• BIST 107.749
  • Altın 143,535
  • Dolar 3,5290
  • Euro 4,1420
  • Ankara 26 °C
  • İstanbul 25 °C
  • İzmir 28 °C

TARIM FUARINDA ''YEREL TOHUM'' MÜCADELESİ

Ebru Oğuzhan Yeter

Bu yıl da,  Fethiye Tarım fuarında adeta kurtlar sofrasında 3. kez küçük bir alanda yerimizi aldık.

Çoğu yabancı markaların temsilcileri olan firmalar, ödedikleri büyük paralara göre daha geniş alanları işgal ederken, yerel tohumları yaşatmak için yıllardır mücadele eden derneğimize  ancak  küçük bir alan uygun görülmüştü.

Fuarı ziyarete gelen köylümüze, çiftçimize görsellikte sınır tanımayan tarım ürünleri, makinalar, ekipmanlar sunulurken, sanki bir  'Yat fuarı' nda gibi hissettiren çoğu üniversite öğrencisi olan çok güzel genç kızlar giydikleri zor kıyafetlerle hizmet ederek, firmaların ürünlerini tanıtıyorlardı.

Gelen ziyaretçilerle yaptığımız görüşmelerde, çiftçinin, köylünün, üreticinin ortak sorunu ürettikleri ürünlere Pazar bulamamaktı.

Domates üreticisi, Irak’ a yapılan ihracattan söz ederken, kendilerinin para kazanamadığını, aracıların asıl parayı kazandıklarını anlatıyor. Yerel tohumları anlattığımız zaman, üretci en büyük sorunun az ve geç ürün almak olduğunu dile getiriyor. Başka bir gelir kaynağı olmayan üretici sera yaparak, Hibrit tohum ve kimyasal gübre, ilaç kullanarak bir an önce ürün alıp ailesini geçindirmek, para kazanmak zorunda olduğunu samimiyetle ifade ediyor.

Bir çok üretici de sadece kendi tüketeceği ürünlerde yerel tohum ektiğini, para kazanmak için ise hazır tohum ve kimyasallar  kullandığını açıkça söylüyor.

Bazı üreticiler ise, kullandığı tohum, ilaç ve gübrenin insan sağlığına verdiği zararın bilincinde olduğunu söylerken  pazardan kendi tüketimi için yerel ürünler almaya dikkat ettiğini de açıkça dile getiriyor.

Maliyetten, borçlardan şikayetçi olan üreticimiz,  köylümüz ne yazık ki kaderine boyun eğer duruma gelmiş. Her şeyin farkında ve bilincinde olan üretici ektiğini satmaktan başka bir çıkar yolu olmadığını düşünüyor. Yerel tohum ekmek ve çoğaltmak onun için zor, doğal gübre ve ilaçlama yapmak ise zaman alıcı gelmektedir.

Arıcılıkta da durum farklı değil ne yazık ki. Dünyanın en değerli endemik bitki yapısına sahip olan ülkemizde arılarda doğadan uzaklaştırılıp kovanlara kapatılıp hazırlanan polenlerden bal toplayıp aynı alan içerisinde bal yapmaya zorlanmaktadır.

Fuar alanında küçük cam bölmelerin içine hapsedilen bal arıları,  içine yerleştirilen polenlerin üzerinde sözde doğal beslenip bal üretmek için teknolojiye uyum sağlamaya çalışıyorlar.

Ülkemizde 2006 yılında satışı yasaklanan yerel tohumların ardından, 2010 yılından itibaren  tarımda faydalı olan böcekleri de ithal etmeye başladık. Hayvancılıkta geldiğimiz nokta da ise hayvan gübresini de bir kaç işlemden geçtikten sonra ''doğal hayvan gübresi'' olarak  paketleyip üreticiye sunmak için yarışan firmalar çeşitli  markalarla  Fuar alanında yerini almıştı.

Bir çok yabancı firma Türk tarımına ve Türk çiftçisine destek verme adı altında Dünyada ki en yeni teknolojileri bize sunarken, bunun yanında kısır ve genleri ile oynanan tohumlarla birlikte gübresi, ilacı derken bir çok hastalığı da beraberinde bize satmaktadır.

Fuarda görüştüğümüz üreticiler bunları biliyor, konuşuyor, farkında, bilincinde ancak ne yazık ki üretici, köylü  yalnızlaştırılmış, çaresiz kalmış. Hibrit tohum kullanmaya, kimyasal ilaçlar almaya mecbur bırakılmış.

Cumhuriyet Kadınları olarak, her şeye rağmen bu kurtlar sofrasında, üç günlük Vatan nöbetimiz de ‘’bizde varız’’ dedik.

İlgilenen herkese istediği tohumları ücretsiz verirken, amacımızı, çalışmalarımızı ve yerel tohumlarımızı yaşatmanın önemini anlatmaya çalıştık.

Kapitalizme inat,özelleştirme ve yabancılaştırmaya inat ille de yerel tohumlarımızı yaşatacağız diyerek orada yer aldık.

Dev firmaların, masraflı sunumları, satışları ve tanıtımları arasında Milli duruşumuzla, bir avuç atalık tohumumuza sahip çıkmak için orada yer aldık.

Çiftçimizin, köylümüzün, kadınlarımızın haklarını aramaları için, çocuklarının, bizlerin ve geleceğimizin sağlığını tehlikeye atmamaları için orada yer aldık.

Yerel tohumlarımızı yaşatmak, gelecek nesillere sağlıklı tohumlar bırakmak için en sağlam duruşumuzla orada yer aldık.

Bu mücadeleye Ulus'ca destek vermeliyiz. Çarşıda pazarda yerel üreticiyi, yerel ürünleri desteklemeli biz talep ettikçe,  biz yerel ürünler tükettikçe çoğalacağını unutmamalıyız.

Yerel yönetimler, Odalar, dernekler, Üniversiteler bu mücadeleye destek vermelidir. Sadece paraya ve güce dayalı bu tür tanıtım etkinliklerinde ne yazık ki yaptığımız çalışmanın adı ''yerel'' olunca kendimize yer bulmakta zorlanıyoruz...

Sevgiyle kalın.

Bu yazı toplam 1477 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim