• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 26 °C
  • İzmir 23 °C

SON 90’LAR ÇOCUKLARI

Yeşim Ersoy

Sokakta büyüyen son nesiliz biz. 90’lar çocuklarıyız.

“Nerede o eski bayramlar ? Nerede o eski mahalle oyunları ?” diye sorabilecek son çocuklarız belki de. 

Bir adı vardı 80’ler 90’lar çocuklarının. Oyun oynayışları epeyce farklıydı şimdikilerden. Nice  oyun bilirlerdi. Şimdikilerin duyduğunda sanki yabancı bir dil konuşuluyormuş gibi baktığı.

Saklambaç, yakar top, körebe, sek sek, üç taş, elim sende, simit… Ve daha onlarca, yüzlercesi… Günümüzü oyun bahçesine çevirmeye “Hadi oyun oynayalım.” cümlesi yeterdi. Zaman da o kadar hızlı geçerdi ki  annemizin, “Hadi akşam ezanı okunacak yeter artık.” sözünü duyana kadar ne oynasak kâr sayardık. 

Evet büyüdük ama içimizdeki 90’lar çocuğunu öldürmemiş gençler olduk şimdilerde. Öldürmemiş ve öldürmeyecek… Ne vakit, bulduğu her an kendini sokağa atmış, eve üstü başı toz geldiği için annesinden azar işitmiş çocuğa rastlasak yine gider eski günlere özlemle bakarız.

Arkadaşlarımla en sevdiğim konulardandır çocukluğumuz. İp atlarken söylediğimiz manilerden konuştuk geçen okul çıkışında. “Laleli bir, içeriye gir. Laleli iki, ormandaki tilki. Laleli üç, atlaması güç…” Ara ara durakladık. Acaba diye düşündük. Utanmadım değil o an. Her gün dilimizde dolanan cümleler yavaş yavaş gidiyor muydu hafızalardan?

Şirinler, teletabiler, yeşil papağan kakule, pikaçu, tasolar, beybladeler ve bir türlü kimsenin forma kazanamadığı futbolcu kartları. Muhakkak ki her biriyle en az bir anımız vardır. Kendimden anlatacak olursam; Ben gerçekten uslu bir çocuk olduğumda şirinleri göreceğime inanıyordum. Tabi bunda abimin ben gördüm demesi de bi hayli etkiliydi. Laa-laa, Dipsy, Po ve Tinky Winky bize mutluluklar saçan bir güneşin batışıyla veda ederdi. Ve  biliyorum siz de annenizin yemek sinisini alıp beybladeleri yarıştırdınız komşu çocuklarıyla.

Hangimiz kar yağdığında annemizin “ üşütürsün çıkma! Üstünü ıslatma sakın!” tembihinden sonra eve sırılsıklam ve yüzümüzde kocaman bir mutluluk, ellerimizi ovuşturarak gelmedik ki. Biliyorduk ki ertesi gün annelerimiz “ Ben sana demedim mi?” diye hastalığımızı burnumuzdan getirecekti. Getirecekti ama yine onun tarhanasıyla şifa bulacaktık.

Sosyal medyada da ara ara rastlarız illaki çocukluğumuzun vazgeçilmezlerine. Mutlu eder bizi beş dakikalık çocukluk yolculuğumuz. Her çocukluk anısıyla yeni bir yolculuk başlar. Özlem dolu yolculuklar.  Bir anı diğerine kapı aralar. Oradan bir başka oyun diyarına… 

Güzeldi 90’lar çocukluğu.

Bu yazı toplam 1031 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim