• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 16 °C
  • İzmir 14 °C

Özgürlük mü, Güvenlik mi?

Tolga Ziyagil

Artık kimsenin özel yaşamı pek de kendine özel değil. Yaptıklarımız, gördüklerimiz, yediğimiz içtiğimiz, duygu durumlarımız, sevinçlerimiz, öfkelerimiz, kutlamalarımız, yaslarımız... Hepsi herkesin görebileceği yerlerde. Telefonda, nette, bilgisayarda. Adı ne olursa olsun teknolojiyle birlikte artık sınırlar iyice kalkmış ya da kaldırılmış durumda. Ancak bir sınır hariç. Ülkelerin sınırları. Onları da yalnızca teknoloji sayesinde aşıp, oturduğumuz yerden izleyerek görebiliyor veya sınır ötesi biriyle konuşabiliyor, görüşebiliyoruz. Gitmeye kalktığınızda işler kullandığımız teknoloji kadar hızlı sonuçlanmıyor, hatta hiç gerçekleşemeyebiliyor dahi.

Teknolojinin amacı neydi? İnsanlığın yararına olması, sorunlara çözüm bulması, bu koca evrende düzgün ve mutlu şekilde yaşayabilmeyi sağlamasıydı. Ama atom bombası icat oldu mertlik bozuldu. Teknolojinin kötü yanları da bir o kadar çevremizi sarıp kuşattı. Hem vazgeçilmez hem uzak durulan, hem iyi hem kötü, hem bağımsızlık hem bağımlılık oldu. Hadi bunları geçelim ve şu noktadaki zıtlığa bir bakalım. Biz yine teknolojinin iyi yanına odaklanalım ve buna karşın insanlığın aksi tutumuna gelelim. Teknolojiyle insanların birbirleriyle iletişime geçmesi çok kolaylaştı. Özelinizi paylaştığınız kadar da diğerlerince biliniyor, tanınıyorsunuz. Bazen yeni birisiyle de tanışmak, teknoloji sayesinde çok kolay artık. Sonunda yeryüzündeki tüm insanlar içerisinde aradığınız kişiyi bulma olasılığınız daha da artmış durumda. Sevindirici bir nokta.

Peki teknoloji kullanarak yaşamımızı paylaştığımız ve bundan zevk aldığımız halde, neden insanlar harita üzerinde kendilerine sınır oluşturmak için bu kadar hevesliler? Son dönemlerdeki haberlere bir bakın. Katalonya İspanya'dan ayrılmak istiyor, Kuzey Kore Güney Kore'den ayrı durmak için sınırlar koyuyor, Irak'ta, Amerika'da, Rusya'da... her yerde birileri birilerinden ayrılıp uzaklaşmak, araya uzaklıklar koymak istiyor. Peki ne için? Neyimizi kimden saklamak ya da kurtarmak için? Elbetteki ülkelerin sınırları olmalı, yol geçen hanı gibi herkes girip çıkmamalı. Ancak zaten tek bir milletken, aynı dili konuşuyorken, şive, ağız, lehçe ayrılıkları olsa dahi yine de birbirlerini anlayabiliyorlarken, neden kopmak istendiğini anlamıyorum. O sürev teknolojiyle de sınırlayın kendinizi. Yalnızca kendi bölgenizdeki, ülkenizdeki insanlarla iletişimde kalın ve geri kalanları boşverin. Ya da acaba sınırları belirlenmiş, denetim altına alınmış güvenli yerlerde mi biz teknolojinin özgürlüğünden yararlanmayı seviyoruz? O kabuğu kendimiz kırıp, dış dünyaya adımı kendi isteğimizle atmayı mı istiyoruz?  Sanırım kötü düşünceli insanlar yüzünden tam bir özgür yeryüzüne de kavuşamıyoruz. Halbuki tek bir kişi ya da devletin yönetemeyeceği kadar büyük bir yeryüzü var. Tek ırk kalsa bile, kendi içinde ayrımlar yüzünden yine bölünürdü karalar, denizler, gökyüzü alanları. Bir yandan gelişip yakınlaşırken, bir yandan uzaklaşıyoruz.

Yeryüzüne sahip olmaya gelmediğimizi henüz çoğumuz anlamış değiliz. Yolcu olduğumuzu ve tadını çıkartmakla, suyunu çıkartmayı ayırt etmeyi öğrenemedik, öğretemedik. Emanet gibi davranmak gerek. Değil yalnızca yeryüzüne, uzaya bile. Zira orası da teknolojinin atıklarıyla dolmaya başlamış durumda. Yörüngede dönen bir " TAÇ - teknolojik atık çemberi" bulunmakta. Giderek artan yoğunlukta üstelik. Onların da uzaya gönderilmesinin amacı özgürlüğü genişletmek olsa dahi, nedeninin altında başkalarının ne yaptığını gözetlemek, sınırlarını korumaya almak, gerekirse diğerlerinin zayıf noktalarını belirlemek yer alıyor. Kullandığınız uygulamalara dikkat ederseniz indirme işleminden önce sizden bir onay isterler şu şekilde: Konum bilgilerinize, fotoğraflarınıza, rehberinize, e postalarınıza, bunun gibilere erişim gerekmektedir. E siz de zorunlu olarak bazen izin verirsiniz. Özeliniz, özelimizdir deseler de, tartışmaya açık bir konu.

Sonuç olarak, zıtlıkların olduğu bir evrende ve yeryüzünde yaşıyorsak, ne tam iyi, ne tam kötü olacağız demektir. Bazen denge birine doğru kaysa da, bir süre sonra öbür tarafa kayacaktır. Gel gitli bir durum. Yine de iyiye gittiğini düşünmek, o şekilde davranmak ve yaşamak yapılacak en uygun adım olacaktır. Peki ya siz kullandığınız teknolojiyi özgürleşmek için mi, yoksa çevrenize güvenlik çemberi oluşturmak için mi kullanıyorsunuz?

Bu yazı toplam 166 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim