• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 18 °C
  • İzmir 16 °C

TOPLUMUN SORUNU KADIN CİNAYETLERİ

Mevlüt Mürsel Uzun

Son günlerde sıkça kadın cinayetlerinin işlenmesi son derece düşündürücüdür. Sebebi ne olursa olsun toplumun en saygın bireyleri olan kadınlarımızı katletmeye kalkışmak en hafif tabiriyle cehalettir, vicdansızlıktır. Medyadan öğrendiğimiz kadarıyla bir yıl içinde 600 kadın öldürülmüş. Bu acımasız cinayetleri en etkili şekilde önleyecek tedbirlerin başında şüphesiz ki etkili yasaların çıkarılması ve emniyet güçlerinin kol kanat germesiyle mümkün olacaktır. Bu konuda Adalet Bakanlığı 2002’den sonra kadın cinayetlerinin yüzde 1400 arttığını açıklamasının ardından bazı önleyici tedbirler alınmıştı. Gelgelelim alınan bu tedbirlere rağmen yine de bir azalma görülmemiştir. Bir vali yardımcısı kalkarda koruma talebinde bulunan bir kadına “En fazla ölürsün, ölümden kaçış yok” derse; Boşandığı eşi tarafından tehdit edildiğini söyleyerek koruma isteyen bir kadına polisin kalkar da  “Sende sürekli gelip, bizi meşgul ediyorsun, dilekçe için harcadığımız kağıtlara yazık” derse bu cinayetleri önleme konusunda sorumluluğu olanların ciddiyetsiz ve gevşek davrandığını ortaya koymakta.

Son yıllarda aile içi geçimsizliklerde en fazla şiddete maruz kalan kendisini yeterince koruyamayan kadınlarımızın olduğu görülüyor. Kadınların en çok öldürüldüğü bölgelerin başında da Doğu ve Güneydoğu bölgelerimiz gelmektedir. Aşiret yapısının hüküm sürdüğü bu bölgelerde katı gelenek anlayışının yıllardır hüküm sürmesi nedeniyle buralarda töre kavramı öne çıkmaktadır.

Anadolu geleneğinde hiç de hoş olmayan bir anlayış vardır, karı-koca arasına girilmez, hem sever, hem döver gibisine. Akrabalar, komşular, eş-dost kavgayı seyreder de yapmayın, etmeyin demez ise bu konuda olayların önü alınamaz. Birçok olayın önlenmesinde akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin öne çıktığı durumlarda saygı-sevgi ve itaat çok büyük önem taşımaktadır.

Toplumumuzda meydana gelen kadın öldürme olaylarının sonuncularından biride Bursa’da evladın annesini öldürme olayıdır. Aşırı derecede alkol alan 25 yaşındaki bir genç annesinin başını duvara vurarak öldürdükten sonra verdiği ifadede “Annemin içine şeytan kaçtı onun için öldürdüm” demesi cehaletini göstermekte. Oysa şeytan o masum kadıncağızın içine değil, merhametsiz evladın içtiği alkolin içine kaçmıştır.  

Her zaman iyiyi, doğruyu emreden güzel dinimiz herkes için “Doğumu bir müjde, İman ve cihaddan ibaret olan hayatı bir destan, vefatı ise bir şeb-i arus” olarak tarif etmiştir. Peygamber efendimize bir Sahabenin kime iyilik edeyim diye sorması üzerine üç kere “Annene” dedikten sonra ancak dördüncüde “Babana” diye buyurmuştur.

Toplumda kadın hakları denildiği zaman ilk akla gelen siyasi ve sosyal hakların tümü gelir. Bilhassa kadın erkek eşitliğine önem verilerek hayatın her alanında yer almış olmaları yüzyılımızın bir medeniyet ve uygarlık aşamasıdır. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk 1923 yılında kadınlarımızla ilgili olarak yaptığı bir konuşmasında “Şuna inanmak lazımdır ki, dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir.”

Gelişmiş bir toplum olarak kadına karşı reva görülen şiddeti ve öldürme hareketlerini kınıyoruz. Kadınlar Türk-İslam anlayışında saygınlığı fazlasıyla hak eden ve baş tacı edilmesi gereken toplumda Anadır, bacıdır ve eşdir…

Bu yazı toplam 938 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim