• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 16 °C
  • İzmir 10 °C

SON SÖZ SON KARAR

Mevlüt Mürsel Uzun

Partiler 1 Kasım seçimine giderken bütün hazırlık çalışmalarında durakları bir bir geçerek, nihayet son durağa gelmiş bulunuyor. Halk deyiminde hani bir söz vardır, “Saç kesilir, kel görünür” diye, seçime katılan partilerin durumu da buna benziyor. Seçim gününe şurada sayılı saatler kaldı. Partiler şu sıra seçmen koltuğuna oturmuş tıraş olmakla meşguller, Saçları kesilsin bir görelim 1 Kasım akşamında nasıl bir görünüm ortaya çıkacak. Seçmen bu yönde son sözünü ve son kararını vermeden önce isterseniz partilerin durumlarına bir göz atalım:

Ak Parti 7 Haziran seçimine giderken gündeme getirip de kamuoyuna iyi anlatamadığı başkanlık sistemi yüzünden ve üç dönem milletvekilliği şartıyla saf dışı bıraktığı tecrübeli kadronun yokluğu nedeniyle epeyce bir kayba uğramıştı.  Bu sefer 1 Kasım seçimine giderken hem başkanlık sistemini gündeminden çıkardı, hem de saf dışı bıraktığı milletvekillerini kongre kararıyla tekrar siyaset sahnesine sürerek kaybettiği seçmen kitlesini geri döndürmeye çalışıyor.  

AK Parti’ye karşı hasım olan birçok muhalifler bulunuyor. Bilhassa bunların başında da gelir muslukları kısılan çıkarcılarla, siyaset sahnesinde yer alan HDP ve MHP partileri geliyor. AK Parti 13 yıllık iktidarı döneminde hızlı ve verimli çalışarak milletimizi gerek dev hizmetlerle buluşturması, gerek toplumun refah seviyesini yükseltmesi, gerekse ülkemizi ileri noktalara taşımış olması elbette ki bu çevreleri rahatsız etmiştir. Fakat ülkesini seven ve geleceğini düşünen seçmen AK Parti’nin yaptıklarını düşünerek yine tek parti iktidarı demek suretiyle tercihini bu yönde kullanacağına inanıyorum.

CHP’ye gelince; parti yönetimi olarak genel başkanlık değişimi sırasında geçirdiği şok nedeniyle ve yenilik adı altında oluşturulan kadro değişikliği sebebiyle birçok tecrübeli kadronun saf dışı edilmesi yüzünden hala kendini toparlayamadı. Ayrıca genel başkan Kılıçdaroğlu ve bazı parti milletvekillerinin FETÖ terör örgütüne karşı  korumalı bir tavır sergilemesi bu partiye zarar vermekte. Terör denilince ilk akla gelenlerden biride Kılıçdaroğlu’nun Sosyalist Enternasyonel toplantısında imza attığı sonuç bildirgesinde “PKK’lılar Filistinliler gibi özgürlük savaşçısıdır” iadesine karşı çıkmaması affedilir gibi değildi.

CHP girdiği her seçimde aldığı oy yüzdesi sadece 25-26’lar bandını geçememiştir. Şu son seçime gidilirken parti yönetiminin iktidara karşı tutumu ve paralel yapıya karşı ilgisi yüzünden de pek öyle başarı kazanacağını zannetmiyorum.

MHP’ye gelince bu parti TBMM genel kurulunda çıkarılan asker ve polise yetki veren iç güvenlik yasasının kabulü sırasında milletvekillerinin sırf AK Parti karşıtlığı yüzünden bozkurt işareti yaparak HDP ile birlikte hareket etmesi affedilir gibi değildi. İkinci bir husus da koalisyon görüşmelerinde genel başkan Devlet Bahçeli’nin PKK terörüyle savaşıldığı bir sırada hayırcı siyaset izleyerek aksi tutum sergilemesi kesinlikle doğru değildi. MHP tabanında bu ve buna benzer olumsuzluklar nedeniyle moraller bozuk görülüyor. İllerde adaylar ve teşkilatlar gayretli çalışma içinde bunuşalar da bunun oy kaybını önlemeye yetmeyeceği söyleniyor. Keza Genel Başkan Bahçeli’de seçime 15 gün kala Ankara mitinginden sonra miting yapmayı bırakıp çalışmalarını salon toplantılarına çevirmiş olması da ayrı bir anlam ifade ediyor.

HDP’ye gelince bu parti 7 Haziran seçimlerine gidilirken destekte bulunan Aydın Doğan ve Paralel Yapı medyalarının oluşturduğu barış amaçlı cilası PKK’yla olan içli-dışlı oluşu yüzünden dökülmüş bulunuyor. Son günlerde Ahmet Hakan gibi medya mensupları her ne kadar HDP’yi tekrar eski haline getirmeye çalışsalar da bunun pek mümkün olmayacağı görülüyor. Üstelik de milletvekilliğine aday gösterdiği bazı isimlerin PKK terör örgütünü övmekten ve yardım etmekten suçüstü yakalanmış olmaları bu partiye epeyce puan kaybettirmiştir. Bir başka husus da Haziran seçiminde emanet oy veren Nişantaşı zenginleriyle, sol kesim seçmenleri de mahreçlerine geri dönecekleri söyleniyor.

Meclis de grubu bulunan partilerin dışında ki seçime katılan partilerin seçimi kazanıp, meclise girmeleri mümkün görünmediğinden bunlar hakkında bir yoruma gerek görmüyorum.

Kısaca söylemek gerekirse Pazar günü yapılacak olan seçim ülkemiz ve partiler için bir kader seçimi olacaktır. Oy kullanan vatandaşların ailesinin ve ülkesinin geleceğini düşünerek karar verip oyunu ona göre kullanacaklarını umut ediyorum…      

Bu yazı toplam 383 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim