• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 8 °C
  • İzmir 11 °C

PADİŞAHIM SEN ÇOK YAŞA

Ahmet Nizamettin Güvener

Yıl 1994 – 1995 hangi aylar olduğunu tam olarak hatırlayamıyorum.Yani benim o zamanki adı ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığında Genel Müdür olarak görev yaptığım zaman dilimi.Bakanımız Merhum Sayın Refaiddin Şahin Beyefendi idi.

O zamanlar Ankara’da At yarışların yapılacağı herhangi bir Hipodrom yoktu.Eski hipodrom ihtilal sonrası Kenan Evren döneminde başka amaçlar ile kullanıma alınmıştı. Ankara’ya yeni bir hipodrom yapılması fikri Sayın Bakanımızın emri ile gündeme gelmişti ve hazırlıklar yapılıyordu.Hatta bu günkü Ankara Hipodromunda mimari yapısında bulunan otağ çadırları ki her birisi bağımsızlıklarına kavuşan Azerbaycan,Özbekistan,Kırgızistan,Kazakistan ve Türkmenistan Türk Cumhuriyetlerini temsil ediyor.İşte aynı zamanda bu temsil ve otağ çadırları fikri Sayın Bakanımız Merhum Refaiddin Şahin Beyefendiye aittir. O sıralar ilgili kanun ve yönetmelikler gereğince Tarım Bakanlığı Yüksek Komiserler Kurulu Genel Sekreterliği görevi benim uhdemde idi.

Hipodrom inşaatı devam eder iken o zamanki Müsteşar Vekilimiz Merhum Sayın Cengiz Aldemir tarafıma bir teklif yazısı gönderdi.Üstelik teklifin Bakan oluru da hazırlanmıştı.Bakan olurunu Yüksek Komiserler Kurulu Genel Sekreteri sıfatı ile ben hazırlamış ve sunmuş olacaktım.İmzalanması düşünülen Bakan oluru inşaatı devam eden Ankara Hipodromunun resmi adının Refaiddin Şahin Hipodromu olarak tescil edilmesini teklifi idi.

Ben bu teklifi ret ettim ve olurun altına imzamı koymadım. Gerekçesi ise;taslağı hazırlanmış olan bu olurun teklif edilmesi Sayın Bakanımız görevde iken doğru ve etik olmayacağı idi.Ayrıca ikinci bir gerekçem ise; ekip olarak bizim yapmış olduğumuz bir hizmetin takdirinin kendi kendimize değil başkaları tarafından yapılması ve gerçekleştirilmesinin daha doğru ve etik olacağı düşüncesi idi.(Keşke bu gün bu hizmet taktir edilse ve bir vefa duygusu olarak Sayın BakanımızRefaiddin Şahin’in adı Ankara Hipodromuna verilse.)

Gelelim bu günlere;

Ankara Etimesgut ilçe Milli Eğitim müdürü Tugay Gözüm imzası ile 16.02.216 tarih ve 84048581-870/1761892 sayılı tamim ile ilgili Okul ve Kurum Müdürlüklerine gönderilen yazıda

“2023 Türkiye Vizyonu oluşumu kapsamında 26 Şubat 2016 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum günü kutlaması için Etimesgut İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Aşmak İçin Hareket Kampanyası Ankara İl Koordinatörlüğü ve Türkiye Beyazay Derneği işbirliğinde 2023 Engelli-Engelsiz öğrencilerimizle beraber Beştepe Jandarma Komutanlığı önünden Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne kadar kortej yürüyüşü düzenlenecektir. Konu ile ilgili olarak 15.02.2016 tarihinde okul müdürleri ile İlçe Milli Eğitim Müdürü Tugay Gözüm başkanlığında yapılan toplantıda bilgi verilmiştir.Katılacak idareci, öğretmen ve öğrencilerin izinli sayılabilmesi için yazımız ekinde gönderilen formların doldurularak 23 Şubat 2016 Salı günü mesai bitimine kadar müdürlüğümüze gönderilmesini önemle rica ederim.”

Denilmektedir.

Ülkemiz kan gölünde yüzer iken bir resmi kurumdan ilgili birimlerine gönderilen bu yazı ile devlette herhangi bir ciddiyet kalmadığı ve devletin çivisinin çıktığı tam anlamı ile tescil edilmiş olmaktadır.

Bununla birlikte konu geçtiğimiz Cuma günü CHP milletvekillerince meclis gündemine taşınmış ve Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı ya soru önergesi verilmiştir. Sayın Avcı’nın konu ile ilgili olarak ne cevap verdiği ya da vereceği meçhulümüzdür. Ancak şu saate kadar bir cevap verilmediğine ve herhangi bir soruşturma veya kovuşturma yapılmadığına göre göre bu ciddiyetsizliğe Sayın Bakan başta olmak üzere hükümetin de ortak olduğu kanaatimiz kuvvetlenmektedir.

Güvenlik zafiyetinin bu kadar yüksek olduğu bir zaman diliminde bu kadar yüksek rakamlı bir çocuk kortejinin sokaklarda yürütülmesi riski ayrı bir problem olarak karşınızda durmuyor mu? Bu nasıl bir sorumluluk duygusudur?

Bu durum bana Osmanlı Padişahlarının Cuma alaylarında padişahın ve halifenin tebası sıfatı ile ahalinin padişaha karşı haykırdığı sözleri hatırlatmaktadır.

Padişahım sen çok yaşa…Padişahım sen çok yaşa….

İşsizlik hat safhada, insanlar aç ve perişan gelir dağılımdaki adaletsizlik giderek büyüyor…Padişahım sen çok yaşa…Padişahım sen çok yaşa….

Ülkede huzur diye bir şey kalmamış…Her gün sayısı dahi devamlı değişen şehit haberleri ile sarsılıyoruz. Ülkemiz bölünmenin eşiğinde…Yedi düvel ülkemizin karşısında birlik olmuş, ellerini avuçlarını ovuşturuyorlar…

Vatandaşlık kavramı yerini adeta teba kavramına bırakmış…Ve ülkemizin insanı, memuru ve eğitimcisi her alanda çağdaş ileri batı ülkeleri seviyesini yakalamak için çaba harcamak, çalışmak ve göz nuru dökmek yerine kolay, ucuz ve ufak gayretler ile dikkat çekerek birilerinin gözüne girmeyi hedeflemektedir. Bir eğitimci böyle mi olur? Çocuklarımızı emanet ettiğimiz eğitimcilerimiz bu tür davranışlar sergiler ise o zaman tuz kokmuş demektir. Bizlere ise geriye sadece hayıflanmak ve dizlerimizi döğmek kalmaktadır. Ülkemizde eğitimcilerin üstelik de idareci eğitimcilerin bu kadar kara cahilliğine ilk defa şahit oluyoruz.

Halbuki Mustafa Kemal Atatürk; “Öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacak ve Cumhuriyet sizden fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller ister.” Derken; hepimizin cebine birer nüfus cüzdanı koymuş ve ülkemizin insanını teba’dan vatandaşlığa yükseltmişti. Tarihe dönüp bakınız başka ülkelerde kölelikten, ikinci sınıf vatandaşlıktan asli vatandaşlığa geçmek nasıl olmuştur ve bunun bedeli ne olmuştur? Nasıl ödenmiştir?

Bu günlerinin kıymetini bilmeyenler Allah korusun yarınlarda çok büyük bedeller ödeyebilirler. Yaşın yanında kurunun da yandığı dönemleri yaşıyoruz. Çok değil bundan birkaç sene önce yapılan hataların bedellerini toplum olarak hep birlikte ödüyoruz. Bu gidişle de ödemeye devam edeceğiz.

Milletimizin bütün sinir uçları ile oynanıyor. Toplum olarak ruh sağlığımız yerinde değil. Büyük bir akıl tutulması yaşıyoruz. Oynatmaya az kaldı…Böyle devam edecek olur isek eğer…

Hep beraber haykırabiliriz;

Padişahım sen çok yaşa…Padişahım sen çok yaşa….

Zaten uygulanan politikalar ve anayasa değişikliği sonucunda Milletten istenilen de budur.

O zaman fetva makamının fetvası da hazır olsa gerek.

Türklük kavramı, Vatandaşlık kavramı ve Millet olma şuuru ve vasfı mevta olmuştur.

Ruhuna el Fatiha…

Bu yazı toplam 625 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim