• BIST 109.666
  • Altın 156,804
  • Dolar 3,8860
  • Euro 4,5765
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 15 °C
  • İzmir 13 °C

KADIN, KADIN OLALI...

Tolga Ziyagil

Atatürk 5 Aralık 1934'te Türkiye'de, dünyayı sarsan bir adım attı. Ülkenin gidişatını göz önünde bulunduran Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ülkenin her alanda ilerlemesini daha da hızlandırmak, kadının da erkekten bir eksikliğinin olmadığını vurgulamak ve dünyaya kadın erkek eşitliğini göstermek adına, kadına seçme ve seçilme hakkını verdi. Öyle ki, dünya basınında geniş yankılar bulan haber, birçok ülkedeki kadınları da kıskandırmış oldu. Çağdaş seviyeye doğru hızlı bir giriş yapan Türkiye ise, artık daha fazla iş gücüne, daha fazla düşünen beyine, daha etkin bir millete iyeydi (sahipti). O dönemden sonra kadınlar artık erkeklerin yanında yer almış ve okuma oranı da oldukça yükselmişti. Böyle giderse Türkiye, dünyada herkesçe ulaşılmak istenen bir ülke seviyesine çıkacaktı. Kısa sürede açılan üretimevleri, okullar sayesinde artık fitili ateşlenmiş bir ülkeydik.

Gel gör ki, Atatürk'ün vefatından sonra her ne kadar kadınların seçme ve seçilme hakkı elinden alınmamış olsa da, yavaş yavaş geriye atılmaya başlanmıştı. Yine erkek egemen bir düzene doğru geçiliyordu. Bunda dış ülkelerin de parmağı vardı kuşkusuz. Büyüyen gelişen bir Türkiye onları hep korkutacaktı. Gün gelecek bizim yaptırımlarımıza maruz kalacaklarından, git gide endişelenmeye başlamışlardı. Dolayısıyla kendi gelişimlerine de hız verdiler ve büyük bir yarış başlamış oldu. Tüm dünyada inanılmaz değişimler oluyordu. Her alanda kadınlar kullanılır oldu. Çünkü kadın ayrıntıcı, eksikleri çabuk gören, iyileştirme süreçlerinde önemli görevleri olan, hem ailede hem iş yaşamında bir düzen kurabilendi. 3 boyutlu düşünme becerisi, mühendislik zekası, tıp alanında ilerlemede bg. alanlarda artık kadınla da karşılaşıyoruz. Kadın ve erkek arasında bir ayrım vardı. Bu daha çok fiziksel bir güce, katı bir görüşe iye olmada ortaya çıkıyor. Yani bazı işlerde kadın yetenekliyken, bazılarında erkekler yetkindi. Kaldı ki bu da bilimsel araştırmalar sonucu ortaya çıkan bir sonuç. Diğer bir anlamda kadın çevreyi güzelleştirirken, erkek çevrenin korunmasından sorumluydu. Zaten ailede de böyle değil midir?

Ne yazık ki günümüze gelindiğinde o sürevde başlayan kadının yükselişi, yeterli seviyeye ulaşamamış olarak karşımıza çıkıyor. Buna rağmen zorluklara göğüs geren kadınlarımızın başarıları her geçen gün sanattan spora, modadan yazarlığa, müzikten bilim dünyasına kadar artmaya sürek (devam) ediyor. Bir açıdan bu yavaş ilerleme kadından da kaynaklanıyor. Ona dayatılan arap ekini (kültür) yüzünden kendini daha az değerli görmeye başlamış ve güveni azalmıştır. Kırsal kesimlerde durum açıkça bu şekilde. O yüzden en büyük yatırımları bu bölgelere de taşımakta yarar var. Bilinçlenen bir kadını durduracak pek fazla engel olmayacaktır. Sağınızda solunuzda gördüğünüz başarılı bir kadına herkesin imrendiği açıktır. Neredeyse erkekler bile. Çünkü o kadın artık kendi ayakları üzerinde duran, kendi yaşamını denetleyen bir bireydir. Olması gerektiği gibi. Ancak bu kadınlarımıza daha çok iş düşüyor, o da şöyle ki, gerek kendi kız çocuklarına gerekse etraflarındaki hemcinslerine daha fazla deneyim aktarmaları gerekiyor. Böylece onlar da kendilerine olan güveni yakalayıp, devinime geçecekler ve Türk toplumundaki gerçek yerlerine ulaşmak için fırsat elde etmiş olacaklardır.

Türk'ün geçmişine baktığımızda, hanım sözcüğünün nereden geldiğini anlayabiliriz. Eskiden bildiğiniz üzere bir boyda, toplulukta en yetkili kişilerdir Han'lar. Her şeyi ona danışırlarmış. Han'da eşini yüceltmek adına " ben sizin Han'ınızım, o da beni Han'ım." diyerek, bugün kullandığımız "hanım" sözcüğü ortaya çıkmıştır. Görüldüğü üzere Türk toplumunda ta eskilerden beridir kadınlar baş tacıdır. Önemli konularda danışılan bireylerdir. Evlerde de son söz hanımlarda değil midir zaten? :)

Üzerine konuşulacak, anlatacak çok derin ve geniş bir konudur bu. Bu yüzden sözü fazla uzatmamak adına bitirmek istiyorum. Kadınlarımız, çağdaş ilerlememiz için vazgeçilmezlerdir. Her alanda bir parmaklarının bulunmasını desteklemeliyiz. Onların da sesini kısıp, denileni yapmak yerine, yalnız olmadıklarını bilip, hak ettikleri yere gelmeleri için çabalamaları gerekmektedir. Unutmayın sevgili kadınlar, sizi destekleyen birçok erkek de var artık. Çok sevdiğim bir yazarın dediği gibi, "Her başarılı erkeğin arkasında, yanında, önünde değil, içinde bir kadın vardır." :) Atatürk'ün vermiş olduğu hakkı kimsenin elinizden almasına izin vermeyin. Ben ve benim gibiler de buna izin vermeyecekler. Bilesiniz.

Bu yazı toplam 187 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim