• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 11 °C
  • İzmir 22 °C

Müzikal yetenek ve oluşumundaki etkili faktörler

Zanna Bajrami

Müzikal yetenek, müziğin temel taşlarından olan işitme, algılama ve bellek gibi alanlara ilişkin bireyin doğuştan getirdiği gizli güçler olarak tanımlanabilir. Müzikal yetenek, bireysel farklılıkların da etkisi ile her bireyde aynı derecede bulunmamaktadır; ancak her çocuk az veya çok müziğe karşı belli bir ilgi duymaktadır. Çocuğun müziksel özellikleri, genellikle çocukluk döneminin ilk yıllarından itibaren kendini belli etmeye başlar. Bu olgu, çocukta müziksel oluşum, gelişim, değişim ve biçimlenimin erkenden başladığını gösterir (Uçan, 1996). Her çocuk belli bir müziksel eğilim ile dünyaya gelir, ancak tüm çocuklar aynı düzeyde müziğe yetenekli değildir. Doğuştan getirilen bazı özellikler ile algılama düzeyindeki farklılıklar çocuklar arasında bireysel farklılıkları da ortaya çıkarmaktadır. Kimi çocuklar doğuştan absolüt olarak, kimi de amüzi rahatsızlığı ile dünyaya gelirler. MRI (manyetic resonans görüntüleme) cihazı kullanılarak yapılan anatomik bir çalışmada absolüt müzikçilerin beyinlerinin planum temporale kısmında (temporal lob içindeki işitme korteksinin arka kısmı) sol taraf asimetrisi olduğu saptanmıştır. Bu bulgu, absolüt müzikçilerin absolüt olmayanlara oranla daha geniş bir sol planum temporale bölgesine sahip olduklarını göstermiştir. Bu çalışmayı gerçekleştiren bilim adamlarının saptaması, iyi eğitimli absolüt müzikçilerin, sol işitsel korteks içinde müziksel sesleri işlemede farklı bir nöronal sürece sahip oldukları yönündedir (Hirata, ve ark., 1999). Beynin bu kısmındaki planum temporal asimetrisi anne karnındayken bile tespit edilebilmektedir. Bu durum genetik faktörler nedeniyle çocuklarda bireysel farklılıklar olabileceğinin en büyük kanıtıdır. Müziğe yeteneği olduğu belirlenen çocuklar, aynı çevresel faktörlere ve aynı eğitime maruz kalmış olsalar da aralarında bazı farklılıklar gözlemlenmektedir. Her çocuğun müzikal yönden gelişebileceğini varsayan Suzuki metoduyla yetişen çocuklar arasında bile çok iyi düzeyde müzisyen olanlar ile orta düzeyde kalanlar bulunmaktadır.

 

Yetenek sahibi olmanın doğuştan gelen bir özellik olduğu kabul edilirse, müzik yeteneğinin olması ya da olmamasında yine kalıtımın etkisinden bahsedebiliriz. Müzik yeteneğinden yoksun olmak olarak bilinen amüzi rahatsızlığının genlerle olan iliĢkisi pek çok araştırmaya konu olmu ştur. Buradakiasıl problem, müziksel algıyla ilgilidir. Ekonomi nobeli ödüllü Milton Friedman, müziğin başkentinde yaşamış Sigmund Freud, Tıp alanında çalışan Che Gevara gibi dünya çapında tanınmış kişiliklerin amuzi rahatsızlığı bulunmaktaydı. Bu rahatsızlık, müzikal becerilerde ciddi problem ya şamalarına neden olsa da normal hayatlarını etkilememiştir (Peretz,2008).

 

Normal müziksel yetisi olmayan bir insanı, diğer bireylerden ayıran Ģey frekans ayrımlarında iki ezginin aynı ya da farklı olup olmadığını ayırt edememeleri, seslendirmedeki yeteneksizlikleri, tanıdık bir ezgiyi şarkı sözleri olmadan hatırlayamamalarıdır (Ayotte, Peretz and Hayde, 2002). Özetle bu problemlerin özümüziksel içeriğin frekans süreciyle ilgilidir. Müziksel algısı olmayan bireyler frekans yönlerini belirlemede zorluk çekerler. Algısal sistem bir müzik parçasının önemli bölümünü kaçırmamak içinoluşturulan küçük frekans değiĢimlerini analiz etmede etkin değildir. Bu durumun doğuştan olduğu bilinmektedir (Peretz and Hayde, 2003). Müzik algısı olmayan beyinler ölçülebilir sinirsel yapılara sahip değildir. Sinirsel anomaliler manyetik titreşim imgelerinin analiziyle ortaya çıkarlar. Kavramsal amüzi yüz hatırlama rahatsızlığı, dil edinememe rahatsızlıkları gibi sinir gelişimsel rahatsızlıklarda görülür (Behrmann, Avidan, Gao, ve Black, 2007). Örneğin, yüksel gri madde yoğunluğu konuşma ve dil rahatsızlıklarında görüldüğü gibi kavramsal müzik algısı olmayan bireylerde de görülür. Kavramsal ya da genetik rahatsızlıların farklı gen dağılımlarından ötürü ortaya çıktıkları düşünülmektedir (Peretz, 2008). Müziksel frekans süreci açısından bir rahatsızlığın genetik içeriği ikizler üzerinde denenen bir araştırmanın sonuçlarında mevcuttur. Bu testte tek yumurta ikizleri, çift yumurta ikizlerine göre daha benzer sonuçlar göstermişlerdir. Genetik uyum, paylaşılan gen uyumunun, paylaşılan çevreden daha önemli olduğunu ortaya koymuştur (Drayna, Manichaikul, de Lange, Snieder, ve Spector, 2001).

 

Yapılan araştırmalara ek olarak; kavramsal amüzi rahatsızlığı olan ve ses frekanslarını ayırt edemedikleri tespit edilen bu bireylerin konuşmayı öğrenirken düz ve monoton bir yapıda, tonlamalardan yoksun bir konuşma sergilemeleri beklenmektedir. Ancak çocuğun anadilini öğrenirken tonlama ve nüansları da öğrenebildiği görülmektedir. Buradan müziksel rahatsızlıkların uygun çevresel koşullar ve deneyimler sayesinde belli oranda düzeltilebileceği sonucuna varılabilir. Anne ve babadan gelen genlerin müziksel yeteneğin gelişimindeki etkisini birçok örnekte görmek mümkündür. John Lennon 'ın hem ilk evliliğinden olan oğlu Julian Lennon hem de Yoko Ono'dan oğlu Sean Lennon; Amerikan folk müziğinin kült haline gelen ismi Johnny Cash'in çocukları Roseanne Cash ve John Carter Cash; Hint sitar sanatçısı Ravi Shankar’ın kızı Norah Jones; Amerikalı efsanevi caz piyanisti ve vokalisti Nat King Cole 'un kızı Natalie Cole; Bob Marley’in oğlu Ziggy Marley; Julio Iglesias’ın oğlu Enriqe Iglesias; Bob Dylan’ın oğlu Jakob Dylan; Sebastian Bach’ın oğlu Emanuel Bach; Leopold Mozart’ın oğlu Amadeus Mozart ve daha pek çok örnek sayılabilir.

 

Çocukların doğumla beraber getirdikleri özellikler ve yetenekler, belirli dönemlerde ortaya çıkarak anne ve babalara ipuçları verebilmektedir. Genetik faktörlerin etkisiyle müzikal yeteneğe sahip çocukların erken zamanda tespit edilerek uygun müziksel ortamın yaratılması, çocukların müzikal olarak gelişip yetiştirilmesinde çok önemli rol oynamaktadır. Anne-babalar çocuklarındaki farklı yeteneği fark eder ve koşullarını çocuklarına göre yönlendirirse, çocuktaki üstün yetenek gelişir ve kendini gösterir. Aksi takdirde ilgisizlik, hor görülme, baskı görme, yeteneğinin anlaşılmayıp farklı davranış içersinde bulunulması, çocuktaki yeteneği köreltir. Aile, çocuğunun müziğe karşı olan yeteneğinde farklılık gözlemlediğinde; ona destek olmalı, sosyal yaşantılarını, eğitim koşullarını ona göre düzenlemelidir (Malkoç, 2003). Çocukların müzikal gelişimi için yaratılan uygun ortam, yalnızca müzik alanına değil, tüm gelişim alanlarına katkı sağlamaktadır. Bu nedenle müziksel ortamın yaratılması konusunda tereddüte düşülmeksizin, her çocuğun bu imkândan faydalanması sağlanabilmelidir.

 

Kaynak:

Ayotte, Julie ve diğer. “Congenital Amusia: A Group Study Of Adults Afflicted With

A Music-Specific Disorder”, Brain, 125, 238–251, 2002.

Behrmann, Marlene ve diğer. “Structural Imaging Reveals Anatomical Alterations In

Ġnferotemporal Cortex In Congenital Prosopagnosia”, Cerebral Cortex, 17, 2354–2363, 2007.

Çuhadar, C. Hakan. “Müzikte Absolüt DuyuĢ”, GÜ Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi,

28(2), 37-49, 2008.

Drayna, Dennis ve diğer. “Genetic Correlates Of Musical Pitch Recognition In

Humans”, Science, 291(5510), 1969-1972, 2001.

Eskioğlu, Itır. “Müzik Eğitiminin Çocuk GeliĢimi Üzerine Etkileri”,

Cumhuriyetimizin 80. Yılında Müzik Sempozyumu, Ġnönü Üniversitesi, Malatya, 2003.

Gregersen, K. Peter, ve diğer. “Letter to the Editor: Early Childhood Music Education

and Predisposition to the Absolut Pitch: Teasing Apart Genes and Environment”, American

Journal of Medical Genetics 98, 280-282, 2000.

Hirata, Yoshihiro. ve diğer. “Musicians With Absolute Pitch Show Distinct Neural

Activities In The Auditory Cortex”, NeuroReport 10, 999–1002. Lippincott Williams &

Wilkins, 1999.

Hirose, Hiroyuki. ve diğer. “N100m In Children Possessing Absolute Pitch”.

Neuroreport, 14(6), 899–903, 2003.

Holahan, John. M. “The Development Of Music Syntax: Some Observations On

Music Bable In Young Children”. Music in early Chilhood Conference, 28 June 1984,

Brigham Young University: Provo, Utah, 1984.

Jakobson, Lorna. S. ve diğer. “Time Tagging: A Key To Musician’s Superior

Memory”, (çev. Itır ESKĠOĞLU) Music Perception, Spring, 20(3), 307-313, 2003.

 

Zanna Bajrami

Bu yazı toplam 1328 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim