• BIST 117.368
  • Altın 161,742
  • Dolar 3,7819
  • Euro 4,6318
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 6 °C
  • İzmir 7 °C

KÜRESEL KURAKLIK RİSKİ KAPIDA….

Dr. A. Kadir Kıran

Son yıllar ele alındığında bu yıl kurak geçecek gibi görünüyor. Bir ayı geçen sürede yağışın istenilen düzeyde olmaması özellikle kar yağışının olmaması  hububat üretim alanlarını büyük ölçüde etkilemektedir. Bu yağışsız süre uzarsa ekili alanlarda alatav olma riski ile karşı karşıya kalınabilir. Buda önümüzdeki yılın hububat üretimini olumsuz etkileyebilir. Peki bu duruma nasıl gelindi.

2013 sonbaharında Dünya Küresel Isınma Konferansında, bazı bilim adamlarının görüşüne göre küresel ısınma artış hızı, daha önceki tahminlerin altında kaldığından iklim değişikliği ile ilgili önlem alınmasına gerek olmadığı belirtilmişti.  Bu tür yaklaşımlara rağmen genel almanda gelecek yüz yıl içinde küresel sıcaklığın 5-6 C°’den fazla artış gösterebileceği görüşü ağırlık kazanmaktadır. Daha önce pek fazla bilinmeyen açlık, sel felaketleri, tatlı su eksikliği gibi kavramlar söz konusu bu öngörünün habercisi niteliğindedir. Kuraklıkların oluşma sıklığı geçtiğimiz 30 yılda iki kat artmıştır. Bütün bunlar dikkate alındığında biyo yakıtlar başta olmak üzere tüm temiz enerji kaynaklarının devreye sokulup, 2020’lerde sera gazlarının etkisini en aza indirgeyerek, küresel ısınmaya “dur” denmesi hedeflenmektedir. Bu çerçevede hemen her ülke Kyoto protokolü gereği 2020’ler için temiz enerjiyi devreye sokarak, salımı azaltma veya sınırlama yükümlülüğünü kabul etmiş ve “İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planlarını” uygulamaya koymuştur. Örneğin Avrupa Birliği %20 - %30, Avustralya %15 - %25’e, ABD %17, Türkiye %11’lik salım azaltmayı taahhüt etmiştir.

Dünya ekonomisinin sürdürülebilir bir tarımsal üretime gereksinimi vardır. Değişen iklim koşullarında bunun sağlanması bilim adamlarından, gazetecilere, bürokratlara tüm paydaşların sağlıklı bilgilerle donanarak oluşacak görüşleri açıklamaları, politikacı ve ilgili diğer birimlerin kararlarını bu gerçeklere dayanarak vermeleri ile olasıdır.

2030’lara doğru tarım ürünlerinin %35 artması beklenmektedir. Fakat iklim değişikliğinin olumsuzlukları nedeniyle bunun gerçekleşmesine şüphe ile bakılmaktadır. FAO, söz konusu açığı kapatacak artışın % 9’unun yeni arazilerden, %14’ünün yeni agronomik uygulamalardan, % 77’sinin ise verim artışından sağlanabileceğini tahmin etmektedir. Yine aynı kaynaklar göre buğday, mısır ve çeltik için verim düşüşlerinin sırasıyla % 13, 12 ve 23 olacağını, fiyatların da sırasıyla % 75, 90 ve 89 oranında artacağı beklenmektedir. Bu durum karşısında politikacı, bilim adamları ve tüm paydaşlar harekete geçmelidir. Buna göre; iklim değişikliği, Tarım ve Gıda Güvenirliliği Araştırma Programı oluşturulmalıdır. Bu program üç ana başlığa odaklanmıştır. Tarım sistemlerinin yeni teknoloji ve politikalara adaptasyonu; potansiyel üretim ortamlarına, biyotik (kuraklık vs.) ve abiyotik (hastalık vs.) koşullara uygun yeni çeşitlerin geliştirilmesi; amaca yönelik gen kaynaklarının belirlenmesi, korunması ve sürdürülmesidir.

Küresel ısınmada tarımsal üretimin sürdürülebilmesi, değişen koşullara en uygun çeşitlerin belirlenmesi ile olasıdır. Çevre dostu bu çeşitlerin belirlenmesinde öncelikli olarak kurak, tuzlu koşullar, sıcak, soğuk gibi abiyotik koşullara dayanıklılık öne çıkmaktadır. Modern biyoteknolojinin de devreye girmesi ile şimdiden birçok çeşit kullanıma sunulmuştur. Kurağın önem kazandığı Afrika, bu amaca yönelik değişik araştırma modelleri ile adeta dünyaya örnek oluşturuyor. Afrika’nın kurağa dayanıklı arpa çeşidi geliştirme atılımı ise bilim stratejisi açısından bir başka örnektir. Mısır, Tunus ve Cezayir, Kanada Uluslar Arası Kalkınma Araştırma Merkezi işbirliğinde 30 araştırmacı ile her ülke için iki kurağa dayanıklı arpa çeşit geliştirme çalışmalarını başlatmıştır. Mısır’lı araştırıcılar kurağa dayanıklı buğday çeşitlerini tarla koşullarında denemeye başladılar bile. Ülkemizde de öteden beri kuraklığa dayanıklı yada toleranslı çeşitler üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Ancak istenilen hedef sonuçlar şu ana kadar umutlu görülmemektedir.

İklim değişiminden etkilenmeyecek ülke düşünülemez. Küresel ısınma hiçbir kültür bitkisine farklı davranmayacaktır. Artan tüketici tercihleri ve değişen agronomik uygulamalar (ana ürün, ikinci ürün, açık, sera vs.) göz önünde bulundurulduğunda, yarınlar için binlerce yeni çeşitlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çeşitlerin geliştirtmesi için, sürdürülebilir ıslah projeleri planlanıp hazırlanması gerekmektedir. Kuraklığın hüküm sürdüğü şu günlerde; geleceğin planlaması şimdiden yapılmalı ve kuraklığa dayanıklı yeni çeşitleri geliştirme çalışmalarına şimdiden başlanılmalıdır.

Kaynaklar:

[1] http://www.dvice.com/2013-5-20/scientists-say-global-warming-slowing-down

[2] http://blog.milliyet.com.tr/ab-de-biyoyakitlar-konusunda-u-donusu/Blog/?BlogNo=429337

[3] http://ccafs.cgiar.org/

[4] Sn. Nazimi Açıkgöz'ün konu ile ilgili makalesinden alıntılar bulunmaktadır.

Bu yazı toplam 418 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim