• BIST 107.693
  • Altın 143,178
  • Dolar 3,5353
  • Euro 4,1382
  • Ankara 28 °C
  • İstanbul 25 °C
  • İzmir 28 °C

Ramiz Dayı

Mustafa Esmer Cengiz

İşte, kendisine ölümü yakıştıramadıklarımdan biri daha.
Tuncel Kurtiz…
Onu ilk kez bir televizyon kanalında tanımıştım. Ekranı delip odamıza atlayacaktı adeta.
Bir şeyler anlatıyordu. Heyecanlıydı, coşkuluydu, öfkeliydi.
Sonuna kadar çakılı kaldım televizyonun karşısında.
Aklımda kaldığı kadarıyla anlattıkları şunlardı:
ABD, bir Hint efsanesini  galiba Ramayana film yapmak istiyordu. Bunun için de dünyanın en başarılı aktörlerini ülkesine davet ediyor. Aralarında Tuncel Kurtiz de var. Kurtiz gider. Aktörler arasında başrol için eleme yapılacaktır.
Tuncel abi olayı şöyle öykülüyor:
Elimize yazılı birer metin verdiler okumamız için. Sırası gelen kameraların karşısına geçecek ve okuyacak. İyi de ben elime tutuşturulan metnin dilini bilmiyorum. Bu iş başlamadan bitti diye düşündüm. Ama ta Türkiye’den buralara kadar gelmişken?
Ve sıra bana geldi. Elimdeki yazılı kağıdı avuçlarımın içinde buruşturdum; belleğimde taşıdığım bir şiirini okudum bizim Nazım ustanın. Oh be!
Kurtiz oteline çekilir erkenden. Ertesi günün dönüşünü düşünmektedir.
Ve bir telefon akşamın on bir buçuğu filan.
Telofonun ucundaki ses, Tuncel’e başrolün kendisine verildiğini müjdeler.
Olacak şey mi bu şimdi.
Aynen öyle oluyor.
Çekimler hemen başlıyor.
Ve bu arada Türkiye’de askeri bir darbe.
Olacak şey mi bu!
Oluyor işte.
O günler yurt dışında bulunan ne kadar bilim insanı, sanatçı varsa ülkelerine dönmeleri emrediliyor.
Kurtiz, Amerika’da oluş nedenini, dönemeyeceğinin gerekçelerini anlatıyor açık açık. Dinleyen kim!
Vatandaşlıktan çıkarılıyor doğal olarak.
Çekimler tamamlanıyor bu arada. Film ödül alıyor. Altın Ayı mı, Altın Böcek mi ne. Büyük bir ödül.
Ödül töreninde Tuncel Kurtiz özetle şöyle konuşuyor:
Bu filmin çekimleri sırasında ülkemde darbe oldu. Çağırdılar. Çekimler nedeniyle dönemedim; vatandaşlıktan atıldım. Bu ödülü beni vatandaşlığından atan Türk ulusuna armağan ediyorum.
Tüylerim diken diken oldu dinlerken.
 
Yıllar sonra çıkan bir afla dönebiliyor yurduna.
İyi ki dönüyor.
 
Peş peşe çektiği filmler, diziler, oynadığı tiyatrolar. Karakterler, karakterler, karakterler?
Ödüller, ödüller, ödüller?
 
Tuncel Kurtiz sadece bir tiyatrocu ya da sinemacı da değil üstelik. O, su katılmamış bir devrimci.
Okuyan, düşünen, duyan bir eylem adamı.
Tam anlamıyla bir aydın.
Müthiş bir birikim, müthiş bir yetenek, müthiş bir yürek.
Eh, ne de olsa Yılmaz Güney’in arkadaşı!
 
Ölmek, boyun borcu; ondan kurtuluş yok. Zor olan kalıcı olmak.
Yaptıklarıyla,eylemleriyle,duruşuyla,sesiyle soluğuyla kalıcı olmayı başaran ender insanlardan biri o.
Her zaman, hep örnek alınacak,adı saygıyla anılacak biri.
Gerçi ömür boyu onur ödülünü aldı da gitti ama bu yetmez.
Ama Kocaeli’de, ama Balıkkesir’in Kaz Dağları’nda, ama istanbul’da, Ankara’da mutlaka bir Tuncer Kurtiz Müzesi açılmalı diyorum ben.
Çünkü böyle büyük yetenekler yüz yılda bir anca gelir dünyaya. Kurtiz de ne mutlu ki bizlere nasip olmuş biri.
 
Ölmedi o; uzun bir yolculuğa çıktı sadece.
Görüşmek üzere Ramiz Dayı..

ramiz-dayi.jpeg

Bu yazı toplam 1056 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim