• BIST 107.896
  • Altın 151,227
  • Dolar 3,6568
  • Euro 4,3252
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 25 °C

SİNEMA EĞİTİMİ İÇİN ACABA HANGİ FAKÜLTE/BÖLÜMÜ SEÇMELİYİM?

Hüseyin Kuzu

Bugünlerde medyada üniversitelerin reklamları gırla gidiyor. Ve bugünlerde yakın ve uzak çevreden bana, “Ben, (veya kızım/oğlum) sinema okumak istiyor/um, hangi okulu ve bölümü tavsiye edersin?” diye sorular geliyor. Çok sorunlu bir soru bu… O yüzden bu yazıyı yazarak toplu cevaplamaya karar verdim.

Ülkemizde çatısı altında sinema eğitimi veren(!) üç tür fakülte vardır? Fakülte diyorum, sakın alt bölümlerin isimlerine bakıp aldanmayın!.. Fakültelerin devlet veya özel/vakıf üniversitesi altında olması da pek fark etmiyor. Çünkü hepsinin ders programı birbirine yakındır ve YÖK’ün denetimi altındadır. Bu fakülteler;

1.GÜZEL SANATLAR FAKÜLTELERİ

Adında geçen “sanatlar” sözcüğünden de anlaşıldığı üzere bu fakülteler sanatçı adayı yetiştirmek amacıyla kurulmuşlardır. Bu fakültelerin altında mimarlık, resim, heykel, vb. klasik ve sinema, fotoğraf vb. çağdaş sanatların eğitimi yapılır. Sinema eğitimi de bu fakülteler altında, “Sinema-Tv Ana Sanat Dalı”, “Sinema-TV Bölümü” … vb adlar altında yapılır. Yani bu bölümlerden birini seçen aday doğru seçim yapmış sayılır. Fakat bölümün eğitim programının doğru yapılmış olması veya eğitim kadrosunun yeterli veya yetersiz olması ayrı bir mesele tabii !..

Çoğu bölümler “Sinema-TV Bölümü” adını taşısa da, bu bölümlerde televizyon (kitle iletişimi) üstüne pek eğitim verilmez. Bu çok da yanlış değildir. (Bazı akademisyenler “TV”nun bir sanat olduğunu söyleyip saçmalasalar da, herkes biliyor ki “TV” bir kitle iletişim aracıdır. Bu başlığı “Sinema” ve “TV” diye ikiye ayırmak eskiden beri tartışılsa da, bunu YÖK’e anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha zor olduğu için, çoğunluk bu girişimlerden yılmıştır. Veya artık kimsenin aklına da gelmemektedir!..) Son yıllarda deveyi hendekten atlatan bazı (vakıf üniversitesi) fakülteler olsa da, bu bölümlere daha çok öğrenci almak içindir.

2. İLETİŞİM (BİLİMLERİ) FAKÜLTELERİ

Yukarıdaki başlıkta yazıldığı gibi, bu fakültelerin resmi adları üç sözcükten oluşsa da herkes alışkanlıkla kısaca “İletişim Fakültesi” der. Ve bu günlerde, bilerek veya bilmeyerek(!), bazı özel/vakıf üniversitelerin verdiği ilanlarda şu tür “Xxxxx Üniversitesi, Sinema-TV Bölümü” başlıklara rastlanacaktır. Oysa tam başlığın “Xxxxx Üniversitesi, İletişim Bilimler Fakültesi, Radyo-Televizyon-Sinema (RTS) ” olması gerekir.

Üst paragraftaki açıklamayı neden yaptım? Çünkü bu fakülteler, adları üstünde kitle iletişim medium’ları hakkında eğitim verirler. Sonuçta “sinema” da bir iletişim medium’udur. Dolayısıyla bu fakültelerin eğitim programları, sinema sanatını üretecek sinemacı/sanatçı adayı yetiştirmekten çok, bir kitle iletişim medium’u olarak sinema sanatını bilimsel/ideolojik olarak irdelemek üstünedir. Kısacası, bu fakültelerin ilgili bölümlerinin eğitim programları daha çok televizyon (ve hatta radyo!) üstünedir.

Yani güzel sanatlar ve iletişim fakülteleri altındaki bölümlerin bölüm adları birbirine yakın olsa da her iki bölümün eğitimleri farklı hedeflere yöneliktir. Adlarına aldanmamak ve doğru seçim yapmak gerekir. Hatırlıyorum… Zamanında bir iletişim fakültesi 3. sınıf öğrencisinin, güzel sanatlar fakültesi altındaki Sinema-Tv bölümünün ders programına bakıp, “İyi de bu dersler niye bizde yok ki?” dediğini… Sanırım o arkadaş hala hangi fakültenin altında okuduğunun farkında değildi?!

Doğru veya yanlış, 5-10 yıldır sinema eğitimi almak biraz da moda olduğu için, RTS bölümlerinin eğitimleri sinema eğitimine doğru kaymış durumdadır! (YÖK bunu bilse ceza bile verir!..)

3-SANAT VE TASARIM FAKÜLTELERİ

Ülkemizde, mazisi 20 yıl kadar geçmişi olan bu fakülteler iletişim, güzel sanatlar ve uygulamalı sanatlar (grafik, tekstil, endüstri tasarımı, vb.) fakülteleri veya bölümlerin karma bir eğitimini verirler. Fakültelerin altındaki alt bölümlerden “Sanat Tasarımı” bölümleri daha çok güzel sanatlara, “İletişim Sanatları” bölümleri de iletişim ve uygulamalı sanatlara yakındır.

Bu fakülteler bu karma yapısıyla, YÖK’ün ders programı dayatmalarından da kısmen uzak ders programı yapabilmekte, hatta gerekli duydukları yeni dersler koyabilmektedirler. Bu ders seçme bolluğu, ilgili bölüm yöneticilerin doğru bir program yapmasına elverişli olsa da bu şimdiye kadar çok az bölümde yapılmıştır. Yeni açılan bölümlerin yöneticileri de benzer bir bölümün ders programını artık kes-yapıştır yapma yolunu seçmektedirler.

Yukarıda, kabaca yazdıklarıma bakarak, doğru fakülte “Güzel Sanatlar” gibi dursa da, bu pek de doğru değil… Asıl ölçü, doğru yapılmış bir eğitim programı ve doğru seçilmiş bir eğitim kadrosudur. Fakat bu da dekan, bölüm başkanı, akademik kurul ve muhasebenin karanlık labirentinden geçecek bir mucize gibidir.

Bir fakülte veya bölüm kurulurken, ders programları ve kadro, kurucu dekan veya bölüm başkanları tarafından yapılır ve seçilir.

Ders programından başlayalım... Farz edelim ki bir lisans bölümü içinde, 4 yıl içinde 30-40 ders veriliyor. Ama bu dersler YÖK’ün kabul edebileceği 100-120 ders başlığı içinden seçilecek… Hangileri seçilecek?.. Ve o dersleri kim verecek?

Hatırlıyorum… Zamanında, bir iletişim fakültesi dekanı benim bir başka fakültede verdiğim, Kısa Film, Uzun Film, Dizi Film, Uyarlama ve Sit-Com Senaryosu ders başlıklarına şaşıp, “Bu çok iyi bir program yahu, bize de aynısını koyalım” demişti! Ben de dekanın o fakülteyi nasıl yönettiğine şaşmıştım!.. O derslerin hiçbirini koyamadı tabi !..

Farz edelim ki kuruluş sırasında 3-5-10 kişilik bir kadro kuruldu. Bu kadro yapılan ders programı için doğru mu? Yoksa bunların bir kısmı, karar vericilerin sınıf arkadaşı, arkadaşı, torpilli vs. kişiler mi? Bilindiği gibi, alınan kadroların atanması veya işten atılması vs. zaman veya maddi açıdan tazminat vb. sorunlar yüzünden pahalı olduğu için, başlangıçtaki yanlış kadro seçiminin etkileri hep sürecektir.

Kısacası ve yine de… Hangi tür fakülte altında olursa olsun, sinemanın 3-5 temel öğesi için, 4 yıl, doğru dersleri seçen ve o dersler için doğru bir eğitmen kadrosu seçen bir bölüm nerede (fakülte veya şehir!) olursa olsun, diğerlerinden çok daha iyi olabilir. Kolay gibi dursa da, bu 3-5 öğeyi çakıştırmak hiç de kolay değildir. Çünkü ayaklardan birinin eksikliği bütünü hep bozacaktır…

15-20 yıl önce sektör çalışanları bir hevesle gidip ilgili bölümlerde ders verdiler. Fakat gerek YÖK ve ilgili üniversitelerin toleranssız tutumları, gerekse gelenlerin sıkılması yüzünden bu enerji oldukça düştü…

Özel/vakıf üniversiteleri ilgili bölümleri için sektörden çağırdığı, tanınmış isimlerle vitrin yapmaya da pek meraklıdır. Fakat sanatçı olmak ayrı bir şey, eğitmen olmak ayrı bir şeydir. Üstelik Sinema-TV sektörleri hızla değişen sektörlerdir. Ünlü veya sektörden emekli birileri ders vermeye pek hevesli olsa da, o ders üretim veya sektörel ihtiyaçlardan çok anıların anlatıldığı bir ders durumuna da düşebilir. Yıllardır vitrin imajı böyle olan ama vasatı aşamayan çok bölüm olduğunu söylemem gerek...

Bu arada, reklam yaparken para harcamaktan sakınmayan, ama hayatında senaryo yazmamış veya film çekmemiş bir öğretim üyesine de ilgili dersleri verdirerek, işi ucuza getirmeye çalışan ve öğrencileri çıldırtan çok bölüm olduğunu söylemek gerek…

Sanırım bu kadar yeter…

Ve sonuç olarak.. Okullar size sinematoğrafinin en temel öğelerini öğretip, bazı pratikler kazandırabilir. Ama hiçbir eğitim kurumu sizi sanatçı yapamaz. Çünkü sanatçı OLUNUR...

Bu yazı toplam 604 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim