• BIST 97.890
  • Altın 145,753
  • Dolar 3,5793
  • Euro 4,0024
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 22 °C

Sızıntı… Darbe… Saray…

Ergün Aydoğan

70’li yıllarda soğuk savaş döneminde Sovyetlere karşı ılımlı İslam projesinin Türkiye temsilcisi olarak ABD tarafından görevlendirilen; Fathullah Gülen hareketi, muhtıra ve darbelerden beslenerek büyüdü gelişti devleti, ele geçirme noktasına geldi. 1979 yılında İzmir merkezli sözde bilimsel dergi ‘sızıntı’ dergisinin adından da anlaşılacağı gibi önceliği devlette kadrolaşmaya verdi. Uzun yıllar sızma taktiğini kullandı.

Tüm siyasi iktidarların desteğini bir şekilde sağladı ‘sızma’ işini alenileştirdi, her alanda hakimiyet sağladı, güçlü Erdoğan iktidarı ile güç çatışmasına girdi. Bu kavga farklı yollardan aynı amaç (Laik Demokratik Atatürk Cumhuriyetini yıkmak) için yola çıkıp bir süre sonra birleşen güçlerin çatışma kavgasıdır. Bu kavga güç paylaşım kavgasıdır. Bu kavga devlete hakim olma kavgasıdır.

Bu kavga rant, ekonomi, çıkar kavgasıdır.

Bu kavga iktidar olma, muktedir olma kavgasıdır.

Çarpışan testilerden birisi kırılacak o da, arkasına küresel güçleri alan devlet içinde illegal yapılanma içinde olan cemaat yapılanması olmalıdır.

Bu illegal yapı darbe kalkışmasına girdi; TBMM’yi, halkı bombaladı. Başta TSK olmak üzere toplumun çoğunluğu bunun karşısına geçti. Türkiye çok büyük bir felaketten ‘şimdilik’ kurtuldu.

Şimdi bu felaket tablosundan, karanlık kalkışmadan, aydınlık yarınlara, özgürlükçü demokrasiye ulaşılabilir mi? Elbette doğru değerlendirilebilir, buradan başka bir güç devşirme yoluna gidilmez, düşüncesinden, fikrinden dolayı kimse yok sayılmaz, hukuk egemen hale getirilebilirse, hukuk içinde uygulamalarla sınırlı tutulabilirse; Türkiye ve demokrasi kazançlı çıkar.

15 Temmuzdan bu yana halk sokaklarda; demokrasi nöbetinde. Güzel hoş. Sokaklardaki demokrasi nöbetçilerine yemekte veriliyor; o da güzel, hoş, millet akşam yemeğini bedavaya getiriyor, o da iyi. Ama fazla uzatmamak lazım, günün herhangi bir saatinde gece gündüz demeden aralıksız korna sesleri, patlamalar, havai fişekler toplumu tedirgin etmeye başladı.

Çok tartışılan, muhalefet tarafından kaçak saray olarak tanımlanan Saray; önemli bir tarihi ana ev sahipliği yaptı. Yapımından bugüne gitmem diyen muhalefet liderleri; Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli Erdoğan’ın davetini geri çevirmediler ve de gittiler. İki saat kırk dakikalık uzunda bir görüşme oldu. Umarız sağduyu kazanır, ortak akılla ülke yararına kararlar alınmıştır. Demek ki neymiş siyasetçi kendisini bağlayan çok büyük laflar etmemeliymiş! Siyaset yapıyor ülke yönetimine talip oluyorsanız ülkenin şartları, sizi bir araya getirebilir, kaçak gitmem dediğiniz yere gidebilirmiş siniz! Çünkü siz oraya; kişiye ve binaya gitmiyorsunuz, siz oraya; makama gidiyorsunuz.

Bu konuda çok yazılar yazdık, özellikle cumhurbaşkanlığı makamında olanların; siyaseti germemesi, ayrıştır maması gerektiğini, muhalefet liderlerini hedef almaması gerektiğini, ülkenin ihtiyacı gereği aynı masa etrafında bir araya gelmenin zorunlu hale gelebileceğini, bu görevinde cumhurbaşkanı makamında bulunan kişiye ait olduğunu, çok yazdık. Ve bugün ülkenin içinde bulunduğu şartlar tüm siyasileri bir araya gelmeye mecbur kıldı. Ama eksik olmuştur. Cumhurbaşkanı eksik yapmıştır. Öncelikle mecliste grubu bulunan HDP’de (HDP’yi en çok eleştiren birisi olarak söylüyorum) bu görüşmeye çağrılmalıydı. Toplumun birlik beraberliğinden bahsediyorsanız parlamentoda temsil edilen bir partiyi yok (ona oy veren halkı) sayamazsınız. Hatta bu çağrı meclis dışında olan, belli oy oranlarına sahip parti başkanlarını da kapsamalı, onların da katkısı istenmelidir. Demokrasi diyorsanız aldığın oy kadar, seni var sayarım diyemezsiniz. Ülkenin bir araya gelmesi, birlikte olması söz konusuysa başta; meclis içi ve meclis dışı olmak üzere toplumun tüm kesimlerini kapsamalıdır. Ülkenin sorunlarını birlikte çözmekten başka çaremiz yok.

Siyaset sokağa teslim olmamalı, sokak siyaseti değil, siyaset sokağı yönetmelidir. Halkımız güzel bir demokrasi örneği sergiledi, uzatmamak kontrolü kaçırmamak gerekir. Uzaması ileride başka sakıncaları beraberinde getirebilir, dikkatli olmakta yarar var; ikinci emir gecikmemeli!

Soru, görüş ve düşünceleriniz için; ergun.aydogan@yahoo.com.tr

Bu yazı toplam 1390 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim