• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 25 °C
  • İzmir 21 °C

ÖN YARGI HAYAT KURTARMAZ

Akın Sivri

Büyük bir alışveriş mekezinin içinde, kalabalık ve hızlı sayılabilecek yoğun tempolu bir restoratda yönetici yardımcısı olarak çalışmaktaydım. Öğlen vardiyasıydı, yoğundu her zamanki gibi… Kapıda bir genç vardı. Yırtık pantolonlu, büyük beden gömlekli ve kış günü sayılabilecek bir soğukta ayağında terlikle kapıda etrafına bakınıyordu. Şöyle bir baktım. Önyargım devreye girdi hemen …Yadırgadım ve  yanına gittim. Ne arıyorsun dedim, yüksek bir sesle. Gözlerimin içine baktı ve -iş istiyorum dedi. Çalışmak istiyorum , lütfen yardım et bana, izin ver. Kimse iş vermiyor. Ne olur yardım et dedi. Şaşırdım. Para isteyecek zannettim, tuhaf oldum, içimden bir ses, başına bela olur böyle tipler; al  form ver yolla gitsin Akın dedi. Sonra dedim gel otur şu masaya. Titriyordu,  heycandan mı bilmiyorum. Hava soğuktu, üşümüştü  galiba o gün. Bir çay ve formu verdim, doldurmaya başladı, yanına oturdum.  Merak ettim. Biraz gizemliydi çünkü… O formu doldururken, ben soru yağmuruna tuttum. Nerde kalıyorsun dedim? ‘’Sokakta, taksimde kapı girişlerinde yatıyorum’’ dedi. Kimsen yok mu dedim ?’’ Annem öldü babamda bir hafta geçmeden evlenmek istedi. Kızdım bağırdım, dayanamadım, sonra bi baktım sokaklardayım, karanlıkta işte, hani sudan çıkmış balık misali yalnızdım artık… Her zamankinden daha yalnız, o gün bugündür iki yıldır evsizim; sokaklarda yani kimsesiz. Artık bıktım çalışmak istiyorum, kendimi toparlayayım.  Başımı sokacak bir evim, bir yumuşak yatağım olsun. Sonra anneme söz vermiştim… Okuyacağım, diplomamı, annemin mezarına götüreceğim ne olur yardımcı ol! Beni işe al seni mahcup etmeyeceğim beni sokaklara yollama ‘’dedi

Çok üzüldüm, gözlerim doldu ne diyeceğimi unuttum sanki dilimi hapse atıp, beni de zincire bağlamışlardı. Ne pahasına olursa olsun işe alacaktım. Söyledikleri doğru muydu acaba, yardım etmeli miydim, aklımda deli sorular vardı, çıkmaz yol idi sanki ama içimden bir ses  yardım severlik doğamızda, genimizde, Atalarımızdan gelmekteydi, düşene vurmak yakışmazdı.  Evrak listesi  ile 30 Tl verdim. Hazırla hemen işe başlatayım dedim. Boynuma sarıldı, teşekkür ederken  havada uçuyordu.  İki  gün geçmeden evraklarını hazırlayıp, yanıma geldi. Elbiselerini verdim. Yarın başlıyorsun deyince, çok mutlu oldu. Bende bir apartla anlaştım. Günlüğü 20 Tl’den ( sokaklarda yatmamalıydı artık) başını sokacak bir yuvası olması için ilk adımdı. Bizim restoran da 6 masa verilir bir garsona,  ne kadar  bahşiş yaparsa onundur.  Çok çalışkandı, gözlemliyordum. Herkesten daha çok çalışıyordu, iyide bahşiş alıyordu, günlük 35 - 40 Tl kazanıyordu.  20 TL’sini aparta verip, gerisini kumbaraya atıyorduk. Ay sonu gelmişti Akın bey dedi! Alışveriş yapalım elbiseler alalım mı? Götürdüm dükkanlara mont, kazak pantolan ve o meşhur spor ayakkabısını aldı. Yatağının başucuna ayakkabısını koyup öyle yatıyordu.   Hayallerindeki ayakkabıyı ve elbiseleri giyindi. Aynanın karşısına geçti. Şöyle bir kendine baktı. ’’Şaçımı da kestireyim mi Akın bey ‘’dedi.  Girdik berbere tıraşını oldu ve  dediki ‘’ Akın ben miyim gerçekten bu aynadaki adam doğruyu söyle ben miyim’’ çok üzüldüm. Değişim geçirmişti sanki. O yırtık pantolonlu, bol büyük beden gömlekli, terlikle gezen, O değil di sanki; beydi artık… Çok mutluydu hem de çok, çok ‘’karizma oldun adamım;  artık havadan geçilmez dedim’’ gülmekten öldü sanki…Günler haftalara, haftalar  aylara derken artık okul vakti gelmişti. Lise mezunuydu. Üniversite mezunu olmak istiyordu. Annesine sözü olan diplomayı  almak, mezar taşına koyup, anne bitirdim okulu diye bağırmak istiyordu. Sınava girdi. Açık öğretimi kazandı. İşletme bölümünü; bazen söylediklerini unutuyordu hatırlayamıyordu, zorlanarak konuşuyordu. Tabi tiner, bali yıpratmıştı, korkuyordum. Okulu bitiremez endişesi hakimdi bende.  Açık öğretim dershanesine yazdırayım dedim ‘’4 yıl gideceksin ama yüzümü kara çıkarma okulu bitir al şu diplomayı ‘ gözlerinin içi güldü, söz dedi. İnanılmaz hevesle başladı. Dershane açılmadan kapısının önünde bekliyordu. Sabah derslere girip, öğleden sonra işe geliyordu. Molalarda ders çalışıyordu. Kendini kitaplara adadı, süperdi. 1, 2, 3, 4 derken başarı belgesi almıştı açık öğretimden. Artık hedefi olan diplomayı annesinin mezarına götürdük. O gün durmadan ağladı. Mutluluk gözyaşlarıydı. Artık ailesi varken yalnız olmamalıydı. Buna bir son vermek için babasının yanına gittim. Babası kimsin? dedi. Oğlun için geldim dedim. Çok şaşırdı! Anlattım başından geçenleri, babası pişmandı. Evlenmemişti zaten, barıştırmak kolay oldu ikisini. Artık babasıyla birlikteydi, dedim ki oğluna babalık yapamadın, belki torunların olunca, onlara yaparsın. Kıymetini bil bu da affettirmen için kendini fırsat olur oğluna. Başını öne eğdi, haklısın dedi. Şimdi çok mutlu. Ünlü bir kitapevinde çalışıyor. Ama çocuk reyonunda  =) artık insanlara ön yargılı olmayacağıma söz verdim. Bu yaşadığım hayal değil, gerçek bir olay. Ya işe almasaydım. Gene sokaklara dönecekti. Belki tinerle veya baliyle kafayı bulup, gazetelere televizyonlara çıkacaktı… Hayatı kararmış veya hayat karartmış olarak, ne olursa olsun, önyargılı olmayalım. Çünkü biz son bir şans olabiliriz.

Bu yazı toplam 1050 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim