• BIST 110.248
  • Altın 155,354
  • Dolar 3,8262
  • Euro 4,5259
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 8 °C
  • İzmir 12 °C

SÜNNET-İ SENİYE

Fatih Yokuş

Sünnet; takip edilen yol, adaletli davranış ve gelenek anlamına gelir. Dindeki anlamını Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sözleri, yaptıkları veya başkasının yapıp kendisinin beğendikleri olarak üç başlık altında izah edebiliriz. 

Sözlü  sünnet hadislerdir. Fiili sünnet  Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemın yaptıklarıdır (namazın nasıl kılınacağını, hac farizasının nasıl yapılacağını, yeme, içme...) Takriri Sünnet  Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemın gördüğü ve işittiği bir şeyi beğenip kabul ettiğidir (ezan gibi).

Günümüzde İslamiyeti itibarsızlaştırmak, içini boşaltmak isteyen kişiler(Ruhban sınıfı) "Bize Kur'an yeter" diyerek sünnete önem vermemekte, itibarsızlaştırmak için de çaba harcamaktadırlar. Aslında bu tür düşüncedeki insanlar Kur'ana da önem vermezler, lafın gelişi olarak "Kur'an yeter" derler. Zira, Kur'an'sız peygamber olamayacağı gibi, peygambersiz Kur'an da olmaz. Birini diğerinden ayırmak, birini kabul diğerini reddetmek, aslında her ikisini inkar etmek manasına gelir.

Maide 92 ayet: 

"Allah'a itaat edin, Resule de itaat edin (ona karşı gelmekten) sakının. Eğer yüz çevirirseniz (kendinize yazık etmiş olursunuz). Bilin ki, Resulümüz üzerine düşen açık tebliğden başka değildir."

Allah'ın kulları arasında seçtiği, vahiy ile donattığı, tebliğ görevi ile görevlendirdiği  Peygamberlere, bir Müslüman olarak iman eder ve onun sünnet-i seniyesine uymayı bir görev biliriz.

Al-i İmran 31;

"(Ey Rasulüm!) de ki: "Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir."

Alemlere rahmet olarak gönderilen son Peygamber Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellme  bir Müslüman olarak tabi olmayı ve gücümüz nispetinde, emir ettiğini yapmaya ve yasakladığı şeylerden de sakınmaya çalışırız.

Haşır 7;

"Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasak ettiyse ondan da vazgeçin."

Sünnetler; kimi azaman, farz ve vacip ameller, kimi zaman dini tamamlayan, mustahap ameller, bazen de adap ve ahlakla ilgili ameller olabilir. Her Müslüman, ecir ve sevabını Allah'tan bekleyerek, gücü yettiği kadarı ile sünnete tabı olmalı ve ona uygun amel etmelidir.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem;

فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ، تَمَسَّكُوا بِهَا وَعَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِذِ، وَإِيَّاكُمْ وَمُحْدَثَاتِ الْأُمُورِ، فَإِنَّ كُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ

"O halde benim sünnetime ve benden sonraki doğru yolu bulmuş Raşid halifeler imin sünnetini alın ve onlara, azı dişinizle ısırırcasına sımsıkı sarılın. (Dinde olmayan) sonradan çıkarılan yeniliklerden sakının. Çünkü (dinde) sonradan çıkarılan her yenilik bid'attır. Her bir'at, dalalettir. Her dalalet de ateştir.(Ebu Davud: 4607).

Din adı altında yapılan veya dini bir kılıfla kaplanan her amel, dini bir değeri olmaya bilir.

Dinde olan ve sünnete uygun olan amelleri, mezhep imamları, ilmihal kitaplarında detaylı biçimde anlatılmışlardır. Bize düşen görev ise "Ma vece be aleyh" denilen, farzları, sünnetleri, mendup, mekruh ve haramları bize yetecek kadar bilmek, hurafe ve bidalardan uzak durmaktır.

Resulullas sallallahu aleyhi ve sellem:

مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّتِي عِنْدَ فَسَادِ أُمَّتِي فَلَهُ أَجْرُ مِائَةِ شَهِيدٍ

"Fesadı ümmetim zamanında kim benim sünnetime sarılırsa, ona yüz şehit sevabı vardır."

DUA VE SELAMLARLA..

Bu yazı toplam 1280 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim