• BIST 110.549
  • Altın 155,578
  • Dolar 3,8380
  • Euro 4,5313
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 9 °C
  • İzmir 14 °C

Oyun kuruculuktan, oyun dışına…

Ergün Aydoğan

ABD ile Türkiye hiç olmadığı kadar büyük ‘vize’ krizi yaşıyor...

Oysa kısa süre önce iktidar medyası başlıklar atmıştı ‘Trump ile Erdoğan’ hiç olmadığı kadar yakın diye. Demek ki ‘hiç olmadığımız kadar uzak’ günlerimiz yakınmış!

Türkiye, Türk vatandaşı ABD İstanbul konsolosluk çalışanı Metin Topuz’u tutuklama kararı almasından sonra ABD, göçmenler dışında ABD’ye gideceklere‘vize’ yasağı getirdi. Türkiye mütekabiliyet ilkesine dayanarak aynı yasakları ABD vatandaşlarına getirdi.

Tepkiye, tepki… Ne diyor Türk yöneticiler; Türkiye kabile devleti değildir…

Tabi ki Türkiye bir kabile devleti değildir; Hukuk devletidir!

Alınan bu kararlar piyasaları sarstı; döviz fiyatları rekor üstüne rekor kırıyor. Döviz fiyatlarının yükselmesi sıkıntıda olan ekonomiyi daha da sıkıntılı hale getirdi. Sadece döviz borcu olanlar değil, iğneden ipliğe piyasaların tamamı olumsuz etkilendi. Var olan, kimsenin adını koyamadığı kriz piyasaları derinden sarstı. Kaygı, bu sarsıntının ne kadar süreceği… Elbette Türkiye kendisine yapılan haksızlıklar karşısında gereğini yapacak, yöneticiler tepki gösterecek ama bu kararları alırken, tepkileri gösterirken popülist politikacı, sorumsuz politikacı olarak değil, alınacak kararlardan doğacak sonuçların bugün ve gelecekte ülkede yaratacağı tahribatı, ülkede yaşayan, yatırım yapan vatandaşların karşılaşacağı yükleri, politikacıların aldığı kararlarla halkın ödeyeceği ağır bedelleri de dikkate almak durumundadırlar. Yabancı sermaye-yatırımcının tedirginliğine yol açılmamalı…

Türkiye son yıllarda özellikle dış politika ile ilgili olaylarda duygusal, çok sert tepkiler veriyor. Bir gün çok iyi ilişkilerimizin olduğunu söylediğimiz ülkeyle bir süre sonra kanlı bıçaklı kavgalı hale geliyoruz. Gün geçmiyor ki bir yabancı ülke ile ilgili kavga etmediğimiz gün olmasın. Ve bu kavga etmeyi, meydan okumayı içeriye karşı bir güç gösterisi olarak sunuyoruz. Kavga ederken de biz haklı oluyoruz! Barışırken de biz haklı oluyoruz!

İlişki kurarken dünya devleti, dünya lideri oluyoruz! Onların bize muhtaç olduğunu, biz olmadan dünyanın ‘dönmeyeceğini’ iddia ediyoruz! İlişkiler bozulunca; bunlar bizi kıskanıyor diyoruz! Bizim size ihtiyacımız yok diyoruz!

Bugüne kadar ciddi sorunlar yaşadığımız; Almanya, Fransa, İngiltere, Danimarka, İtalya, Bulgaristan, Rusya, İran, Irak, Libya, Mısır, İsrail… say say bitmez, bir süre sonra doğal olarak ilişkilerimiz normalleşiyor. Ancak bu geçen sürede ekonomik ve sosyal olarak büyük bedeller ödüyoruz. Hiç kuşku yok, bir süre sonra ABD ile de ilişkilerimiz normalleşecek. O zaman, fazla ağır tahribatlara yol açmadan biraz da diplomatik yollarla çözüm aramanın ülke adına yararı yok mu? Bakın kısa süre önce Irak Başbakanı Haydar el Abadi’ye ‘sen kim oluyorsun, senin karatın ne, sen benim karatımda’ değilsin diye meydan okurken, şimdi ortak işbirliği yapıyoruz.

Sorunlu olmadığımız ülke neredeyse yok. Oysa bir zamanlar ‘sıfır sorun’ politikamız vardı! Yani sorun yaşanan ülke kalmayacak; herkesle dost olunacaktı. Bu politika, yalnızlık politikasına yani ‘değerli yalnızlığa’ dönüştü. Yalnızdık ama değerliydik!

Elbette ülke olarak haklarımızı sonuna kadar savunacağız. Haklarımızı savunurken, haklı iken haksız duruma düşmemek, aşırı sert tepkilerden uzak, geriye dönüşü olmayan, sürdürülmesi mümkün olmayan kararlar almak yerine; rasyonel politikalar izlemek durumundayız. Ülkeler arasındaki ilişkilerin dostluk esaslı değil, karşılıklı ‘çıkar’ esaslı olduğunu unutarak, hamasetle yürümeyeceğini bilmek durumundayız. Ona buna meydan okunarak yapılan dış politikanın ülkeye yararı olmadığını, ülkeye ekonomik ve sosyal maliyetinin ağır olduğunu gördük, görmeye devam ediyoruz.

Hiçbir resmi göreviniz olmadan ABD’de en yüksek kabul görürken çıkarlarını düşünenler, sizi yok sayarken de çıkarlarını gözetiyorlar.

Oyun kuruculuktan, oyun dışına…

Vizesiz, pasaportla girilebilecek Avrupa’dan, vizeyle bile girilemeyen Avrupa’ya…

AB’ye giriyoruz kutlamalarından, AB’ye girmiyoruz meydan okumalarına…

Sıfır sorundan, herkesle sorunlu bir dış politikaya…

Stratejik ortaklıktan, stratejik yalnızlığa…

BOP eşbaşkanlığıyla övünmekten, BOP eşbaşkanı olmanın mahcubiyetine…

Referandumla bize katılacak denilen Kuzey Irak Kürt’lerinden, meydan okuyan Kürt’lere.. Güvenilen Barzani’den, aldatan Barzani’ye…

Esad’tan, Eset’e… Eset’ten Esad’a savrulan Suriye politikasına…

Dünyanın en büyük 10 EKONOMİSİ arasına girme,

2 TRİLYON DOLAR MİLLİ GELİRE ulaşma,

Kişi başına milli geliri 25 BİN DOLARA çıkarma,

İHRACATTA 500 MİLYAR DOLAR hedefine ulaşma,

İŞSİZLİK ORANINI YÜZDE 5’lere indirme,

İSTİHDAM sayısını 30 milyona çıkarma, hedeflerinden hızla uzaklaşan; TÜRKİYE’YE..

Sonuç; meydan okumayla, kavga etmeyle, herkesin bize düşman olduğu vehmiyle, herkesin bizi kıskandığı aforizmalarıyla yapılan dış politikanın ülkeye bir yararının olmadığı. Bir an önce rasyonel, akılcı bir dış politikaya ihtiyaç olduğu görülür elbette.

Bu yazı toplam 413 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim