• BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 24 °C
  • İzmir 17 °C

''SURİYE'Lİ VATANDAŞLARIMIZ''

Ebru Oğuzhan Yeter

''Türkiye sizin de vatanınızdır. Şunu unutmayın, hiçbir zulüm ilelebet sürmez. Biliyorum, çok zorlukla karşılaştınız, çok acılar yaşadınız, çok kayıplarınız oldu. Allah biz kullarına her zorluğun arkasından bir kolaylık geleceğini vaat ediyor. Ve hiç şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir. Üzülmeyeceğiz, ümidimizi asla kaybetmeyeceğiz. Mücadeleyi asla bırakmayacağız. Duayı asla terk etmeyeceğiz. İnşallah çektiğiniz sıkıntıların, verdiğiniz emeklerin karşılığını alacaksınız. Evinize, yuvanıza kavuşacağınız o günlerin çok uzak olmadığına yürekten inanıyorum.Ben bu akşam burada kardeşlerime bir müjde vermek istiyorum. Kardeşlerimizin içinde inanıyorum ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak isteyenler var, konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı’mızın attığı adımlar var. Ellerinden geleni bakanlığımız oluşturduğu bir ofisle takip etmek suretiyle bu kardeşlerimize vatandaşlık imkanını vereceğiz.''

Bunları söyleyen, Cumhurun başı...

Tehlike büyük ve tehlike yanı başımızda her geçen gün daha da  büyüyor.

Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler, bölgenin ve özellikle de bizim Ülkemizin siyasal ve ekonomik durumunu değiştirmeye devam etmektedir.

Uluslararası siyaseti ve Ülkeleri yönetenler yüzünden milyonlarca insan mülteci konumuna düşmüştür.

Özellikle ülkemizin Sınırlarında ki kontrolsüzlük, boşluk ve duyarsızlık sayısını bilmediğimiz teröristlerin de şehirlerimize girmesine yol açmıştır.

Bu şehirlerde bizim halkımızın huzuru kalmamıştır.

Evlerinden, yurtlarından, işlerinden olan insanlar yaşadıkları acılar ve can kayıplarını geride bırakıp topraklarını terk etmiştir.

Bizim halkımız buna mecbur edilmiştir.

Bizim halkımızın terk etmek zorunda kaldığı bu yerlere Suriye'li Vatandaşlar mı yerleşecek ?

Milyonlarca  Suriye’li, Irak’lı mülteci içimizde yaşıyor.

Bu insanların,  Türk kimliğine kavuşması ne çözümdür, ne de gelecek için doğru bir adımdır.

Bu insanlar bizim misafirimizdir ve misafir olarak ülkelerine dönecekleri güne kadar kalmalıdır.

Onların barınma ve yaşam koşullarını sağlamak, onları bu duruma mecbur bırakan, tüm işbirlikçilerin ve bizim hükumetimizin sorumluluğudur.

Acilen  Suriye’de barış ortamı sağlanmalı ve bu insanlar topraklarına, vatanlarına geri dönmelidir.

Gelen mültecilerin, sağlık sorunları, kimlik sorunları,  yaşam koşulları  hiç biri kontrol altında değildir.

Yıllardır, sokaklarda dilenen, sokaklarda yaşayan, kamplarda kalmayı reddedip

perişan bir halde sokakları mesken edinen bu insanların bir çoğu, kendi durumlarından  haklı olarak, Türkiye’yi sorumlu tutarak bulundukları ortamlarda çeşitli huzursuzluklar çıkarmış, bazen kendi halkımızı onların yanında sığıntı durumuna düşürmüştür.

Parası olanlar, en iyi şartlarda yaşam sürerken, kendi   insanına  sahip çıkmamıştır.

Bizim halkımızın merhameti, misafirperverliği, vicdanı bu insanları her türlü kötülüğe karşı korumuştur.

Sokakta ki bebeklere, küçük yaşta kuma verilen  kız çocuklarına, kadınlara yine bizim halkımız sahip çıkmış ve onların haklarını savunmuştur. 

Ancak mültecilerin bir çok şehirde yaptıkları ve basına yansıyan hırsızlık, gasp gibi adi suçları ise göz ardı edilmemelidir.

AB’ye giriş kandırmacası karşılığında yapılan mülteci pazarlığı Ülkemizi hem siyasi hem de ekonomik olarak zora sokmuştur.

Her fırsatta en az üç çocuk talimatı veren  yetkililer sanırım Suriye'lilerde bu potansiyeli görünce tam da aradıkları vatandaş modeline kavuştular.

Mülteciler konusunda acil önlem almak zorundayız.

Yaşanan bu kadar olumsuz olaylara ve kendi halkımızın çektiği sıkıntılara rağmen mültecilerin vatandaşlığa alınması olayı çok tehlikelidir.

Bir çok okulda çocuklarını Suriye'li çocuklarla aynı sınıfta okutmak istemeyen aileler var.

Şimdi den bu çatışma yaşanmakta ve yetkililer buna duyarsız kalmaktadır.

Görülüyor ki,  Güneydoğu'da  yakılan, yıkılan yerlere yeni rantlar sağlanarak yapılacak olan yerleşim alanlarına Suriye’lileri şimdiden yerleştirmişler.

Yavaş, yavaş bu günlere kadar gelen bu süreç planlıdır, ani gelişen bir durum değildir.

Suriye’den, Irak’tan gelen mültecilerin vatandaş olması, bizim dilimizi, kültürümüzü, geleneklerimizi, aile birliğimizi, gençliğimizi ve geleceğimizi tehlikeye sokacaktır.

Mültecilerin kendi başına bela olacağını düşünüp para karşılığı bize satan Avrupa Birliği’nin istediği tam da budur.

Türk kültürünü, kimliğini ve birliğini bozmaktır.

Bu yazı toplam 3232 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim