı olduğunuz müzeyi arayıp belgeleri isteyeceğim ve dedikleriniz doğru ise tüm bu sorunları bir rapora bağlayıp mağduriyetiniz konusunda bakan nezdinde size kesin yardımcı olacağım” dedi ve ertesi gün 9.15’de buluştuk"  İşte bu buluşma ile yine bakanlıkta yalan ve entrikalar başlamış oldu..
 
Evet sayın Kayseri valimiz Orhan Düzgün... hatırlarmısınız o zamanki bakanımız ve sizin önünüzü açan, hala çok sevdiğim dürüst insan Atilla KOÇ size Oğuz bey ile bir toplantı yapın ve o toplantıya elinizdeki belgeler ile müzedeki defteri getirip Oğuz beyin iddiaları doğru ise konuyu bir çözüme ulaştırın demişti. Sizin bu günlere ulaşmanızı sağlayan o kişiyi ve beni de ne duruma düşündüğünüzü akşam yatınca muhasebe etmenizi öneririm. Olanları o dönem köşemde yazmıştım ama yinede hatırlatayım müzedeki defterimin gelmediği o genişletilmiş toplantı sizin talimatınızla yapılmıştı ama evraklarımın tahrif edilme ispat şansını bulamamıştım. Dilekçelerime de cevap vermeyen egoist bir müdür vardı ve kimsenin ona gücü o ara yetmiyordu.Orhan bey sizi hala severim ve insani yönünüz gerçekten çok iyi ve kimse size akçeli, kamuda şaibeli işler yaptı diyemez. Ama o ara içeriden bir personelinizin bana aktardığı olguları yazmamam gerekirken sizin ilk yazdığım olguyu savcılığa götürmediğiniz için elbet söylenen doğru o yüzden mahkemeye gidemedi diye üzerinize vardım çünkü personelinizin sizi benim konuda yanlış yönlendirmesi ve belgeleri getirin ben bakayım dememeniz yüzünden ben de sizden gereksiz yere intikam alıyordum ama bunu yapmamak lazımmış. Ama doğru işimi menfaatçi gurup haksızlığa vardırıyorsa yapacak bir yolum kalmamıştı. Ancak sorarsanız artık ben haklılığımı mahkemenin "karar düzeltme" aşamasının bitiminde belge sunsam da zamanında savunmamı yapamadığımdan mahkemeyi kaybettim. Ancak arkadaşlar eşime Kolleksiyon belgesi verelim dese de elimi ayağımı müzeye eser vermekten çektiğimden kabul etmedim. Hangi ülkede eliyle müzeye eser götüren cezalandırılır bunu biri bana izah etse de haddimi bilsem. Bana madalya vereceğinize içerideki menfaatçi ekibin iftiraları dikkate alınması elbet yanlıştı. Kim çıkıp şu iş nedir demedi, bunu sormadan yargısız infaz hiç hoş değil.Tanrı bile bir ömür beklemeden kimseye sen cehendemliksin demiyor. 
 
Bu ülkenin müzelerine ben değil mafyanın eser satması daha isabetli diye düşünüyorum, aksi doğruysa ispatlayın. Bir devlet kuruluşu ki iç yapısında sahte evrak düzenleyen ve her çeşit müzesini soyanlar varsa söyleyecek laf olmasa gerek. Şunu da biliyorsunuz ki "personelin çaldığı kanatlı denizatının" yakalanması ile bir ilk örnek olması açısından yasal ve sizin yanınızda alel-acele cümle düşüklüğü ile yazdığım o dilekçenin amacını siz biliyordunuz ve aylarca beni dinletmemeliydiniz. Bu çerçevede teşvik ödülü verilmesine gecikmeli cevap verilmesi beni takibe aldırma yüzünden olduğunun belgeleri elimde ve bunu kim yaptırdıysa ona hakkımı helal etmiyorum. Bunu özellikle kurumun başı olarak sizin helal süt emdiğiniz hasebiyle yüksek vicdanınıza bırakıyorum... Ama sizde şunu bilmelisiniz ki birini başka bir yerden alıp yanınızda çalıştırmanız ve mahkemeye yönelmemeniz yazdıklarımızın doğruluğu kanısı oluşmasına sebep olduğundan ben de kendimce hakkımı vermeyenler yüzünden haklıydım ve bakın haklıda çıktım. Siz şimdi Etnoğrafya müdürü Yücel beyi arayın evrakımda ki sahteciliği ona sorun. Kaldı ki sizin zamanınızda yardımcınız giriş kapısına resmimi astırmasının hakkını kime helal edeceğim.Size mi yapana mı veya orası kimin çiftliği bu ne denli amatörlük diye yardımcınıza sordunuz mu? Kaldı ki o kişi şimdi genel müdür ve sağcı diye helallik dışında olanları unuttum bile, hatta başarılı olmasını dilemekteyim...Geciken adalet adalet değildir ve inanın siz ne kadar iyi insan olsanız da üzerinizde kamu hakkımı vermeyenlere itibar ettiğinizden kul hakkımı belki karşı karşıya gelirsek yeniden değerlendireceğim. İnşallah merkeze alınmazsınız ve dürüst insan olduğunuzdan göreve devam ediniz ki Ankara'da helalleşmeyelim. O dönem bana yapılan haksızlığı müdürümüzün ifadesi ile müzedeki defter sahteciliğini saklamışlar ben o dönem müdür olsaydım işi müzede hallederdim diyorsa siz hep yanınızda ki sahtekar personelinize inandınız ve kolay işimin çözümü yüzünden sizde gereksiz yere yıprandınız. Neyse sizin sağ tandaslı olmanız yüzünden daha sonra bazı olgular tarafıma ulaşsa da artılarınızın fazlalığı yüzünden gaza  gelmedim ve itibar edip kaleme sarılmadım.Bu yüzden sizinle helalleşmeyi zamana bıraktım, şimdi personeliniz de benle ilgili sahtecilik yok diyebilir misiniz? Yani o dönem olası denen sahteciliği ikaz etsem de bir baş olarak çözemediniz ve haklı çıktım. Şimdi inançlı insan ve helal süt emdiğinize göre kul hakkı konusunda siz ve Enver beye şimdi ne yapabilirsiniz? Sayın valim size kargo ile sahteciliğin belgelerini yollayayım da belki Kayseri'ye gelmeyi planladığım bir dönem randevu verirseniz inançlı insan olduğunuzdan "benim üzerime varmakla haklıymışsınız beni yanılttılar" derseniz hakkımı o zaman helal edebilirim... 
Bu yazı toplam 490 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim