• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 22 °C

O BİR KATİL

Fatih Yokuş

Başlık ne kadar doğru bilmiyorum, ancak ortada bir cinayet var ve cinayeti işleyene de katil denilir. Basında tahliyesi geniş yankı bulan Çilem DOĞAN'ın kocasını öldürmesi ve sonrası gelişimlerden söz ediyorum. Öğrendiğim kadarı ile "Kendisini fuhşa zorladığı ve şiddet uyguladığı" iddia ettiği kocasını öldürdüğünü söyleyen kadın. Evet iddia ettiği, olayın görgü tanıkları var mı yok mu? ben bilmiyorum. Maktul (öldürülen) konuşamayacağına göre işin aslını bilmemiz biraz zor.

Haydı doğru olduğunu Çilem hanım doğru söylediğini kabul edelim. Ancak tahliye edilirken basına yansıyan açıklaması tüyleri diken diken edecek cinsten, sanırsın ki bir masumun veya namusunu korumak için cinayet işleyen değilde bir savaşın neticesinde işlemiş olduğu cinayetle, kazandığı zaferi anlatıyor. 

Milliyet. com açıklamasında satır arası; "Ama yine kadınlarımız için mücadele edeceğiz." Kısaca öldürdüğüm daha başlangıç, arkamda bu basın ve adalet anlayışı varsa cinayetler im devam edecek. Ben bu açıklamayı böyle okudum. Hele avukatı:"Kararı değerlendiren İsa Ayanoğlu, “Mahkeme doğru bir karar verdi. Bu karar, şiddet gören kadınlar adına önemli bir zaferdir” yorumunu yapmıştı." (Milliyet.com) yeni cinayetlere davetiye çıkaracak cinsten. 

Kadınların şiddet görmemesi hepimizin ortak arzusu, bunu önlemek için herkes elinden geleni fazlası ile yapmalı bu ayrı bir konu burada hem fikiriz. Ancak bu cinayet olayı veya basının olayı veriş biçimi başka bir olay. Burada kadın hakları, aile içi şiddet nasıl önlenir değil, koca nasıl öldürülür mantığını yürütmektedir. Öldürmenin bugüne kadar hiç bir sorunu hal etmediği gibi bir çok yeni sorunların oluşmasına sebebiyet verdiği de bir gerçektir. Bu olay ve ya olayın basında veriliş biçimi de İnsan öldürmenin meşrulaştırılmaya çalışıldığı veya benim böyle anladığımdır.

Adaletin herkese eşit olması, olmazsa olmazı,  hukuk ve adaletin temel kuralıdır. Hukuk farklı olursa insanların güvenini zedeler. Acaba bu olayda gösterilen tolerans ve esneklik bundan sonra aile içi şiddet "iddia" edilerek işlenecek cinayetlere   da gösterilecek mi? Şayet cevap evetse çok berbat bir durumla karşı karşıyayız demektir.

Gelelim Çilem hakkında bir iki laf etmeye," Çocuğuna kavuşacağından dolayı çok sevinçli olduğunu belirten genç kadın, “Bütün her şey onun gülüşlerini süslemek için” dedi." (miliyet. com) Çocuğu büyüyüp babanın yokluğunu his ettiği  veya akranları babaları ile mutlu oldukları zaman, "Anne babamı niye öldürdün?" diye sorduğunda ne cevap verecek? Babasının katili, annesi olduğunu idrak ettiğinde ona nasıl "anne" diyecek? Çocuğunun arkadaşları bu konuyu sorduğunda o zavallı çocuk ne cevap verecek, Annesini mi, hasretin çektiği babasını mı...

Kadın haklarını savunmak, kadınları cinayete teşvik etmekle olmaz, hele kocasını öldüren birisin kahraman ilan etmekle hiç olmaz bir de hukuku ayaklar altına alınarak ödüllendirmekle bir yere asla varılmaz, bunu şova dönüştürmekle de bir yararı olmaz. Belki Çilem hanımın hafifletici sebepler, mahkeme heyetini ikna edici bir savunma yapmış ola bilir, ancak sonradan gelişen ve basının şova dönüştürdüğü olaylar zinciri kusura bakmayın hiç doğru değildir.

Sakın şu anlaşılmasın "Eşi tarafından fuhşa zorlanmış." bende buna rıza gösteriyorum ve ya şiddet görmüş kabulleniyorum anlaşılmasın. Ancak benim savunduğum hukuk olmalı, herkes kendi hukukunu oluşturmamalı. Bir de "sinekleri öldürmek yerine, bataklığı kurutmak"   mantığı olmalı.

Çilem hanımın basına yansıyan ifadeleri: "Yani evde af edersin aşk yok Hakim Bey. Zaten daha yeni genç olmuşum, kalbim her daim ağzımda, televizyonda izliyorum dizileri, nasıl da tutkulu aşklar, kıskançlıklar, vazgeçememeler. Çocukmuşum daha ama kazınmış aklıma.." (en son haber)

Bunun için de iki yüzlü olmamak ciddi ve samimi olmak lazım. Çare mi? İşte çaresi; Kadın satıcılarının olmaması için alıcıların olmaması, alıcıların olmaması için de satılık kadının olmaması lazım, bunlar birbirini tamamlayan unsurla, pisliğin kaynağı bunlar, eğer gayemiz "Üzüm yemek, bağcıyı dövmek" değilse o zaman; fuhşa karşı mücadele verelim. Barların, pavyonların, genel evlerin, fuhşu özendiren TV. dizilerine karşı dik duralım kamu oyu oluşturalım, sivil inisiyatif ile onları baskı altına alalım ki Çilem hanım gibiler i katil olmasın.

Bu yazı toplam 2125 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim