• BIST 83.048
  • Altın 147,065
  • Dolar 3,7593
  • Euro 4,0369
  • Ankara -4 °C
  • İstanbul 6 °C
  • İzmir 7 °C

TESPİT, TENKİD ve TEKLİFİMİZ

Ali Rıza Demircan

Ali Rıza DEMİRCAN hocamızın ARDEV iftar programında yaptığı konuşma;

Bismillahirrahmanirrahîm; Biz insanları maddî ve manevî nimetlerle donatan ve İslâm Allah'a hamd ederim. 

İslâm Dini’ni, kendisine indirilen son İlahî Kitabı Kur’ân-i Kerîm’in çizgisinde bizlere örneklendirerek açıklayan Sevgili Peygamberimiz, biricik hayat önderimiz Hz.Muhammed’e kalbî ihtiramlarımı arz eder, bilgili ve bilinçli bağlılarını artırmasını Yüca Mevlamızdan dilerim.

Hoşgeldiniz

T.B.M.M.Başkanımız muhterem İsmail Kahraman beyefendi Ağabeyimiz, hoş geldiniz.

Masum Anadolu'nun saf çocuğu İstanbul valimiz Saygıdeğer Vasip Şahin bey Kardeşimiz, safalar getirdiniz.

Ve sizler aziz kardeşlerim, hanımefendiler ve beyefendiler davetimize icabet buyurduğunuz için sizlere kalbî şükranlarımı arz ederim. Allah cümlenizden razı olsun.

İslâm’ın Tanımı ve İslâmsızlığın Sonuçları

İslâm insanla örtüşen bir hayat düzenidir. Çünkü İslâm’ın yasalarını koyan, evrenin tabîat kanunlarını koyan Allah’tır. Yaratılan tabîat kanunları gibi İndirilen İslâmî yasalar da muhteşemdir.

Tabîat kanunları ile çelişerek maddî hayat geliştirilemeyeceği gibi İslâmî kurallarla çatışarak da adaletli, erdemli ve Cennet ile taçlandırılabilecek bir hayat düzeni kurulamaz.

Bilimsel ve Teknolojik gelişmelere rağmen kurulamıyor.

190 küsur ülkeyi beş ülkeye mahkûm eden Birleşmiş Milletler,

İnsanlığı sömüren borca ve faize dayalı ekonomiler,

Milyarlarca insanın servetine denk mal varlığına sahip ve dünyamıza egemen olan sayılı aileler,

Bütün İnsanlığı mahvedebilecek nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar,

Silah satışları için çıkarılan savaşlar, kurgulan terörler,

Genleriyle oynanan gıdalar ve sağlığı tehdit edilen insanlar

Modern tıbbı ve ilaç üretimini sömürü amacıyla kullanan sanayiler,

Allah’ı ve indirdiği yasaları dışlayan hayatlar ve Şirk dilini kullanan bilimler

Suç - ceza dengesinden ve cezanın şahsiliği ilkesinden yoksun cezaî sistemler…

Bütün bunlar, Müslümanlar dahil İslâm’sız insanlığın geldiği ve getirildiği sonuçlardır.

ARDEV'in Varlık Sebebi

ARDEV’in varlık sebebi ve amacı insanımızın dünya ve âhiret mutluluğudur. Bunun için ARDEV İslâm Dini’nin gerçek içeriği ve güzelliği içinde iyi anlaşılması ve tebliğ edilmesi gerektiğine inanmakta ve karınca misali bu amaçla çalışmaktadır.

Aziz Kardeşlerim!

ARDEV olarak biz de çalışıyoruz ama İslâm Dini’in anlaşılmasını engelleyen ana sebepler üzülerek ifade edelim varlığını sürdürmektedir. 

Bu ana sebeplerden biri:

A. Fransız Tipi Buyurgan ve Dışlayıcı Laikliktir

Bu tür laikliğe temel oluşturan yürürlükteki yasalarla Yüce Dinimizin insan ve toplum hayatını yönlendirici kurallarının, bir bütünlük içinde öğrenilmesi yasaklanmış, yaşanması da engellenmiştir.

Diyanet işleri başkanlığımız kuruluş amaçları doğrultusunda bu yasaklayıcı çizgiyi takip etmiş, hazırlatılıp okutturulan hutbelerle dinimiz hayat düzeni olmaktan çıkarılmış, istisnasız bütün felsefi sistemler adına söylenebilecek birkaç ahlâkî ilke ile namaz ve oruç gibi birkaç ibadete indirgenmiştir. Örneğin faiz, eşcinsellik, tesettür gibi konularda bir tek hutbe sunulmamıştır.

Değil diğer eğitim kurumları, benim de mezun olduğum İmam Hatip liseleri ve İlahiyat Fakülteleri bile bu anlayışa göre yapılandırılmıştır. Örneğin İlahiyat fakültelerimizde toplumsal hayatımıza İslâm ile ışık tutan ve kültür emperyalizmine karşı çıkan bilimsel araştırmalar yapılmamıştır.

Böylece İslâm’ın geleceğe ilişkin bir iddiasının olamayacağı kendi çocuklarına yani Diyanet’ ve İlahiyat kadrolarına onaylatılmış ve söyletilmiş olmaktadır.

Bu fakültelerimizde Kur’ânımızın baştan aşağı bir meâlinin bile okutulmadığını söylemek maksadımızı anlatmada yeter olacaktır sanırım.

İslâm Dini’in anlaşılmasını engelleyen bir diğer ana sebep de:

B. Buyurgan ve Dışlayıcı Laikliğin Çizdiği Çerçevenin Kabul Edilmesidir

Ülkemizde aydın görülenlerimiz dahil halkımızın, tarikatlerimizin ve cemaatlerimizin, hatta ilahiyatçılarımızın büyük çoğunluğunun anladığı İslâm, çerçevesini buyurgan laikliğin belirlediği İslâm’dır. Çerçevelenmiş İslâm, İslâm’ın bütünü olmadığı gibi yer yer de O’nunla çelişkilidir. Hürafelerle de örülüdür. Böylesi bir İslâm ile, hayata Müslümanca bakmak mümkün değildir. Seküler ve sömürücü düzenlere alternatif oluşturmak da mümkün değildir.

Sevgili Kardeşlerim! Bir asra aşkındır İslâmî açıdan bilgi, bilinç ve amel yoksunluğu içindeyiz. Asıl felaketimiz de bunun farkında olmayışımızdır. Soru formatında bazı tespitler yapmak istiyorum.

1. İnsanın yüceliği, inanç ve ırk ayırımı yapılmaksızın bütün insanlara adaletli ve ikram edici olunması İslâm’ın gereğidir. Bu tür konuları yeterince işleyebiliyor muyuz?

2. Rabbimiz tarafından güzellik yarışına çıkarılmış insanlar olarak bütün sözlerimiz, işlerimiz, ilişkilerimiz, üretimlerimiz ve sanat faaliyetlerimize estetik boyutlar kazandırmamız İslâm’ın gereğidir. Estetik kaygılar taşıyor ve bu uğurda çalışmalar yapabiliyor muyuz?

3. Faize dayalı ekonomi, Allah’ın İslâm aracılığıyla savaş açılmasını emir buyurduğu insanlığı sömürücü bir yapıdır. Bilinçli bir karşıtlığımız ve alternatif nitelikli faizsiz düzen çalışmalarımız var mıdır?

4. Putlaştırılan sporu, cinsel duyguları saptıran musikiyi, değerlerimizle çelişen giysi modalarını, haram cinselliği ve şiddeti önceleyen sinema filmleri ve televizyon dizilerini İslâm’ın insan doğasıyla örtüşen kurallarıyla yapılandırmak mümkün iken, böylesi problemlerimizi çözücü projeler üretebiliyor muyuz?

Hayatımızın her alanına teşmil ederek onlarcasını sorabileceğimiz.

Bu soruların muhatabı siyasilerimiz değil, başta biz aydınlar ve ilahiyatçılar olarak bütün milletimizdir.

C.Açıklamaya çalıştığımız sebeplerle İslâm’ın gerçek içeriği ve güzelliği ile anlaşılamaması, yaşanılamaması ve çözüm üretici kaynak olarak görülmemesi, İslâm’la insanımız arasındaki makasın açılmasına sebebiyet vermekte ve bizleri eleştirdiğimiz insanların konumuna düşürmektedir

Şu gerçeğin altını çizmeliyiz:

Maddi imkânlarımız artmakta, idari görevlerimiz bütün yönetim alanlarını kuşatmaktadır. Ama İslâmî bilgi ve bilincimiz yeterince gelişmemektedir. Bu da toplumumuzun bize yönelik ümitlerini zedelemekte, haklı yergilere maruz kılmaktadır.

Artık kendimizi sorgulamalı ve eleştirebilmeliyiz.

Kardeşlerim!

Yeni aktörler olarak sahneye biz çıkmaya başladık. Ama önemli olan senaryoların değiştirilmesidir, daha bir milli ve İslami renge bürünür olabilmesidir.

Çalıştık, ülkemizde olumlu değişimler oldu. Ümit var olmamızı gerektirecek atılımlar yapılmaktadır.

Milletimiz İslâm Dünyasının da ümididir.

Tesbitlerimiz asırlık problemlerimizdir.

İçe dönük tenkitlerimiz, başarılarımızı artırmamız, kalıcı ve sürekli kılabilmemiz içindir.

Teklifiz, aydınlarımız ve sivil toplum örgütlerimiz başta olmak üzere milletçe daha çok ve organizeli olarak çalışmamızdır.

Özgürlüklerimiz arttırmalıyız. İslam’ın gerçek içeriği ve güzelliği ile öğrenmeliyiz. Problemlerimize İslam’la çözüm üretme çalışmalarımızı başlatmalıyız. Bunları yapamazsak değil gelişmek, dünya ölçeğinde üst akılların oluşturabileceği İslam görünümlü tehlikeleri bile göğüsleyemeyiz.

Ardev olarak ilginizi ve desteğinizi bekler, saygılar sunarım. Allah’a emanet olunuz.

 

Kaynak

Bu yazı toplam 1256 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim